Giriş
(14)

kim şampiyon oluyor?

wilhelmwasmuss
arkadaşlar bugünkü maç sonuçlarına, ikili, üçlü averajlara göre filan son maçlarda hangi sonuçlarda kim kaçıncı bitiriyor? özet geçebilir misiniz?
arkadaşlar bugünkü maç sonuçlarına, ikili, üçlü averajlara göre filan son maçlarda hangi sonuçlarda kim kaçıncı bitiriyor? özet geçebilir misiniz?
0
wilhelmwasmuss
(11.05.21)
Fener'i geçiyorum. Gs ve bjk puan eşitliğinde bjk ikili averajla şampiyon olur. Gelecek hafta bjk gs'denbaz puan alirsa gs şampiyon.
0
prole
(11.05.21)
Beşiktaş +2 averajla önde. GSnin bu averajı geçmesi ve galip gelmesi lazım. Beşiktaşın da aynı şekilde galip gelip bu averajı önde bitirmesi lazım.
0
olaylar olaylar
(11.05.21)
prole'nin verdiği bilgi yanlış. ikili averaj eşit şu an. beşiktaş'ın galatasaray'a karşı genel averajda iki gol üstünlüğü var. attıkları gol sayısı daha fazla olduğu için eşit averajda da beşiktaş şampiyon olur.

üçlü averajda beşiktaş şampiyon oluyor. hem beşiktaş hem galatasaray kazanırsa da averaja bakacak ama beşiktaş'ın büyük şansı var çünkü beşiktaş tek farklı kazansa bile galatasaray'ın dört farklı kazanması lazım.

ben o yüzden hala beşiktaş'ı çok daha avantajlı görüyorum açıkçası, iki maç üst üste kaybettiler ama bence üçüncüsü gelmez.

fenerbahçe'nin şampiyon olması için diğer iki takımın kaybetmesi lazım. tabii kendileri de kazanacak. ikili ya da üçlü averaj fark etmez hepsinde geride kalıyorlar, o yüzden puan farkı gerekiyor onlara.
0
der meister
(11.05.21)
@der meister bu yeni ikili averaj kuralı ne zaman geldi? deplasman golünün önemli olduğu ikili averaj hangi ara değişti?
0
congratulations
(11.05.21)
fenerbahçe lol
0
austra
(11.05.21)
deplasman golü kuralı iki ayaklı eleme maçlarında geçerli olur genelde. yani bu tamamen lig yönetimine kalmış bir şey, statüyü yazanlar puan eşitliğinde daha fazla galibiyeti olan takıma öncelik verilebileceğini yazabilirler, eğer onaylanmışsa lig o kurala göre oynanır. örneği yok değil.

süper lig'de ikili averajda deplasman golü kuralı yok, sadece toplam gol sayısı dikkate alınır. beşiktaş kendi evinde 2-0 yenmişti. galatasaray da 3-1 yendi. o yüzden 3-3'le eşit kaldıkları için genel averaja bakıyor iş.
0
der meister
(11.05.21)
bjk yenerse şayet, gs nin bjk nin attığı farktan en az 3 fark fazla atması lazım.

özet bu.

edit : 4 müş galiba sorry
0
garavel
(11.05.21)
cevaplar için teşekkürler. peki düşme/kalma maçları için durum ne? kayserinin yenilip, ankaragücü ve gençlerin kazanacağını varsayarsak kayseri, ankaragücü, gençler üçlüsünden hangisi düşüyor?
0
🌸wilhelmwasmuss
(11.05.21)
ankaragucu ve erzurumspor ile dusenler belli oldu artik. Gencler ve denizli gecen haftalarda dustu.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(11.05.21)
sampiyonluk icin de herkes iki takimin da galip gelecegini dusunerek yaziyor. futbolun pisligi bu hicbir sey belli degil. besiktasin kadro problemi buyuk ve eger bugun dustugu hataya duserse (1-1 korumaliydi 10 kisiye karsi) goztepeye puan kaybedebilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(11.05.21)
Bu tarz durumlarda gs olur, puana falan bakilmaz 8 gerekiyorsa gs 8 atip bekler.
Hele basinda ft varsa aksi durum dusunulemez.

Not: fb
0
divit
(11.05.21)
Ben de Beşiktaşın kazanamayacağını düşünenlerdenim. Gs'nin winnerlığı da olsa Malatyaya 4-5 atması kolay değil. Ama gerek de kalmayacak muhtemelen. O yüzden şampiyonluğumuz hayırlı olsun diyorum.
0
Jux
(11.05.21)
Gbirliği daha düşmedi.
0
EasyTiger
(11.05.21)
Ayrıca GS'nin şampiyonluğunun hâlâ zor olduğunu düşünüyorum. Sadece çoğunlukla kriz yönetemeyen BJK'nin ayakları dolaşmasından ötürü puan kaybetmesi ile GS şampiyon olabilir bence.
0
ozgurluk savascisi
(12.05.21)
(12)

ABD'ye aşı olmaya gitme fırsatınız olsa

roket adam
şimdi mevcut abd turistik vizem var tertemiz. bir arkadaşım da hatta bu hafta ABD'ye gidiyor aşı olup biraz gezip dönecek. benim de gidip gelecek durumum da var, beni de davet etti. ancak problem şu ki, eşime vize alamıyorum çünkü turistik vize başvuruları kapalı şu anda.böyle bir fırsatınız olsa, t
şimdi mevcut abd turistik vizem var tertemiz. bir arkadaşım da hatta bu hafta ABD'ye gidiyor aşı olup biraz gezip dönecek. benim de gidip gelecek durumum da var, beni de davet etti. ancak problem şu ki, eşime vize alamıyorum çünkü turistik vize başvuruları kapalı şu anda.

böyle bir fırsatınız olsa, tek gidip aşı olup döner misiniz, yoksa eşim olmadan asla mı dersiniz?
0
roket adam
(11.05.21)
eşim gelemiyorsa, ben de gitmem.
0
irene
(11.05.21)
yani eşim olmadan gitmezdim ben. ama bir yandan eşim de durmadan git git derse giderdim.
0
wild honey suckle
(11.05.21)
eşiniz olmadan neden gitmeyeceksiniz anlamadım. gidip aşı olmazsanız belki covid olup ona da bulaştıracaksınız. bir mantığa oturmuyor.

not: eşim aralıkta covid oldu, yanında olmak adına evden ayrılmadım, hastayken odayı bile ayırmadım bir şeye ihtiyacı olur diye. bana da bulaştı tabi. amerika'da aşı olma şansım olsa yarın giderim. fedakarlıkla, dayanışmayla bir ilgisi yok yani.
0
brakgn
(11.05.21)
bu soruyu şöyle formüle ediyorum. eşimin gitme imkanı ve fırsatı varsa ben bu durumda ne derim? tabii ki gitsin, hemen bu illetten/stresten kurtulsun, o arada bir de Amerika'yı gezsin vs vs derim. mutlu ve sağlıklı olabileceği her şeyi yapsın isterim. o halde, ben de giderim. o da bunu istemeli zaten.
0
conanmaverick
(11.05.21)
Şu gün, sadece aşı için gitmezdim.

Bayramdan bir süre sonra muhtemelen parası ile aşı olayını çıkartacaklar. 25-30 dolara isteyen aşısını olacak.

Başka türlü aşı olayını götürmeleri mümkün değil. Para yok. İşin kötüsü, "para yok" ta diyemiyorlar.


.
0
kartallar yuksek ucar
(11.05.21)
aşı için gidilir mi oraya abi ya. tonla param olsa çekmem. ha tatile gidiyorum arada aşı da olacağım dersen ayrı.
0
bohr atom modeli
(11.05.21)
cevremde bircok kisi amerikaya siya gitti esli veya es olmadan, hatta bir arkadasim 2. doz asida beni de cagirdi yanina eslik edeyim diye ucak otel bedava:) sirf yasadigim yerden ucus 16 saat suruyor diye useniyorum.

gidilir tabi ki, gitmeden kapsamli seyahat sigortasi yaptirilir. ilk gun asi olup kalaninda gezilir tozulur...
0
cairo
(11.05.21)
eşim olsa da gitmem ben açıkçası. koronanın muhtemelen perişan edeceği bir şüşko olarak bu virüsten bayağı korkuyorum ama bunun için dünyanın öbür ucuna gitmezdim, kim uğraşacak.
0
der meister
(11.05.21)
sadece aşı için gitmek bana göre yetersiz bir sebep. ama çok sıkıldım kafa dağıtacağım eşim olmasa da arkadaşlarımla güzel vakit geçirebilirim en azından 1 hafta falan derseniz mis gibi tatil olur.
0
ala09
(11.05.21)
Kesinlikle asi icin gitmem. Hatta soyle soyleyeyim.Haziran basinda yurt disindan TRye ucak biletim var. Biraz daha kalsam asi olabilecegim ama asiyi beklemeden TRye gelmeyi tercih ediyorum. Hic bir motivasyon ABD`ye asi icin gitmeye ikna edemez beni
0
turkuaz
(11.05.21)
Ben asi icin giderdim, gayet normal bir fikir. Asla gitmezdim diyenler muhtemelen Turkiye'de de asi olmaya ilgi duyamayan tipler.
0
hot potato
(11.05.21)
eşim olmadan gitmem.
0
basond
(11.05.21)
(10)

Mobil oyun vakit kaybı mıdır

aslil
Merhaba. Telefona ara sira özenip heves edip oyun yüklüyorum ama kısa sürede siliyorum sıkılıp. Vakit kaybı gibi geliyor.Sizce oyun - özellikle mobil oyun- oynamak vakit kaybı mıdır? Biseyler kaçırıyor muyum yoksa?
Merhaba. Telefona ara sira özenip heves edip oyun yüklüyorum ama kısa sürede siliyorum sıkılıp. Vakit kaybı gibi geliyor.

Sizce oyun - özellikle mobil oyun- oynamak vakit kaybı mıdır? Biseyler kaçırıyor muyum yoksa?
0
aslil
(09.05.21)
Yapacak bir işin seni bekliyorken sen onu gozardi edip vaktini mobil oyuna harciyorsan vakit kaybi olabilir belki de, oyun oynamazsan yerine yapacagin is dizi izlemekse vakit kaybi degildir bence. Sonuçta egleniyorsan bence sorun yok.
0
a perfect lie
(09.05.21)
Mobil oyunların hor görülmesinin sebebi "gerçek oyun" olarak görülmemesi. Genellikle düşük kalitede tamamen token, gem satma üzerine programlanmış mobil oyunlar da az değil gerçekten de.

Arada aha ne güzel oyun lan bu diyeceğimiz "gerçek oyunlar" var ama bunlar cidden kaliteli oyunlar olduğu için pc'de başka konsollarda da oynanabiliniyor.

İstisnalar elbette var ama özellikle mobil oyunların eleştirilme, ciddiye alınmama sebebi bu.

~tam da dediğim gibi işte avianthem'in saydığı kayda değer oyunlar mesela bir tanesi psp oyunu, football manager zaten pc gorogoa da ps4, switch'de de yayınlanmış. Düzgün oyunlar konsolda, pc'de de çıkıyo yani ya da en kötü ihtimal çok iyiyse mobil oyun konsollara portlanıyor.
0
hedep
(09.05.21)
kesinlikle vakit kaybi. o sirada bir kitap okuyup veya film izleyip bir sey ogrenebilir, egzersiz yapabilir, yemek, temizlik vs yapabilirsin. ne bileyim uzun suredir konusmadigin bir arkadasi veya akrabayi arayabilirsin. dis ipiyle dislerini temizleyebilirsin. evdeki gereksiz ivir ziviri elden gecirip atabilirsin.

bunlari kendim icin yazdim. su an yapabilecegim, oyun oynamaktan daha kaliteli 200 tane falan aktivite cikarabilirim.
0
hot potato
(09.05.21)
Hiçbir şey kaçırmıyosun. Bilgisayar oyunlarını yine anlarım ama mobil oyunlar gerçek anlamıyla vakit öldürüyor. Bomboş duvara bakarım ama oyun oynamam.
0
IncredibleMau
(09.05.21)
seni hırslandırıyorsa ayırdığın vakit gittikçe artıyor düzenli olarak bağlıyorsa vakit kaybı fakat eğlendirip kafanı dağıtıp yeter diyorsan adı üstünde oyun
0
freebird5406_2
(09.05.21)
batak, king filan var telefonda. tuvaletteyken takiliyorum iyi zaman geciriyor. zaman gecirmek icin oynuyorum zaten, vakit kaybi olarak gormuyorum pek.

eger gun icinde baska seyler yapmak gerekirken oynuyorsan vakit kaybi derdim.
0
fakyoras
(09.05.21)
Vakit kaybıdır. Yapay zeka bu oyundaki etkinliklere göre şekilleniyor.
0
Erva
(09.05.21)
bunun cevabını senin vermen gerekmiyor mu? yattığı yerde 13 saat oyun oynayan kişiyle iş çıkışı metrobüste oyun oynayan kişi bir mi mesela?

yaptığımız her iş bize bir şey katmak zorunda değil. bazen canı oyun oynamak istiyorsa açıp oyun oynayabilmeli insan kötü hissetmeden. sen keyif alıyorsan, gereğinden fazla vakit ayırmıyorsan bence sorun olmamalı.

"zamanımı daha iyi değerlendirebilirdim" diye düşünmek güzel olabilir ama bunun sonu yok ki. her zaman daha iyi ve verimli bir aktivite bulunabilir. robot değiliz, öyle hayat mı geçer?
0
der meister
(09.05.21)
mobil oyundan mobil oyuna değişen hede.

mesela ben şu sıralar telefonda football manager mobile 2021 ile gta: chinatown wars oynuyorum. bunların yanı sıra apple arcade’de inmost, pilgrims gibi oyunlar da var arada göz attığım. her birine ayrı makale yazılır. gorogoa diye bir oyun bitirdim, oyun değil adeta bir sanat eseri. gta:cw de hikayesi ve doluluğuyla, çizgi roman tarzı ara videolarıyla vs. ayrı bir dünya mesela. bunları oynarsan zaman kaybı değil bence. ama tabi şeker patlatmalı, gem’li bilmemneli, okey’i king’i dandik oyunlar evet zaman kaybı bana kalırsa.

aynı şey bilgisayar/konsol oyunları için de geçerli. bir heavy rain, bir last of us, bir assassin’s creed ii, bir mirror’s edge oynamamış adama sorsan “oyun ne yaa çocuk musun aabii?” diye yorumlar yapabilir. cahilliğine ver geç.
0
avianthem
(10.05.21)
Uykudan uyanıp telefona sarılıyorsan, günde 4-5 saatin oyuna gidiyorsa, oyun yüzünden günlük işlerini aksatıyorsan evet vakit kaybıdır. Diğer türlü vakit geçirmek için diğerlerinden farkı olmayan bir günlük aktivitedir.

Haftanın her günü, günün her saatini dolu dolu geçirmemiz gerekmiyor. Özellikle pandemi döneminde hep pompalanıyor yeni dil öğrenin, bol bol kitap okuyun, YAZILIM ÖĞRENİN vs. ama günlük koşuşturmalar, evden çalışsanız bile vücudun yorgun düşmesini veya hiçbir şey yapmadan uzanma isteğini kimse düşünmüyor. Keyfinize bakın kısaca, çok fazla uyaran var etrafımızda, bir şey kaçırmıyorsunuz.
0
chicha_v2
(10.05.21)
(17)

Game of Thrones'cular 8.sezonu neden sevmedi?

jahjah
Merhaba,bu duyuru spoiler içerebilir.Değerli dostlar Game of Thornes'u yeni bitirdim. Normalde hiç izlememiştim lakin boş vakitten 40 gün içerisinde diziyi bitirmiş bulundum.Sorum şu: Son sezon hep yerildi. Lakin ben en çok son sezonu sevdim. Seksin ve cinayetin (kafa patlatmanın gırtlak sökmenin gö
Merhaba,
bu duyuru spoiler içerebilir.

Değerli dostlar Game of Thornes'u yeni bitirdim. Normalde hiç izlememiştim lakin boş vakitten 40 gün içerisinde diziyi bitirmiş bulundum.

Sorum şu: Son sezon hep yerildi. Lakin ben en çok son sezonu sevdim. Seksin ve cinayetin (kafa patlatmanın gırtlak sökmenin göz çıkarmanın) azaldığı bunun yerine insani ilişkilerinin, duygularının, iktidar psikolojisinin ve diplomasinin yoğun olduğu bir sezondu.

Sevmeyen neden sevmedi acaba?

Sevgiler
0
jahjah
(07.05.21)
bence her sezon süperdi, son sezon dahil.
--------------spoiler--------------
sevmeyenler jon snow khalesiyi öldürdü diye sevmedi. evlenip mutlu mesut yaşamalarını bekliyorlardı heralde
0
dafuq
(07.05.21)
Diplomasi dediğin cercei ve yankilerine ölü göstermek, insan ilişkisi ise jon snow ve ejderha karının birbirine aşık olması :D

Hadi seksi geçtim. ilk sezonun oyunları, arkadan iş çevirmeleri, diplomasisi üst düzeydi. Zaten milleti bu tuttu seks değil. Seksin allahı spartacus dizisinde vardı. Seksi geçtik biz.

Bu dizi gerçek hayatta olduğu gibi kötülerin harbi kötü ve adilik yaparak bir şekilde kazandıkları diziyken. Son sezonda izleyicilerin ne kadar sevdiği kör topal ezik karakter varsa dünyanın lideri oldular ve bitti :D

son sezonun hızlı yazıldığı ve çekildi belliydi. her şey çok olduya bittiye geldi, her şey çok hızlı gelişti. 7 sezon boyunca şöyle ölüler ordusu, böyle ölüler ordusu, anamızı laciverte boyayacak ölüler ordusu dediler. Çat diye starklardan biri geldi, 10 dakika içinde köklerini kuruttu ve dünyayı kurtardı :D cercei ordusu 8 sezondur bize anlatılan ölüler ordusundan daha sağlammış :D

Bilmiyorum ben önceki sezonların her bölümünde vay anasını lan derken. sezonlarda hımm diyip geçtim. Yazar takımı zayıfmış, kitabın ekmeğini yemişler işte.
0
eazy
(07.05.21)
@easy

doğru ölüler ordusu mevzusu tek bir bölümde halloldu.

ben de ezik karakterlerden biri olan Sam'i sevmiştim. En kalender abimiz oydu, o geçseydi başa keşke :P
0
🌸jahjah
(07.05.21)
sanırım son sezonun senaryosu sızdırılmıştı. bu yüzden sırf ters köşe yapmak, ortaya yeni bir şey koymak adına bambaşka bir şey yazdılar. o da fazlasıyla zorlama oldu ve karakterlerin yedi sezonluk öyküleriyle, mantıkla vs. hiçbir şekilde bağdaşmadı. bence neresinden tutsan elinde kalan, aptal ötesi bir sezondu. sen hatırlatınca yine sinirlendim şimdi.

böyle deyince de "yauuu ejderhaların olduğu dizide mantık mı arıyonuz" falan diyorlar ki bence çok çok hatalı bir yaklaşım. yahu dizinin kendi evreni, dinamikleri ve buna bağlı olarak beklenebilecek bir tutarlılık düzeyi var.

son sezon bunu bence tamamen çöpe attı. neredeyse her karakter için onlara hiç uymayan, izlediğimiz yedi sezonu adeta boşa çıkaran saçmasapan roller yazıldı. bu yüzden hiç sevmiyorum ben. şey düşün mesela, yedi sezon boyunca hastalık derecesinde detaycı, soğukkanlı, tüm ülkeyi peşine takıp polisle adeta dalga geçen bir seri katil izlemişsin... bu adam sekizinci sezonda parmak arası terlik ve palmiyeli gömlekle çıkıyor ortaya, "baba sıkıntı yapma yaaa :))" falan diyerek dolaşıyor, aha böyle gevşek clubber berke tarzı bi adam (gevşek clubber berke dostlarım alınmasın, seri katil profiline uymadığı için bu bağlamda yeriyorum sadece). o ölçüde bir tutarsızlık ve saçmalık oldu bence sekizinci sezon, "ulan bu şimdi böyle olduysa biz yedi sezon ne izledik?" dedirtti.

olay örgüsü açısından belki dışarıdan bakınca çok saçma görünmüyor olabilir ama yedi sezon boyunca hep diken üstünde, "bir şeyler olacak" beklentisiyle bekleyen izleyici için oldukça öfkelendirici ve anlamsız bir sezondu. bence 40 gün içinde bitirmiş olmanın da etkisi var. biz yıllarca izledik, 10 bölüm için koca sene bekledik, heyecanlandık falan sonra önümüze koya koya bu saçmalığı koydular.

bu duyuru vesilesiyle de tekrar kafam girsin bu rezillikte pay sahibi olan ekibe. püü.
0
der meister
(07.05.21)
ilk 6 sezonda yaşanan gelişmeler ile 7-8 sezonlarında gerçekleşenler çok tutarsız.
Bran Stark neden three-eyed raven oldu ve onun 'vision'larının kime ne faydası oldu?
Tahtın gerçek varisi (Jon Snow) nasıl görmezden gelindi ve Bran Stark başa geçti?
Night's King'in amacı neydi? Niye güneye geldi? İlk sezonlarda White Walker'ların basit birer zombi olmadıklarını biliyoruz. WW'lerin hikayesi neden bir anda çöpe atıldı?
WW'ler ile olan savaş zaten tam komedi... Saçma sapan olaylarla dolu bir savaş.
5 bin yıllık duvarı yıkan ejderha Jon Snow'a mavi ateş üflerken Jon Snow ufak bi kayanın arkasına saklanıp hayatta kalıyor. Hhahahaha.

Daha onlarca saçmalık sayarım son sezonla ilgili ama düşündükçe sinirleniyorum. Güzelim diziyi p*ç ettiler.
0
himmet dayi
(07.05.21)
der meister in dediği o sızan senaryo bu arada harbi iyiydi haa sağlamdı. Bu diziye yakışan senaryo oydu işte. Ama yine dediği gibi sızınca bu aptal pembe dizi senaryosunu yazdılar.
0
eazy
(07.05.21)
Seks, cinayet kısmına girersek; bence öyle bir ortamda ne olması gerekiyorsa o oluyordu. İkili ilişkiler, ittifaklar, politik hamleler, suikastlar... Dizinin adı Taht Oyunları zaten ve hep iyiler kazansın değil güçlünün hayatta kaldığı, duygusallığa yer olmayan bir tablo çiziliyordu. Bence bu hem gerçekçi hem de kendi içinde de oldukça tutarlıydı.

Son sezonda ise sanırım dizinin sızdırılması da bir etken olarak çok oldu bittiye getirildi. Oyuncular bile (John Snow'u oynayan aktör mesela) "Böyle bir son çekileceğini duyunca çok şaşırdım" demişlerdi. Bunun dışında oldukça saçma, göze batan şekilde ilerledi, mesela ilk aklıma gelenler:

SPOILER

1. White Walkerların derdini, neden Bran'a ulaşmaya çalıştıklarını bilmiyoruz. Ayrıca Arya tarafından elebaşları öldürülünce hepsi hop diye ölüverdi birden.

2. O geceki kuşatmada da keza Winterfell gibi bir kalede savunma yapıyorsun. Her türlü savaşta çarpışmış, türlü türlü savaşçı, kılıç ustası vb. var. Sen gidip atlıları ölüler ordusunun üzerine salıyorsun. Normal şartlarda korkudan gidilmez zaten. Kapkaranlık bir ortam.

3. Gene o geceki kuşatmada Sam Tarly'nin bile adeta kılıç ustası olup vurdukça vurması. Ölülerle kapışmanın dehşetini geçtim, insan zaten yorulup bitkin düşer.

4. Daenerys'in keçileri kaçırıp oraları buralarıp yakıp yıkması. Sonra da çok yüzeysel bir şekilde öldürülmesi.

SPOILER

Herneyse... Sonuçta Red Wedding gibi, Ned Start idamı gibi bölümler olan bir diziyken çıtayı çok düşürdüler. Bile bile lades dediler ondandır benim son sezon tatminsizliğim.

Dipnot: Sızdırılan senaryoyu ben hala bilmiyorum, bir bakayım merak ettim.
0
burka
(07.05.21)
dostlar sızan senaryo nasıldı ki? nasıl bitiyordu onda :P
0
🌸jahjah
(07.05.21)
der meister artıbin. gözlüklü şisko kitabı yayımlasaydı bunlar olmazdı. ben yazdığına eminim.

sızdırılan senaryoyu nerden bulurum, bakmamıştım o zaman şimdi ben de merak ettim.
0
malwethiel
(07.05.21)
arkadaşlar final sezonu son kitaba göre yazılmadı mı?
0
🌸jahjah
(07.05.21)
son kitap yok ki? çıktı da benim mi haberim olmadı? Beşinci kitap dance of dragons sonrası yok. Son kitabın adı winds of winter mı ne olacak uydurmuyorsam. yedi ve sekizinci sezonda kitapların sonrasına geçti, sözde gözlüklü şişkonun fikirlerini alarak senaryoyu yazmışlar.

umarım bu bilgiler benim hayal ürünüm değildir, öyleyse bilenler düzeltsin.
0
malwethiel
(07.05.21)
www.nme.com

doğruymuş, bence kesinlikle yazdı hala daha yazmaya çalışıyorsa iyice skandal. ya da baktı dizi uçtu gitti yazmasam da olur demiş olabilir. şimdi targaryen prequel'i falan öyle yürür zaten. gece gece sinirlendim yine. neyse ben daha dance of dragons'u bitirmedim zaten onu okurum artık yenisini yazsa da okur muyum bilmiyorum.
0
malwethiel
(07.05.21)
5. Sezona kadar kitaplara uygundu ama işte seri henüz tamamlanıp bitmediği için (jon snow’un öldüğü yerde bitiyo kitap şu an yenisi gelmedi) george martin’in yapımcılara pasladığı birkaç fikirle yazdılar 6-7-8’i. Affedersiniz b*k gibiydi 3ü de. Yani sızdırılan 8. Sezon senaryosu olsa iyi olabilirdi. Okuyun okumadıysanız internetten.

Çıkacak kitap TWOW = the winds of winter
İnş yayınlanıcak GRRM ölmeden
0
helena
(07.05.21)
son sezonlar öncekiler gibi derinlikli değildi be ağbi. evet her ne kadar civcivli olaylar yaşanmaya devam etse de dizi kitabın önüne geçtiği sezondan sonra birden olaylar hızlandı, altı doldurulmaz oldu, oldu bittiye geldi. popi dizi senaryosuna döndü tüm GoT loreu. Bi de önceki sezonlarda sevilen karakterler olduğu için insanların o sezonlara bakış açısı daha sıcak olabiliyor.
0
olutaklidi
(07.05.21)
her şey çok hızlı oldu, son 2 sezon apar topar bağlayıp kapatalım şeklinde işlendiği için uyuz oldum ben şahsen.

zati son 2 sezonda jrr martin tamamen çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam, ve bu fazlasıyla fark ediliyor.
0
yuto
(08.05.21)
çünkü insanların heveslerini kursaklarında bıraktılar.

tl;dr: builup'ını çok sağlam yaptıkları hikayelerin payoff'unu ya inanılmaz tırt yaptılar ya da hiç yapamadılar.

en çok merak edilen; kendi dilleri, espri anlayışları, kültürleri, motivasyonları olan others hakkında hiçbir soru işaretini gidermediler. craster'la nasıl anlaştılar? bebeklerle ne yapıyorlardı? dişileri de var mıydı? ilk bölümün başında waymar royce'u tuzağa çekmek için o kadar uğraşmalarının sebebi neydi? ordu halinde ilerlerken sam'i gördükleri halde neden dokunmadılar?

sonra o dünyadaki en zeki insanları mallaştırdılar. little finger kendi kendini kapana kıstıracak biri miydi? varys o kadar salak mıydı? tyrion bile ölüleri dirilten yaratıklardan kaçmak için winterfell'in kabristanına saklanmak gibi 5 yaşındaki çocuğun yapmayacağı hatalar yaptı. bütün diziyi at. bi tek bu insanların small council'deki konuşmalarını izleyerek koca kıtanın nasıl idare edildiğini anlıyorduk biz. son sezonlarda hepsi zekalarını yitirdi.

tywin'in sonunu asıl getiren doran martell'le birlikte koskoca dorne bozuk para gibi harcandı dizide. young griff ve tayfası zaten hiç yoktu. mirri maz duur(khal drogo'yu zombileştiren) ve qyburn'ü(mountain'i zombileştiren)eğiten kişi olan marwyn de yoktu. sam'e ejderhaları asıl yok edenin maester'lar olduğunu da kimse söyleyemedi tabii. euron greyjoy ise böyle aktarılacağına aktarılmasaydı çok daha iyiydi. kitapta valyrian çeliğinden zırh giyen, dany'i az kalsın kölesi yapacak olan büyücüleri gemisinde birbirlerine yediren, resmen tanrı olmaya çalışan adam "jamie'yi pıçakladım ehe ehe" diyerek öldü.

kehanetler tamamen unutuldu sonra. magi the frog'un cerceri'ye söylediği üç kehanetten ikisi tutmuşken üçüncüsü olan valonqar unutuldu. quarth şehrinde quaithe'in dany'e anlattığı kehanetlerin yarısı boşverildi. azor ahai'den tamamen vaz geçildi.
0
sinek kral
(08.05.21)
ya son sezonda beklentiyi tavan yaptılar ama o beklenti ile izleyenlere bomboş geldi. Örnek olarak miğfer dibini tokatlayacak savaş sahnesi yaptık dediler izledik karanlıktan savaşı görmedik ayrıca savaş o adamların asla yapmayacağı tam bir taktik faciasıydı. O kadar savaş görmüş adamlar böyle aptalca taktiklere la biz napıyoruz demedi. kurgu zayıftı son sezonda alıştığımız derin ilişkiler oyunlar yoktu. boşboş muhabbet doluydu.
0
basond
(08.05.21)
(4)

Su ingilizce cumle nasil bir cumledir ya?

speedy
Konu anlasilsin diye tum metni verdim de soru son cumleye yonelik aslinda.Sky news kanalinin youtube'da bir video alti aciklamasindan. Manchester United's Avram Glazer refuses to answer after European Super League protestDespite being asked several questions, Avram Glazer did not engage and drove of
Konu anlasilsin diye tum metni verdim de soru son cumleye yonelik aslinda.
Sky news kanalinin youtube'da bir video alti aciklamasindan.

Manchester United's Avram Glazer refuses to answer after European Super League protest

Despite being asked several questions, Avram Glazer did not engage and drove off without saying anything.

It came after a fan's letter awaits a response from the family about the actions of the club over the failed European Super League refocused fans desire for the family to depart.

The original apology saw Mr Glazer's brother, Joel, "apologised unreservedly" to fans following the club's withdrawal.

Son cumle the original apology saw diyerek nasil bir cumle yapmislar oyle ya. Yapi hakkinda ve tercume hakkinda her tur bilgiye minnettarim. Tesekkurler.
0
speedy
(05.05.21)
"Mr Glazer's brother, Joel saw the original apology." demek istiyor. Haber siteleri bu tarz yazıyor genelde. Ama ben de çok emin olamadım şimdi.
0
himmet dayi
(05.05.21)
See'nin witness anlami da var.
This stadium has seen many thrilling football games.
The twentieth century saw dramatic changes in most areas of life.
Burda da diyor ozur metni, ozur yazisi Joel'in ictenlikle acikca ozur diledigine taniklik etti, ozur diledigini gosterdi.
0
neverletyougodown
(05.05.21)
see'nin anlamı burada "yol açmak", ile sonuçlanmak" gibi. açıkçası aramama rağmen sözlüklerde bu anlama çıkabilecek bir karşılık bulamadım ama haber metinlerinde sıkça kullanılan bir kalıptır. mark's departure saw us all scrambling for a new solution mesela, mark gitti ve biz yeni bir çözüm üretmek için uğraşmak durumunda kaldık, mark'ın gidişi sebebiyle böyle bir sonuç doğdu gibi.

bence cümlede kafa karıştırıcı kısım "apologized" kısmı. apologize olması lazım normalde. o da sanırım tırnak içindeki ifade, kullanan kişinin söylediği şekliyle bırakıldığı için orijinal bırakılmasından kaynaklı.

cümleyi basitleştirecek olursak söylenmek istenen,

"the original apology saw mr glazer's brother, joel, apologize to fans"

yani orijinal/ilk özür, glazer'ın biraderi joel'in de taraftarlardan özür dilemesine sebep oldu/bunun yolunu açtı/buna vardı gibi.

***

edit:

merriam-webster'da "to be the setting or time of" gördüm. en uygun bu düşer sanırım. türkçeleştirmek cidden zor, o kısmını diğer arkadaşlara bırakayım. bir şeyin vaktinde olmak, bir şeyle denk düşmek gibi yani. burada kullanıldığı anlam o.
0
der meister
(05.05.21)
@der meister hocam ozur dileyen Joel Glazer. Bu adam super league coktukten sonra ozur mektubu yayinlamis, www.skysports.com

Bunun kardesi var bir tane Avram Glazer. Asil sahibi bu galiba. Who is the real owner of Manchester United? diye google'a yazinca bunun adi cikiyor. Bu hala aciklama yapmamis, gazeteciler soru soruyor cevaplamiyor diyor.

Yani senin dedigin original apology ozur dilemesine neden oldu diye bir sey yok. Benim dedigim witness dogru bence.

Bir de senin dedigin "to be the setting or time of" tam taniklik etmek witness'a denk geliyor su yuzyil su olaylara taniklik etti falan, witness=see ordan da kurtariyor bence
0
neverletyougodown
(05.05.21)
(25)

Hala korona geçirmemiş kimler var aramızda?

pati
Son zamanlarda bakıyorum duyuruda herkes korona olmuş/geçirmiş.Hala korona olmayan kaç kişi kaldık merak ettim.Edit: maşaallah diyelimEdit 2: çalışıyorum ve yasak olmadığı zaman geziyorum, hiç eve tıkılmadım.
Son zamanlarda bakıyorum duyuruda herkes korona olmuş/geçirmiş.
Hala korona olmayan kaç kişi kaldık merak ettim.

Edit: maşaallah diyelim
Edit 2: çalışıyorum ve yasak olmadığı zaman geziyorum, hiç eve tıkılmadım.
0
pati
(20.04.21)
ben geçirmedim ama haftasonu yapacağım otobüs yolculuğu sonrasında burayı editlerim muhtemelen :D
0
istanbul kanatlarimin altinda
(20.04.21)
ben de olmadım ve gitgide bunalıyorum çember daraldıkça
0
passion rules the game
(20.04.21)
ben ve ailemden kimse olmadı. en yakın işyerinde ve komşularda oldu şimdiye kadar. arada önemli süre yakın temas kurduklarım da oldu. 3 kez falan farklı sebeplerle test yaptırdım ama hala negatifim. genlerle alakalı bir şeyler olduğunu düşünüyorum.
0
reanarchy
(20.04.21)
ben de olmadım. yazın 3 ayımı hep hastanelerde geçirdim, şimdi de her gün iş saatlerinde toplu taşıma kullanıyorum ve iş gereği adliyede oluyorum. aşırı da dikkat etmiyorum yani, tek kat maske takıyorum, işim bitince dezenfektan sıkıyorum o kadar.
0
Olric
(20.04.21)
Ben geçirmedim. Ben ki her sene ağır bir grip geçiririm ve alerjik rinitim var. Bir senedir maske takıp dokunduğum yerlere dikkat ettiğim için, kalabalık ortamlara hiç girmediğim için ve işe kendi aracımla gidip geldiğim için nezle bile olmadım. Hatta alerjim bile iyileşti.
0
Tutkun
(20.04.21)
ben de geçirmedim.
evden çalıştığım için genelde evdeyim, haftada 1 markete gidiyorum sadece.
evden çıktığım anda çift maske takıyorum aylardır.
normalde kronik sinüzit, farenjit, alerji hepsi var, her kış en az 2-3 kez antibiyotik kullanırdım, bu kış hastalanmadım.
0
la lykia
(20.04.21)
Ben de olmadım ama çok ciddi derecede eve tıkılmış durumdayım 1.5 senedir. Ufak bir iki tatil ve kayak dışında gerçek manada evim dışında kapalı bir ortama hiç girmedim.
0
roket adam
(20.04.21)
ben. nerdeyse her gun metro, otobus, minibus kullaniyorum. sokaktayim. ama olmadim henuz.
0
buenosdias
(20.04.21)
ben geçirmedim. gerçi geçtiğimiz yılın şubat ayından bu yana en az üç kez birkaç gün yataktan çıkamamalı, ateşli, sırt-bel ağrılı rahatsızlıklar yaşadım ama farklı zamanlarda yaptırdığım iki test negatif çıkmıştı. "covid geçirsem ölürdüm" diye düşünüyorum, o yüzden farkında olmadan geçirmediğim kanaatindeyim.
0
der meister
(20.04.21)
Ben ve ailem bir çok kez birinci derece temaslı olduk ama henüz hiç birimiz korona olmadık. 2019un sonunda abim askere gitmişti, yurt dışından askerliğe gelen çok varmış birliğinde. Askerde hasta oldu, aşırı derecede ciğerden gelen öksürük, halsizlik, kanlı gözler vs. Zaatüre olabilir dediler o zaman. Askerden gelince (bedelli :)) sırasıyla hepimiz hastalandık ama onun kadar şiddetli değildik. Belki o dönem geçirmiş olabiliriz diye düşünüyoruz.
0
cometome
(20.04.21)
Ben. Maske var, mesafe elimden geldiğince.. entübe olurum altıma bez bağlarlar korkusuyla her şeyi askıya aldım. Son 1 senedir tek sosyal aktivitem market alışverişi. Virüsü kaparsam yakarım bu gezegeni!
0
IncredibleMau
(20.04.21)
Ben olmadım. Evden zorunlu haller dışında çıkmıyorum. Kimseyle görüşmüyorum.
0
suicides underground
(20.04.21)
Ben geçirmedim. Tek yaşıyorum. Her gün metrobüs + otobüs kullanıyorum.
0
ceketimi alip cikcam
(20.04.21)
Ben de geçirmedim. Birkaç ay önce mecburi 2 saatlik otobüs yolculuğu, geçen ay da bir ay içinde iki uçak yolculuğu yaptım yine bir şey olmadı şükür.

Belki semptomsuz atlattım bilmiyorum ama kendimi hiç kötü hissetmedim. Normalde soğuk algınlığı vs. olurdu o bile olmadı bu sene artık maskeden mi sürekli evde olmaktan mı bilmiyorum.
0
chicha_v2
(20.04.21)
Bu süreçte evlendim, nikah yaptım, ev için zibilyar kere alışverişe çıktım, balayı ayağına akdeniz şeridini gezdim, öğretmen olduğum için günlerce yüz yüze eğitim verdim, küçücük salonlarda seminer ve eğitimlere katıldım, totalde 2-3 kere toplu taşıma kullandım, uçağa bindim, evime girip çıkanlar oldu, hatta covidli bir arkadaşla karantina dolayısıyla 20 gün aynı evde kaldım. 4 kere test oldum 4 kere negatif.

beni incelesinler bence bu işin çözümü bende gizli.
0
wild honey suckle
(20.04.21)
ben olmadım. mart 2020 -haziran 2020 evden çalıştık. haziran -ekim arası ofise döndüm. o dönemde mağazalara girip alışveriş de yaptım, öğlen arasında abartmadan cafe/restoranlarda yemek yedim. yazın bir kere uçağa bindim, tatil yaptım. ekim'den beri evden çalışıyorum. bu esnada hiç dışarıda oturup yemek yemedik. toplu taşıma bir kere kullandım. zorunlu olduğu için doktor ziyaretlerim oldu, hatta ameliyat oldum.
0
nzessia
(20.04.21)
Ben de olmadım. Bildiğim kadarıyla olmadım en azından.

Burnumuzun dibine kadar da geldi hastalık aslında, eşimin kızkardeşi hamileyken geçirmiş ki o aralar aynı arabaya bindik, beraber yemek yedik vs. Geçen hafta çok yakın arkadaşlarımız pozitif çıktı, test yaptırmalarından bir gün önce "sahile gidelim hava alalım" dediğimizde "pozitif temasımız var, ne olur ne olmaz gelmeyelim" demişlerdi bize.

Evden çalışıyorum, son bir yıldır toplu taşıma 3-4 kez kullandım. AVM'ye veya market manav vs dışında bir mağazaya en son ne zaman girdiğimi hatırlamıyorum bile artık. Tatil yapmadım, dikkat ettiğine güvenmediğim insanlarla bir araya gelmedim, tedbirler gevşedi ben gevşemedim. Zaten evcimen insanım, sosyalleşme davetlerini reddetmek için güzel bahane oldu, oturuyorum işte evde.

Edit: Bak unutmuşum, geçen yaz bir nikaha ve nikahtan sonra meyhanede 20-30 kişilik yemeğe katıldım. Bir yıldan fazladır sanırım 2 kez dışarıda oturup yemek yedim, biri bu nikahtı.
0
kobuzchu kiz
(20.04.21)
geçen sene şubatta baş ağrılı, sümüklü, kırıklı falan bir hasta oldum ama korona mıydım bilmiyorum. iki gün gibi kısa bir sürede toparladım, emin olamıyorum o yüzden.

eksisozluk.com

bıyıklarımı, sakallarımı, elimi devamlı ağzıma götürürüm, öyle dezenfektan mezenfektan işlerine de hiç girmedim. maskeyi binalarda mecbur takıyoruz tabii de, bulunduğum ülkede sokakta bile zorunlu olmasına rağmen sokakta takmıyorum mesela. haftanın 3 günü de komple işe gidiyoruz.
0
chezidek
(20.04.21)
Geçirmedim. Evden çıkmıyor değilim. 3 kere uçak yolcuğu yaptım, hatta bu perşembe yine yapıyorum. kalabalık ev ortamlarında takıldım. Mekanlara girdim çıktım. toplu taşıma kullandım ama hala geçirmedim. Veya geçirdim belirti göstermedim onu bilemiyorum :D

Maşallah herkese <3

*Haaa bir kere de ameliyat oldum :D
0
eazy
(20.04.21)
Bizim eve de girmedi neyse ki. Eşimle birlikte evden çalışıyoruz. Market alışverişini internetten yapıyoruz. Ayda 1 belki anne baba ziyareti yapıyoruz.
0
chavezding
(20.04.21)
Geçirmedim veya belirtisiz geçirdim. Önlem olarak sadece toplu taşımaya zorunlu haller dışında binmedim onun dışında hafta sonu dahil neredeyse her gün insanlarla temasım oldu.
0
iwasbornonamountainside
(20.04.21)
Bildiğim kadarıyla geçirmedim. Bir yıldır zorunluluk harici evden çıkmadım. Geçen hafta okullar kapanana kadar da bir ay boyunca haftanın dört günü yüz yüze ders verdim. Aşıyı bekliyoruz bir umut.
0
sadakatsiz
(20.04.21)
her yere girip çıkıyorum, maske, mesafe gibi önlemleri de gerçek bir endişe duyduğumdan değil, "dostlar alışverişte görsün, linç yemeyelim" diye uyguluyorum. henüz hastalanmadım.

benim tavrımın doğru olduğunu savunmuyorum ama bazı insanlar kara veba, ebola salgını varmışçasına para, poşet filan dezenfekte ediyorlar. onları da anlayamıyorum.
0
filteria
(20.04.21)
Önlemlere pek önem vermem, dezenfektan kullanmam, spor salonu, yazın full havuz, avm, kafe, restoran her şey var. Hala olmadım. Olacağımı da düşünmüyorum.
0
zoghurt
(20.04.21)
ben. ailemden de kimse geçirmedi çok şükür. çalıştığım yerde de bizim departmanda kimse geçirmedi. toplu taşıma kullanmadım hiç geçen seneden beri, az da olsa gezdim bu süreçte ama hep dikkat ettim hijyenime. arkadaşım pek yok :( sanırım o yüzden...
0
theseachange
(20.04.21)
(5)

Üniversiteler Önümüzdeki Sene Yüz Yüze Eğitime Geçer mi?

top_secret
Şimdi öncelikle ne "okullar açılsın evde sıkıldık" grubundanım ne de "ne açılması virüs var virüüs" grubundanım.Bugün sınav için üniversiteye gittim. Baktım her yer yemyeşil, kuşlar cıvıldıyor ama bomboş. 3 tane çarşısı var ama dükkanlar kapalı. Üzüldüm biraz sanki bir hizmet varmış boşa gidiyormuş
Şimdi öncelikle ne "okullar açılsın evde sıkıldık" grubundanım ne de "ne açılması virüs var virüüs" grubundanım.

Bugün sınav için üniversiteye gittim. Baktım her yer yemyeşil, kuşlar cıvıldıyor ama bomboş. 3 tane çarşısı var ama dükkanlar kapalı. Üzüldüm biraz sanki bir hizmet varmış boşa gidiyormuş gibi geldi.

Diğer yandan geçen sene 2 yıllık bir üniversite kazanan biri hiç okul yüzü görmeden mezun olacak.

Hatta biraz bencil davranıp "bir bölüm patlatayım uzaktan filan bir şekilde alırım diplomamı" diye düşündüm.

Bunların yanı sıra okulları açmak inanılmaz bir hareketliliğe sebep olacak ve virüs daha çok yayılacak.

Sonuç olarak sorum şu;
(evet biliyorum hiç birimiz karar mercii veya müneccim değiliz)
Şu anki durum, geçen seneden bu seneye kadar ki yaşananlar, aşı ve aşılama hızı/tedarik durumları vs. değerlendiğimizde,

Üniversiteler en erken ne zaman yüz yüze eğitime geçer?
0
top_secret
(19.04.21)
aşı krizi olacak gibi görünüyor. tahminim seneye bahar.
0
Cruyff
(19.04.21)
Aşıda hızlanırsak 2022 bahar, aksi durumda 2022 güz.
0
Jux
(19.04.21)
100% acilir at fava bekle.
0
lycoxin
(19.04.21)
ben geçileceğini düşünüyorum. şu an türkiye için ciddi bir aşı sorunu var okulların açılması eylül'ü buluyor, hatta biraz geç açılmasına da karar verilebilir, ekim veya kasım'da açılıp bir yıllığına takvimde değişiklik yapılabilir mesela. o zamana kadar hem virüsü kapanlarla hem de aşıyı olanlarla artık en azından durumun "okula gidilebilir" hale geleceğini düşünüyorum, buna inanmak istiyorum. virüsle mücadelede 4-5 ay çok uzun zaman. iki ayda nereden nereye geldi.

bi de gelişmiş ülkelerin bir bölümü yaz sonuna kadar büyük oranda bitirecek gibi bu aşılama işini. o sayede bizim gibi gariban boylara daha fazla doz gelebilir diye düşünüyorum bir ihtimal.

ben "yaşlı" bir üniversite öğrencisi olarak ortamın derdinde değilim. tam aksine para harcamadan anamın yanında oturup, hırkamı giyip çay-kahve içerek üniversite okumak fikri hoşuma gidiyor. gençler gezip tozmak, üniversite ortamı görmek istiyor. benden geçti onlar. buna rağmen ben bile çıldırma noktasına geldim, böyle hayat olmaz olsun. umarım okulların açılabileceği seviyelere geliriz, yoksa perişan olduk demektir. evde okuduğumdan ben bi halt da anlamıyorum zaten açıkçası, okul varken hiç değilse iki insan yüzü görüp sohbet mohbet ediyoduk. bilgisayar başında evin içinde iyice maymun olup çıktık aq böyle okul bitse ne olur.
0
der meister
(19.04.21)
bu sorunun cevabı sputnik V aşısı ve virüs mutasyonlarına bağlı. şöyle ki,

sağlık bakanı'nın açıklamalarından anladığım kadarıyla, yaz aylarında biontech aşısı türkiye'ye gelmeyecek (gelse de çok çok az bir miktar gelcek) ayrıca çinli sinovac'ın aşı üretimini arttırmak için ek süre istemesi haberlerine de bakılırsa bu yaz rusların sputnik v aşısı ülkenin kaderini belirleyecek. Ayrıca aşılara dayanaklı mutasyon varyantlarının oluşup oluşmama durumu da belirleyici diğer neden.
0
makarnavodka
(19.04.21)
(14)

Insanlar nasıl bu kadar kolay ateist olabiliyor?

sanguine
Uzun zamandır düşündüğüm bir konu biraz önce burda bi başlık görünce o da tetikledi. Ben musluman bir bireyim ama bu bir din ya da İslam güzelleme postu değil. Aklımdaki şeyin herhangi bir inançla da alakası yok aslındaBen yobaz olmayan, pek dindar da olmayan bir ailede büyüdum. Hiçbir zaman karisil
Uzun zamandır düşündüğüm bir konu biraz önce burda bi başlık görünce o da tetikledi. Ben musluman bir bireyim ama bu bir din ya da İslam güzelleme postu değil. Aklımdaki şeyin herhangi bir inançla da alakası yok aslında

Ben yobaz olmayan, pek dindar da olmayan bir ailede büyüdum. Hiçbir zaman karisilmadi din konusunda, babam ramazan haric alkol kullanırdı, annem kapalı olmasa da namaz kılmaya çalışır dönem dönem. Bense inanç konusunu daha içimde yaşadım hala da öyle. Zamanla ibadet kısmından neredeyse tamamen uzaklaştım, dışarıdan inançsızlık olarak görünse de temelde tembellik tamamen.

Yaratıcı inancım hep oldu hala da var. Durum şu ki özellikle babam öldükten sonra ben aşırı derecede ölümden, ölüm sonrasının belirsizliğinden ve hiçlikten çok korkar oldum. Halbuki babamla aramız daima çok kötüydü. Ama onu özlüyorum, öldükten sonra dünyanın bitmedigini, onun hala yaşadığını görmek istiyorum.

Birkaç ayda bir çok depresif rüyalar görüyorum, ilk zamanlar hep babamın ölümünü tekrar tekrar görürdüm, rüya başında canli olurdu, ben gerçekten yaşıyor hissederdim, rüya sonunda ölürdü ve ilk seferki gibi derinden bunu hissederdim
Neyse ki bu eskisi kadar sık olmuyor. Şimdi kendi ölümümu veya ölüme yaklastigim anları görüyorum. O mutlak yalnızlık, hiçlik, belirsizlik, karanlık beni çok ama çok yoruyor, bazen uyandığımda çok zor kendime geliyorum. Eşyaların, yakinlarimin, ailemin, kedimin yıllar sonra artık olmayacağı anları görüyorum. Kedimden önce öldugumu görüyorum. Çok basit bir şey, mesela çok abartı da gelebilir, bir milyar yıl sonrasını hayal ediyorum.

Ölüm bu kadar ağır, kalıcı bir vakayken, benim açıkçası delirmememin sebebi mutlak iyi bir yaratıcıya inanıyor olmam. Yoksa ben ölüm olayını kaldiramazdim. Her şeyin geçici ve boş olma ihtimali bana çok ağır geliyor. Inancli olduğum icin ihtimal olarak kabul ediyorum elbette. Inandığım dinin gereği gibi yaşamıyor olsam hatta günah kabul edilen davranışları alışkanlık haline getiren bir yaşam tarzım olsa da bu beni inanmaktan alikoymuyor. "Öbür dünya" olarak cennet duslemiyorum bu arada yani ajandamda cennet gibi bir utopyada yaşayabilmek için inançlı olmak yok. Belki reenkarnasyon, belki paralel evren, belki başka bir konsept, ama bir şekilde hayatlarımızın boşa gitmedigi ve ölüm sonrasına aktarilabildigi ve en önemlisi mutlak iyi bir yaratıcı tarafından bunların orkestra edilmesi. Dunyadaki kötülüğün çokluğunu da kaldıramıyorum çünkü. Bu da çok ağır geliyor, inançlı olmamdaki bir sebep de bu kadar kötülüğün karşısında mutlak güclu olan mutlak bir iyinin varlığına duyduğum ihtiyaç ve güven.

Dinlerdeki çelişkileri cok kafama takmıyorum, üzerlerine düşünmüyorum, açıkçası beni alikoymuyor da. Yaratıcının varlığına gölge düşürmuyor benim icin en azından, diğer her şey teferruat gibi geliyor. Çünkü mutlak iyi yaratıcı düşüncesi beni çok rahatlatıyor. Böyle olmasindan memnunum ve değişmeye niyetim yok. Bilim ölüm sonrasina ilişkin yaratici kaynaklı olmayan bir veriye ulaşsa bile. Her türlü bir yaratici olmak zorunda inancındayım.

Merak ettiğim, herhangi bir yaratıcıya inanmayan insanlar bunlari başa çıkılması gereken bir şey olarak görmüyorlar mı? Ya da bakış açınız nasıl?
0
sanguine
(11.04.21)
Armağan Çağlayan’ın programına bir hayat kadını konuk olmuştu. Şöyle bir cümle kuemuştu: Ben hep Allah’a inanıyordum ama ben 9 yaşındayken amcam bana tecavüz ederken Allah neredeydi?

Bir insan böyle ateist olabiliyor işte.

Öte yandan ben babam ölünce kendimi öldürmeye kalkıp akıl hastanelerinde yatarken halam “ Allah sevdiği kulu olduğu için abimi yanına aldı.” Diyip acısını hafifletebiliyor. Sanırım inanç böyle zamanlarda insanın tutunacağı tek dal oluyor. İnanmayınca başa çıkmak çok zor.

Eşim inançlı bir insan. Buranın ahir zaman olduğunu, burada yaşadığımız kötü şeylere karşılık ahirette ödüllendirileceğimize inanıyor. Kötü bir şey yaşadığımızda o “ vardıe bir hayır” diyor. Ben ise küfürler edip saydırıyorum.
0
suicides underground
(11.04.21)
dindar ailede büyüdüm. annem dünya tatlısı iyi bir insandır, babam ise görünüşte modern fakat esasında maalesef bazı konularda fazlasıyla bağnaz biridir. yine de asla şiddet yanlısı bir adam değil. ben buna rağmen niyeyse ışid militanı gibiydim çocukken, çok vahşi ve negatif fikirlerim vardı. 12'nci yaşıma bastığımda beş vakit namaza başlamıştım örneğin. kimsenin benden böyle bir talebi yoktu ama ben çok mutlu ve gururlu hissediyordum.

yanlış olmasın ama sadece üç sene sonra mı ne ateisttim. hiç kolay değildi. doğru bildiğin, inandığın her şeyin yanlış olduğunu düşünmeye başlıyorsun... çok zor. gecelerce ağladığımı hatırlıyorum. aradan geçen yıllarda internette sürtmeye başlamış, üstüne "abiler" ortamlarında bulununca dinden acayip soğumuştum ben. hayatımda din istemiyordum, inancımı sorgulamaya başlamıştım ama "nasıl ya, ulan allah olmasa bu kadar adaletsizlik, ölümden sonrası vs. ne olacak?" diye deliriyordum. çok ciddi bir kriz yaşamıştım kendi içimde. dindar çevrede büyüdüğüm için ayrıca zor olmuştu. o insanların içinde, belli bir kültürle büyümüşsün. tamamen inançsızlık bunlardan da tümüyle kopuş demek, sevdiklerinle bile ister istemez arana bazı konularda mesafe girmesi demek.

zamanla oturdu. ölüm, adaletsizlik gibi konuları aşabilmiş değilim. canımı çok yakıyor ama sonuçta yaratıcıya inanmıyorum işte, ne oluyorsa oluyor, benim yapabileceğim bir şey yok diye düşünüyorum. üzüldüğümle kalıyorum. "ölüm çok zor, bununla baş edebilmek için sonsuzluk hayal edeyim" demenin manası var mı? olduğuna inanmıyorum. "keşke olsa" diyorum bazen ama aklım inanmıyor sonuç olarak.

olmasını istediğim şeyle olduğuna inandığım şey farklı. ben de tabii ki adalet olsun, sevdiklerimizle ikinci bir şans elde edip sonsuza dek mutlu yaşayalım isterim ama öyle bir şey olduğuna inanmıyorum. bu üzüntüyle, mutsuzlukla değişecek bir şey değil. trafik kazasında kolunu kaybeden, bu yüzden çok üzülen birisi kolunun tekrar çıkacağına inanır mı mesela? böyle bir şeyin makul olduğunu düşünür mü? o hesap. "keşke olsa" diye düşünüyorum ama olmayacağını biliyorum, benim için öyle bir ihtimal yok.
0
der meister
(11.04.21)
Ben inançsız biriyim

"Dinlerdeki çelişkileri cok kafama takmıyorum, üzerlerine düşünmüyorum, açıkçası beni alikoymuyor da. "

Demeni anlıyorum, bunlar bana yetiyor çok da sorgulamıyorum deyip böyle bir hayat yaşayabilirsin, bazıları da bunlara takılıp sorguluyor bu yönde bir inanç ya da inançsızlık içinde bir hayat sürüyorlar
0
freebird5406_2
(11.04.21)
inandığımız din kültürümüzle ilgili. ben şöyle düşünüyorum; ormanda doğup büyüseydim islam diye bir şeyin i'sinden haberim olmayacaktı. bana doğal olan inançsızlık gibi geliyor.

dünyada sayısız din var. hangisine inanacağımı bilmiyorum. hepsini öğrenmem mümkün değil ki.

senin için inanmak, bir şeylerle başa çıkma yöntemi olmuş gibi. benim için öyle değil. bunu nasıl aştığıma gelirsek, sanırım bilimle çok haşır neşir olmak gerekiyor. evrende ne kadar ufak bir şey olduğunu fark ettiğinde, insana ve dünyaya dair yüklediğin anlamlar değişmeye başlıyor. ama gerçek bir farkındalıktan bahsediyorum, yoksa lafta herkes farkında evrenin büyüklüğünü :)
0
nathanieltroy
(11.04.21)
> ve en önemlisi mutlak iyi bir yaratıcı tarafından bunların orkestra edilmesi. Dunyadaki kötülüğün çokluğunu da kaldıramıyorum çünkü. Bu da çok ağır geliyor, inançlı olmamdaki bir sebep de bu kadar kötülüğün karşısında mutlak güclu olan mutlak bir iyinin varlığına duyduğum ihtiyaç ve güven.

Üzgünüm ama inancınıza göre tüm bu kötülüğü, adaletsizliği orkestre eden bir yaratıcı var. Mutlak güçlü ve olmuş ve olacak her şeyin kontrolüne sahip ise, burada acı çekenlerin acı çekmesini istiyor. Burada acı çektirenleri, acı çektirmeleri için yaratmış ve kendi yaptırdığı şeyler için sonrasında cezalandıracak.


Çelişkilere takılmamanız da tuhaf geliyor ama sizi sorgulamayacağım konumuz o değil. Agnostiğim ben, başka hiçbir inancı mantığım kabul etmezdi. Elimizde yeterince data yok ama mutlak güçlü ve iyi niyetli bir yaratıcının olmadığını bilecek kadar kanıt var.
0
aguen
(11.04.21)
insanlar bir gün uyanınca ateist olmaya karar vermiyorlar, bir şeyler oluyor etraflarında, bu okuma da olur, sohbetde olur başına gelen kötü bişiyde olur iyi bişiyde olur ama bişiyler olmaktadır.

yani kimse bir gün uyanınca karar vermiyor, herkesin ayrı ayrı kendine ait süreçleri var.

ölüm bu kadar ağır diye başladığın paragraf senin için inanma ihtiyacını oluştururken benim için ise iyiki inançlı biri değilim dedirtiyor. yine herkesin bir olayı kendi içlerinde nasıl yaşadığı da değişiyor. aynı olayı aynı anda yaşayan (diğelim araçta iki kişi var ve kaza yaptılar) biri inançlı olurken diğeri ateizme yönelebiliyor. her ne kadar bu olay ayrım noktası olarak gözükse de kişiler için anlamları farklı.
0
selam
(11.04.21)
geçen yıl covid türkiye'de gündem dahi değilken korkmaya başladım, ciddi ciddi öleceğimi düşünüyordum. 30'a yaklaşıyorum ama çocukluktan beri inancım olmamasına rağmen ilk defa ölümü düşündüğümü farkettim ve gerçekten başa çıkmak çok zor. covid'e kadar sanki ölüm denen şey çok uzak bir gelecekte olacaktı, düşünmeye değer değildi. bir anda ölüm yaklaştığında çok savunmasız hissettim, deliksiz uyumaya alışkınken her gece uyanır oldum.

covid korkum 3-4 ayda geçti ama o zamandan beri yaşlılık ve ölüm fikrini aklımdan çıkaramıyorum. yaşlı birini görünce aşırı üzülüyorum, yaşayacak ortalama kaç yılı kalmış onu düşünüyorum vs. seinfeld'de bir sahne vardı, george 85 yaşında bir adamla konuşuyordu ve "nasıl çıldırmıyorsun ölmekten korkmuyorsun, ben bu yaşımda kafayı yiyorum nasıl bu kadar rahat olabilirsin" falan diyordu, öyle hissediyorum birebir. www.youtube.com

bir inanca sahip olmayı isterdim, her şey daha kolay olurdu ama benim için olanaksız, o yüzden başa çıkmak zorundayım. ilerleme kaydetmeye de başladım aslında. milyarlarca yıllık evrende, dünyada rastgele aşırı evrimleşmiş bir türün üyesiyim, 70-80 yıl yaşayıp öleceğim. doğmadan önce nasılsam, öldükten sonra da öyle olacağım. fazla kurcalayıp bu 70-80 yılı kendime zehir etmenin anlamı yok. çünkü bu işin bir çözümü yok. çözüm olmadığı için dinler halen bu kadar yaygın. çözüm olmadığı için benim sana önerim boşver, inançsız olmak için zorlama. günlük yaşantıya etki etmeyen, yalnızca ölüm sonrası belirsizlikten kurtaran inanç bana kalırsa faydalı.
0
signore
(11.04.21)
kimse için kolay olduğunu sanmıyorum açıkçası. ama asıl zor olan inkar içinde yaşayıp çocuk yaşta aklımıza yerleştirilmiş korkuların hayatımıza yön vermesine izin vermek. ateist olduğumu anladığım zaman sadece "kaybettiğim" yıllarım için üzülmüştüm.

çok küçük yaşta babamı kaybettim ve onu tekrar görme fikri dilimle söylesem de aklımla ikna olmadım bir şeydi. bir taraftan da dindar ve dini konularda tatlı sert bir şekilde baskı yapan bir ailenin üyesi olmanın getirdiği yerleşmiş ve sorgulanamaz davranış ve inançlar vardı. babamı tekrar göremeyeceğime de kılmadığım namazlar ve örtmediğim başım yüzünden cehennemde yanacağıma da aynı anda inanabiliyordum ve bana göre bu arada kalma durumu çok daha yorucu.

evrimle, fizikle ve tarihle biraz içli dışlı olunca aradığım cevapları buldum ve artık çok huzurluyum.

var oluşumuza bakışım da gözlemci olduğumuz yönünde. sonsuz ve kaotik bir evrenin içindeki inanılmaz küçük canlılar olarak 70-80 yıllık, adeta komik uzunluktaki ömrümüzde, etrafımıza bakıp gördüklerimizle ilgili sorular soracak kadar zeki olmamız bence sürecin anlamlı bir parçası olduğumuz anlamına gelmiyor; sadece şaşkınlıkla, bazen hayranlıkla ve merakla seyrediyoruz.
0
confusedyus
(11.04.21)
dinler için antroposentrik diyebiliriz. yani evrenin merkezinde insanın olduğu görüşüne dayalılar. halbuki evrenin sonsuzluğuna baktığımızda insan denen canlının çok önemsiz bir varlık olduğunu fark ediyoruz. evreni geç, kendi gezegenimizdeki bile diğer tüm canlıları yok sayarak tanrının dünyayı ve evreni insan için yarattığını düşünmek bana mantıksız geliyor. bu meseleye gelene kadar zaten evrim diye bir şey var üstelik. ama siz çelişkileri kafama takmıyorum demişsiniz zaten.

boşluk duygusu, dünyanın geçiciliği için de şunu söyleyebilirim: dünyanın ya da hayatımızın geçici olduğuna inanmak iyi bir şey değil aslında. hem bizim için, hem de toplum için. dünyanın geçici olduğuna inandığın için yaşarken istediğin şeyleri yapmıyorsun, kötülükleri sineye çekiyorsun (öteki tarafta cezalandırılacak nasılsa düşüncesiyle), bir şeyleri düzeltmeye çabalamıyorsun. bu dünyanın tek gerçeklik olduğunu kavradığında ise kendi anlamını yaratma şansın ortaya çıkıyor. elimizdeki dünyanın tek dünya olduğunu fark edip onu iyiye götürmek için çaba sarfetmek isteyebiliyorsun mesela, böylece de hayatın bir anlam bulmuş oluyor.

elbette inançsız insanlar (ben mesela) ölüm ve boşluk duygusunun etkisiyle zaman zaman depresyona giriyorlar. ben de düşünüyorum ölümü. ama bunun doğanın bir gerçeği olduğunu kabullenmeye çalışıyorum. bu noktada da bir savunma mekanizası, araç olarak kendime yaşama amacı bulmaya çalışıyorum. bunu elinden kaçırdığın an depresyona girme olasılığın yüksek. bazı insanlar ise hiç düşünmüyor, sadece anı yaşıyor, hayattan keyif almaya çalışıyor. ben öyle olamıyorum.
0
isabella was a ginger
(11.04.21)
Ben bu kavramların artık olmadığını kabul ettiğimde çok rahatladım. Ölümle ilgili bir derdim yok. Evrende belli bir zaman aralığında gelip gidecek varlıklarız. Öncesi ve sonrası simsiyah yokluk. Zaten hiçbir şeyin farkında olmayacağım. Benim için ölümden sonra hayat olması daha korkunç. Hiç ölememek demek. Sonsuza kadar yaşamayı asla istemiyorum. Zamanım geldiğinde gitmem lazım.

Adalet konusunda zaten dünyanın adaletli olduğunu düşünmüyorum, adaletli olması gerektiğine inanmıyorum. Bu konuda başa çıkmaya çalıştığım bir nokta olmadı ama sizi anlıyorum. Annemle din konusunda konuşurken, herhangi bir yaratıcı olduğuna inanmazsam, bazı şeyleri yaratıcıya havale edip öbür dünyada çözebileceğime inanmazsam ben deliririm yaşayamam demişti. Biraz da içsel rahatlatma sağlıyor. Bana da dinlere inanmasan da bari karma gibi şeylere inan kafan rahat etsin diyordu ama yok ona da inanamıyorum.
0
jazzabel
(12.04.21)
Aslında çok basit, sen inanmak istiyorsun. Bir yaratıcının olması fikri seni rahatlatıyor. Allahın olmadığı kanıtlansa bu sefer de budaya taparsın muhtemelen. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil, insanlığın doğasında olduğunu düşünüyorum ben. Ama sen de söylüyorsun, dinin çelişkili tutumu seni içindeki inanma güdüsünden alıkoymuyor. Anlattığına göre konunun Müslümanlıkla da alakası yok sanırım, ibadet ve kapanma konularına da uzakmışsın zaten. Demek ki inanmaya ihtiyacın var.

Ateistler ise içlerindeki inanma güdüsüyle başa çıkabilmiş insanlar oluyor genelde. Ya bunu görmezden gelip üzerine düşünmüyorlar(senin yaptığın gibi) ya da enine boyuna düşünüp olmadığına ikna oluyorlar.
0
Jux
(12.04.21)
Ölünce tamamen her şeyin bitmesi fikri beni korkutmuyor çünkü o kadar önemli görmüyorum kendimi. Çok uzun bir hikayenin bir harfinin bir kenarıyım anca, ölsem nolur ölmesem nolur?

Ama işte öbür dünya var, öbür dünyada cezasını çeker, öbür dünyada sınanır diye bu dünyada o kadar çok kişinin kötülüklerinin yanlarına kar kalması, asıl öbür dünya inancına nasıl bağlanabiliyor insanlar diye düşündürüyor.

Ayrıca öbür dünya var, ölümden sonra hesap var diye iyi olan kişilere de mesafeli yaklaşırım. Korkudan iyi davranmak çok tehlikeli bir şey bence.
0
whoosie
(12.04.21)
Soruyu gece görünce uzun uzun yazmaya üşendim, şimdi biraz yazayım. İnsanlar o kadar kolay ateist olmuyor bence. Eğer az ya da çok inançlı bir aileye doğduysanız ateist olmamak, büyürken öğrendiğiniz inanç sistemini sorgulamamak daha kolay. Ölen sevdiklerine bir gün kavuşacağına, bir gün bütün iyilerin-kötülerin adaleti bulacağına, koruyan kollayan yaratıcıya... inanmak daha kolay.

Sizin yaşadıklarınıza benzeyen şeyler yaşadım. Annemi kaybedeli 1,5 sene oldu, sık sık rüyamda görüyorum, bazen hayatta, bazen değil, bazen ölmüş ama bir yanlışlık olmuş da geri gelmiş. Ama sığınacağım bir inanç yok. Cenazeden sonra insanlar "huzura erdi, allah yanına aldı, biz de yanına gideceğiz, kavuşacağız, sen bol bol dua et" gibi *teselli* sözleri söylerken içimden çok sinirleniyordum çünkü bir yandan bu söylenenlerin benim için hiçbir anlamı yok, bir yandan da o inanca sahip olmalarını kıskandım çünkü sevdikleri birini kaybettiklerinde güç alabilecekleri (bende olmayan) bir şey var. Ama yok işte, bazı şeyleri kolaylaştırır belki diye "inanayım ben de" diyemiyorsun.

İnsan merkezli düşünme açıklamasına da katılıyorum epey. Evrenin merkezinde değiliz, varlığımızın bizden başka kimse için önemi yok. Bunu kabul edince hayat daha kolay.
0
kobuzchu kiz
(12.04.21)
Direk basliktaki soruya cevap degil ama default olanin inancli olmak gerektigi dusuncesi de nereden geliyor?
0
turkuaz
(12.04.21)
(7)

Babanıza ayıp olmasın diye cumaya gidiyor musunuz?

south park in kapusonlu uyesi
Bunu bir arkadaşımdan duydum. Kendisi 30'una merdiven dayadı ve ailesiyle yaşamıyor. Ailesini ziyaret ettiği günler denk gelirse ayıp olmasın diye babasıyla cuma namazına gidiyormuş. Bunun dışında kendi başına gerçekleştirdiği bir dini pratik yok. Ben din konusuna çok uzak olduğum için bana çok gari
Bunu bir arkadaşımdan duydum. Kendisi 30'una merdiven dayadı ve ailesiyle yaşamıyor. Ailesini ziyaret ettiği günler denk gelirse ayıp olmasın diye babasıyla cuma namazına gidiyormuş. Bunun dışında kendi başına gerçekleştirdiği bir dini pratik yok. Ben din konusuna çok uzak olduğum için bana çok garip geldi, sık yapılan bir şey mi?
0
south park in kapusonlu uyesi
(11.04.21)
sutlu nescafe
(11.04.21)
Evet, yaptığım oldu. Kendi isteğimle de gidiyorum. Evdekilere ayıp olmasın diye de gittğim oldu.
0
scholes
(11.04.21)
Ayıp olmasın diye oruç tutan arkadaşım var.
0
allah yazdiysa bozsun
(11.04.21)
Sutlu nescafenin paylaştığını paylaşıcaktım. Onu yapıyorum.
0
elitoangelito
(11.04.21)
arkadaşım salı günü gelip bir hafta bende kalacak. oruç tutacak. inanmayan bir insan olarak ben de tutacağım. niyetli miyetli değil de yemeyeceğim işte. o yanımda açken yiyemem.

ha namaza gider miydim? gitmezdim. napcam içimden şarkı söyleyerek eğilip kalkacak mıyım? namaz kılmasını bilmiyorum.
0
batlegolas
(11.04.21)
Evet bayramda bir çok defa hem babamla hem dedemle gittim. Bir vakit geçirme aktivitesi olarak görüyorum bunu normalde hayatta namazla falan işi olmayan biri olarak. Üzmemek için yaparım.
0
roket adam
(11.04.21)
dindar ailede büyümüş bir ateistim. lisedeyken mecburen gidiyordum. bana kalsa asla gitmem ama o zaman aynı evde yaşıyoruz, her anlamda tamamen aileme bağımlıyım, haliyle pek sesimi çıkarma lüksüm yoktu. yine de babam hoşlanmadığımı bildiği için fazla ısrar etmezdi, özellikle 13-14 yaşımdan sonra üstelemedi kendisi dindar biri olmasına ve beni de komünist olmakla suçlamasına rağmen.

şu an ayıp olmasın diye gitmeyi düşünebileceğim tek etkinlik cenaze namazı olur. bi' de mesela annemle yaşıyorum, ramazan'da o oruç tutarken yemek yemem evde. yiyeceksem hazırlaması, yemesi, bulaşık yıkaması vs. gözden uzakta kendi kendime hallederim. bunlar haricinde bir şey yapmam. sağolsunlar onlar benim bir yetişkin olarak bu konudaki görüşlerime/isteklerime saygı duyuyor, ben de onları namaz kıldıkları için hortumla dövmeyerek hoşgörümü gösteriyorum. güzel güzel anlaşıyoruz.
0
der meister
(11.04.21)
(12)

haftada bir tatlı yemek zayıflatır mı?

ardt
böyle şeylere de pek inanmam aslında ama geçen gün bir programda uzman konuşuyordu, son 6 aydır sağlıklı besleniyormuş, sadece haftada bir gün kendisini serbest bırakıyormuş ve o bir günü de sağlıklı geçirmektense o gün tatlı yemenin kendisini daha fazla zayıflattığını, bunu kendisinde gördüğünü söy
böyle şeylere de pek inanmam aslında ama geçen gün bir programda uzman konuşuyordu, son 6 aydır sağlıklı besleniyormuş, sadece haftada bir gün kendisini serbest bırakıyormuş ve o bir günü de sağlıklı geçirmektense o gün tatlı yemenin kendisini daha fazla zayıflattığını, bunu kendisinde gördüğünü söyledi, "bunu burada söylemem doğru mu aslında bilmiyorum ama" (gülerek) dedi.

böyle bir şey var mıdır? mümkün müdür?
0
ardt
(06.04.21)
43 kilo birisi olarak, yok şunu yiyeyim mi yok şu içmeyeyim mi gibi soruları aşırı saçma buluyorum. açacaksın netten hesaplama programlarını, şu an boyun kilon yaşın ve günlük ortalama aldığın kalori miktarı neyse yazacaksın. sana zayıflaman için alman gereken kaloriyi söyleyecek. ona uy yeter. ister su iç ister bira, ister tatlı ye ister tuzlu ye, gereken kalori miktarını geçme yeter.
0
rose parks
(06.04.21)
psikolojinin zayıflamaya etkisi var.
uzman muhtemelen bunu söylemek istemiştir.
daha önce de bir doktor bana, "aklına çok takılıp gece uykularına girecek kadar canın isteyecekse, onu ye çünkü kilo vermene engel olur" demişti.

yani eğer bir yandan olması gerekeni doğru şekilde yapıyorsanız, vücut zaten o ritme giriyor ve haftada 1-2 öğün o düzen içinde öldürücü bir etkiye sahip olmuyor.
tam aksine, o öğünler sizi mutlu ediyorsa, motivasyonunuzu bozmuyorsa zararı değil, faydası oluyor.

o yüzden cheat day ya da cheat ettiğiniz bir öğün olabilir diyette.
herkesin yapısı farklı.
ben cheat olayının dozunu ayarlayamadığım için 30-60-90 günlük challengelar yapıyorum.
canım bir şey isterse, "x tarihinde yiyebilirsin, bugün değil" diyorum ve bu bana iyi geliyor.
bazen de o gün o öğünde onu yemek daha iyi gelir.
kişisel bir tercih ve yapı meselesi.
0
blatta hiberna
(06.04.21)
rose parks,

yani bir kişi günde 2000 kalori altında kalarak kilo verebiliyor ise bir sene boyunca sağlıksız beslenmesi ile sağlıklı beslenmesi arasında bir fark yok öyle mi? sürekli hamburger, kumpir, çikolata, baklava yiyen kişi ile sebze, tavuk, et balık yiyen kişinin vücudu 2000 kalori altında kaldığı sürece aynı olur yani?


bu arada haftada bir tatlı yemek zayıflatmayabilir ama kilo da aldırmaz hemen.
0
elorelia
(06.04.21)
bence mumkundur. bilimselini bilemyecegim ama vucut duzene girince onu nasil yakacagini da bilir diye dusunuyorum. duzen sanirim isin sirri burada.

bir haber vardi, adam her gun sadece mc donalds yiyerek bir ayda 10 kilo veriyor.

buldum: www.independent.co.uk
0
yoggi
(06.04.21)
Selam. Kadrolu kilo verici olarak bence böyle bir şey var. Yalnız olayı iki şekilde değerlendirmek lazım:

İşin birinci yönü gerçekten tatlı yemek kilo verdirdiğinden falan değil kesinlikle. Diyet yapıp başarılı olanlar çok iyi bilirler ki bu işin özünde sabırla devam etmek vardır. Ara sıra yapılan cheat dayler insanların diyette daha uzun sebat etmesini sağladığından uzun vadede başarı getiriyor olabilir. Ben ihtiyaç duymadığımdan yapmadım hiç şahsen.

İşin ikinci ve asıl sorduğun yönüne gelince, cheat day kilo vermeyi hızlandırmaz. Zaten bunu yapmasının tek bir yolu olabilir: Bazal metabolizmayı hızlandırmak. Tabii ki bu konuda da yapılmış deneyler var ve cheat daylerin bazal metabolizmayı hızlandırmadığı anlaşılmış durumda. Şu an link arayıp bulacak vaktim yok maalesef ama ararsanız kolaylıkla bulursunuz. Uzman arkadaşın söylediği şey hayalden ibaret yani.

Ben her ne kadar cheat day yapmıyorsam da pazarları kalori açığı vermeden, hatta biraz kalori fazlası alarak beslenirim. Kendimi fiziksel ve psikolojik olarak çok daha iyi hissetmemi sağlıyor.
0
son feci skilacci
(06.04.21)
Bak ben 39 yaşındayım, ülkenin açık ekonomi modeline adım attığı yılları yaşadım. Yani öncesinde ülkedeki fabrikasyon gıda üretimi çok daha sağlıklıyken ithal edilen malzemelerin ucuzluğu sebebiyle glikoz şurubudur bilmem çin tuzudur vsdir, hepsi girdi ambalajların içine ve tabi bir süre hiç bilmeden gayet güzel bol bol yedik bunları, bu şekilde büyüdüm.

Şimdi dikkatimi çeken bir şey var; regl dönemimin dışında tatlı yememek şeker ve tatlandırıcı almamak iyi geliyor ama regl öncesindeki beden gerilimi bana tatlı yemeyi bütün bir öfkeyle emrettiğinde ben zaten irademe sahip çıkmakta bile iradesiz kalıyorum ve o paketli tatlı gıdaları yiyorum. Eskiden inat edip yemiyordum ve reglim zaten geciken bir yapıyken iyice gecikiyordu çünkü stresim artıyordu. Dikkat ettim reglden önceki son 3-4 gün (bu süre sanırım benim bedenime mahsus, başka bedenleri bilemem, bilemeyiz) canımın çektiklerini suçluluk hissetmekden yediğimde regl çok daha kolay geliyor. Bende böyle bir olay var. Kilo da almıyorum. Buna bi dikkat et. Psikoloji çok önemli ve çok etkili.

İlla kıllanıyorsan titizlik basıyorsa inatagramda yutubda çok güzel doğal tatlı tarifleri var. Alıyor medine hurmasını kakao ekliyor inceltilmiş fındıkla bi karıştırıyor of. 3 malzeme yav. Fındık kakao hurma. Yap ye. Haftada bir. Korkma şundan, o senden korksun.
0
1bir1bir1
(06.04.21)
@rose parks konuyu o kadar güzel özetlemiş ki.
Bir de makroları dengelemekten bahsetseymiş tam olacakmış.
0
Mirket
(06.04.21)
Kilo vermek ASLA ve ASLA, buyuk harflerle yaziyorum, giren kalori/cikan kalori duz mnatigina indirgencek kadar "basit degil"! Yedigin seylerin carb, yag, vs dengesi, dogal mi rafine mi tukettigin, ne-neyin yaninda kolay sindirilir, neyi hangi saatte yemen gerekir, ne tur fiziksel aktivitelerde bulunman gerekir, hormonal dengelerin nasi vs vs etkileyecek pek cok sey var. Insan bedeni komplekstir o nedenle "amaaan ben x kg olarak hic takmam alinan veerilen kalorileri not et yeter" ya da "haftada 1 gun bile tatli yesen sistemin allak bullak olur tum emegiin bosa gider"cileri hiiiiic kale almayin derim.

3-5kg gibi bi rakamdan bahsetmiyorsak, once gidip bi endokrinologa gorunun hormonlariniza kan degerlerinize baksin, sonra da dogru duzgun bi universiteden diploma almis isini bilen bi diyetisyene danisin.

her insanin yapisi, genleri farkli. dolayisiyla her insanin yiyip icip kilo verecegi liste farkli. bazi yiyeceklere karsi intoleransinizin olmasi bile kilo vermeyi sekteye ugratabilir.

internette tavsiye verme yasi 9-12lere dustugu icin gidin uzmanina dannisin.
0
e mice
(06.04.21)
Konunun uzmanı değilim ama "aldığın kalori ihtiyacından düşük olursa zayıflarsın" gibi basit bir mantıkla çalışmaz insan vücudu.

Vücudun ihtiyaçlarını doğru karşılamazsan bilinçaltı şöyle davranıyor: "sanırım dışarıda bir kıtlık var, ben en iyisi bulduğum besinleri depolamaya başlayayım."

Tebrikler, artık yağlı bir insansınız.

Bu bilinçaltı anne karnında başlıyor üstelik. Anneler hamilelik döneminde "aman fazla kilo almayayım." diye kendinin ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde beslenmezse anne karnındaki bebeğin bilinçaltı da benzer şekilde davranıp "sanırım dışarıda kıtlık var." diyor ve doğar doğmaz obeziteye yatkın bir bünye ile yaşamına devam ediyor.

özetle rose parks'ın söylediği kadar basit bir şekilde "sağlıklı" kilo veremezsin.
0
himmet dayi
(06.04.21)
kilo alıp vermek çok sayıda faktöre bağlı kompleks bir süreç. "haftada bir gün tatlı yiyerek kilo vermek" diye bir şey yok, bu çok eksik ve yanlış yönlendirici bir ifade.

diyelim ki ben ideal kilomun 50 kilo üstündeyim. çok sağlıklı beslenmeye başladım, yediğime içtiğime dikkat ettim fakat evden dışarı bir adım atmadım. 7 kilo verdim bu süreçte. bu durumda "hiç hareket etmemek kilo verdiriyor" diyebilir miydim? el oğlu buna cherry picking demiş ne güzel, bi' nevi işine gelen veriyi dikkate almak.

gerçekte olan nedir peki? tatlı yediğin halde zayıflayabilirsin. bunu zaten tartışmaya açmak bence yersiz; tatlı yiyen herkes şişko olsaydı dünyada sağlıklı insan olmazdı. önemli olan rutindir. sağlıklı yağ ve protein tüketen, bol bol sebze ve yeşillik yiyen, sürekli fiziksel olarak aktif yaşayan birisi tatlı yedi diye kilo almayabilir. aynı şeyi evden çıkmayan 120 kiloluk biri yaparsa kilo alabilir ama.

kilo vermenin matematiği bu kadar basit değil. kişiden kişiye bile değişiyor bu. örneğin 167 boyunda, 70 kilo olan bir kadının kilo vermek için ihtiyaç duyduğuyla 180 boyunda 120 kilo adamın ihtiyaç duyduğu aynı değil. birine deli gibi kilo verdiren şey diğerinde hiç işe yaramayabilir. mesela inşaat işçisi her gün bir ekmek yiyip bir litre kola içse de zayıf kalabilir ama oturduğu yerde her allahın günü kek börek yiyen bir şüşkonun karbonhidratı ciddi anlamda azaltmadığı sürece İSTİKRARLI VE SAĞLIKLI kilo vermesi zordur.

vücudun temel prensibi herkes için aynı ama yaşam tarzı, beslenme tarzı, mevcut sağlık durumu, mevcut kilo vs. bunlar çok önemli şeyler. eğer kilo vermek istiyorsan yapman gereken şey öncelikle vücudun çalışma prensibini anlamak, sonra da tükettiğin besinler konusunda bilgilenmek. son olarak da uygulanabilir, sürdürülebilir bir beslenme tarzı oluşturmak.

gerisi hikaye. yok işte tatlı yedim şöyle oldu, bilmem ne otunu bacağıma sürdüm böyle oldu vs. bunlar yalandır, yalan değilse de en fazla bir ay sonra bırakacağınız düzenlerdir.
0
der meister
(06.04.21)
cheat meal veya day popüler. 30 gün boyu aynı değerlerde besin almak yerine arada şaşırmtak için öneriliyor bazı yerlerde
0
ShadowOfMoon
(06.04.21)
Onların tatlı yemek dediği o gün beş dilim baklava yemek değil. Hindistan cevizi, yulaf, bal gibi şeylerle yapılan uyduruk tatlılar. En fazla sütlü irmikli bi şey.
0
oyokbuyoknevar
(06.04.21)
(8)

herkesçe bilinmeyen 3 film önerisi

EasyTiger
isterken ben de kendimce bırakayım. Hazır sokağa çıkma yasağı var, film izleyelim :)Dersu Uzala (1975)Being There (1979)Sleuth (1972)Teşekkürler
isterken ben de kendimce bırakayım. Hazır sokağa çıkma yasağı var, film izleyelim :)

Dersu Uzala (1975)
Being There (1979)
Sleuth (1972)

Teşekkürler
0
EasyTiger
(03.04.21)
dersu uzala mi az bilinen film oneriniz gercekten?
0
der meister
(03.04.21)
Evet. İsterseniz anket yapalım.

Çok filmle içli dışlı olanlar bilir tabii
0
🌸EasyTiger
(03.04.21)
gridlock'd

ilk aklıma geleni yazdım
0
mirty
(03.04.21)
Being there candır.



The plagues of brasleu

Mystic Rover

True romance
0
deer hunter
(03.04.21)
The invitation
Madeline's madeline
Ship of theseus
0
Jux
(03.04.21)
Eric rohmer’in altı filmlik six contes moraux serisi
0
kojonotsuki
(03.04.21)
togo
bone tomahawk, brawl in cell block 99, dragged across concrete(aynı yönetmen)
locke
the hunt
wind river
shin godzilla (bir canavar filminden daha fazlası)
0
sinek kral
(03.04.21)
God on Trial
The Painted Bird
Graduation(2016)

Daha önce rastlamamıştım bu filmlere. Elbette sinemaseverler çoktan izlemiş olabilir hepsini.
0
ruhen hastayim ben
(03.04.21)
(13)

günlük 6 saatlik uykuyla verimli olabilir misiniz?

asaf
her gün 22:00-04:00 saatleri arasında uyusanız yeterince dinlenmiş hisseder misiniz? verimli olabilir misiniz?
her gün 22:00-04:00 saatleri arasında uyusanız yeterince dinlenmiş hisseder misiniz? verimli olabilir misiniz?
0
asaf
(02.04.21)
günlük 6 saat uykuyla verimli olabilirim ama 4'te uyanırsam verimli olamam.
0
elorelia
(02.04.21)
22’de uyumayi basarabilirsen olabilir. 4 gercekten erken ama ozel bi sebebi yoksa havanin biraz daha aydinlanmasina yakin yapsaniz daha iyi olur belki.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(02.04.21)
6 saatle verimli olunur ancak güneşi görerek, güneş ışığıyla uyanmak biyolojik saatimize yardımcı oluyor. Bunun bilimsel açıklaması vardı tam ifade edemedim ancak güneş ışığıyla uyandığımızda daha enerjik vs oluyoruz. O yüzden 4'te uyanarak zor.
0
turkce konusan uzayli
(02.04.21)
güneşten önce uyandığımda vücut olarak değil ama kafa olarak bütün günüm rezil oluyor. çok zor benim için.
0
roket adam
(02.04.21)
uzaylının dediği sirkadyen ritim.

yazın belki yeter 6 saat ki az uyuyorum hep, imkanım olsa 8'den az uyumam.
0
passion rules the game
(02.04.21)
İş akademik mi, fiziksel mi? Ayrıca kaça kadar çalışacaksınız 4 te kalkıp?
0
ykyt
(02.04.21)
Youtube'da videosu olan bir nörolog en az 7 saat, uygunu 8 saat diyordu. Gerekliyse videoyu da bulabilirim.
0
Mirket
(02.04.21)
asla. ucuncu gun dusup bayilirim muhtemelen.
0
der meister
(02.04.21)
Evet sirkadyen saat önemli. Bir süre saat 11 gibi yatıp 05:30da kalkıyordum. 6 saat uyuyor gibiydim ama hafta sonunu zor getiriyordum. Bir de hakikaten bedensel iş mi, masa başı işi mi? Ya da evden çalışma mı, yoksa arabayla işe git gel gerekiyor mu hepsi etkili.
0
SiyamkedisiZorro
(02.04.21)
Asla. 9 saat standartim, azi sorun benim icin.
0
buf-e kür
(02.04.21)
Olunur. Cunku tam uyunmasi gereken saatleri secmissin. Bunu net soyluyorum cunku bi sure boyle devam ettim. Ilk 1.5 hafta sabah 4te gunesi gormeden zor oldu ama sonra alistim. Yasina gore 6 saat yeterli bir sure. Yasin 50+ ysa tabii en az 8 saat uyumakta fayda var ama orta yaslardaysan ideal uyuma zamanini secmissin.
0
e mice
(02.04.21)
10da yatıp 4de kalkmakla gece 2de yatıp 8de kalkmak arasında büyük fark var
ilki biyolojik saatimize daha uygun
ayrıca uzun bi süre bu şekilde götürmüştüm 10 olmasa da 11 olmadan uykuya dalar 5 te kalkardım
0
megacracker
(02.04.21)
Asla olamam. 8-9 saat uyumazsam uykumu alamıyorum
0
sta
(03.04.21)
(14)

yurt dışındaki youtuberlardan hala bir sey ögreneniniz kaldı mı

bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
son zamanlarda gördügüm videolarin özeti:- türkiyede orta karar bir anadolu üniversitesinin işsizlik garantili bölümünden lisans derecesini aldıktan sonra yurt dışına egitime giden arkadaşın "beyin göçü yaptım, neden yaptım" isimli, kemal sunal'ın ben buraya neden ciktim, nasil ciktim, nicin ciktim
son zamanlarda gördügüm videolarin özeti:

- türkiyede orta karar bir anadolu üniversitesinin işsizlik garantili bölümünden lisans derecesini aldıktan sonra yurt dışına egitime giden arkadaşın "beyin göçü yaptım, neden yaptım" isimli, kemal sunal'ın ben buraya neden ciktim, nasil ciktim, nicin ciktim repligine benzer video basliklarini barindiran, "bakın ben nasil beyin göçüyüm öyle" videosu.

- hangi ilde oldugunu bilmedigim universitenin, muhtemelen bir milyonuncu olarak girebileceginiz bir bolumunu 6-7 yilda bitiremeyen hem yazimi hem konusmasi bozuk arkadasin, hasbelkader buldugu turk asilli sevgilisi sayesinde dil kursu amaciyla kapagi attigi ulkeden "benim bir saatlik kazancim vs turkiyedekilerin bir saatlik kazanci" temali, bugüne kadar hic kimsenin aklina gelmeyen müthis bir konuyu barindiran, insanlarin coktandir unutmus oldugu avrupali kazanci vs turk insani kazanci konusunu 1001. kez gözler önüne seren müthis bir basyapit.

- artik 3 milyonuncu kez cekilen araba fiyati, 5 saatlik calismaya aldigim x ürünü fiyati baslikli ama asil basliginin "ulan yazik size be marabalar :(" manasina gelen ve yasadigi yeri fiyatlari, alim gucu disinda hicbir yonuyle anlama, kavrama yetenegi olmayan; aslinda gittigi ulkeye de yuk olan, yalnizliktan ve ise yaramamazliktan kaynaklanan, tutunacak tek dali ulkedeki alim gucu olan arkadasin bol izlenmeli , bulunmaz hint kumasi videosu.

- hayat tecrubesinin olmamasi sebebiyle, aslinda turkler disinda kimseyle cok da derin bir munasebet yasamak zorunda kalmamis, bu sebeple de diger milletlerdeki insanlarin da isteyince/sistemin acigini bulunca ne kadar kotu olabilecegini gormemis veya baska yerlerde de cok kotu karakterli ve sadece kotu niyetli olduklari icin kotuluk yapan zalim karakterli yabanci insanlari tanimamis arkadasin "bu ulkedeki insanlar ne kadar ahlakli vs. bizim insanimiz ne kadar ahlaksiz" konusunu isledigi, gercekleri yüzümüze vuran, yalan yanlis videosu.

- on yillardir yasadigi ulkenin dilinden bihaber oldugu icin yasadigi ulkenin siyasetcilerinin bogazina kadar yolsuzluga karistigini bilmeyen, isverenlerle bazi siyasetcilerin nasil ali cengiz oyunlarina girdigini duymamis/okuyamamis ve dahasi bu yolsuzluklarin ayni baska ulkelerdeki gibi üstünün örtüldügünden habersiz kisinin "sistem dostum... sistem kötü. bak burda adalet tikir tikir ama bizde sistem oyle mi" temali, raki sofrasindan öte konusulmamasi gereken konulari video diye cekmesi.

- turkiyede yasayan biri dese duymamazliktan gelecegim ama en az 2-3 yildir yurt disinda yasamasina ragmen "avrupada enflasyon yok" temali, gittigi carsidan pazardan bihaber ciftimizin, gunluk hayatlarini nasil idame ettirebildiklerini bana sordurtan vloglari. bu arkadaslara yurt disindaki istatistik kurumlarinin enflasyon verisiyle oynamak icin nasil kirk takla attigini anlatmaya gerek yok. aldigi sebzenin meyvenin fiyatini 12-15 ay onceyle kiyaslasa gercek enflasyonu anlayacak zaten.

daha neler neler... herhangi bir konuyla ilgili basvuru bilgisi verir fakat bilgi yanlistir. kendi basina gelen iyi/kotu olayi tum ulkeye geneller, oyle anlatir. yasadigi yerin dilini bilmez; dil ogretme videosunu gectim, 25-30 yasinda gelip ogrenmeye basladigi dille ilgili telafuz videosu yayinlar vs

siz hala bu insanlardan bi sey kapabiliyor musunuz? video altlarinda gordugumu "supersin, buyuksun, muthis video, aslansin/kaplansin" yorumlarini gordukce agzim acik bakakaliyorum ekrana.
0
bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
(31.03.21)
günde 2-3 saat youtube'da geçiriyorumdur, bu tarz elemanların birini bile izlemiyorum epeydir. eskiden mahalleye almancılar gelince anlatırlardı ya biz de ziyaaa diye dinlerdik, onun modern versiyonu maalesef. çok yüzeysel, çok sığ, gerçekten eski almancılardan farkı olmayan yorumlar var. çikolata şu kadar tl, bira bu kadar euro, falan filan. klasik almancı sendromu var yani, altta şakşakçı yorumlar da olunca elemanlar iyicene gaza geliyorlar.
0
roket adam
(31.03.21)
bazılarına katılıyorum bazılarını anlamadım.

böyle insanlar, daha doğrusu her türlü insan bazılarımızın çevresinde vardı ama internet yoktu. şimdi o da olunca herkes işte ne popülerse paylaşıyor bir şeyler bu sefer herkese ulaşıyor

şahsen ben izlemiyorum. eskiden denk geldiğim kaliteli bir içerik varsa bakardım da artık pek yok. bu tarz videoları izleyen insanlar sanırım daha yaşı küçük insanlar ya da bu ne diyor diye meraktan bi bakıp geçen insanlar.

yalnız bir şeyi anlamadım. mesela almanya ya da euro böglesinde enflasyon oranlarını nasıl manipüle edildiğini cidden merak ettim örnekler misiniz?
0
AlsterWasser
(31.03.21)
en sevdiğim site youtube ve bir kez bile bu söylediğin videoları izlemedim ve denk gelmedi.
0
dafuq
(31.03.21)
hahaha çok güzel bir duyuru olmuş, eline sağlık. bu elemanlar ilk türemeye başladığında kendimi motive edebilmek için arada bakardım da sonra bıraktım. yurtdışına giden türklerin çektiği her videoya önyargıyla yaklaşıyorum artık. hayat ucuz, et alabiliyolar, biz çok kötü yaşıyoruz... tamam. öğrendik o kadarını. gerisi? yok.

ha gerisi olsa da izlemem zaten artık, burada üç kuruş paraya şeriatçıların içinde yaşarken almanya'da yaşayan insanların videosunu izleyip boş boş hayallenmeye gerek yok. insanı üzmekten, kötü hissettirmekten başka bir işe yaramıyor. almanya'da iki aylık gelirimle araba alabileceğimi öğrensem ne değişecek mesela benim için? sadece üzüleceğim. o yüzden bakmıyorum artık hiç.
0
der meister
(31.03.21)
izlemeyin iste, surekli izliyorsunuz ki hep bu tarz oneriler geliyor karsiniza cikiyor, basin dislike'i gecin. Enes baturun videosu altinda da cok iyi yorumlar vardir ya da varos saka sosyal deney videosu ceken ergenlerin video alti da kayniyordu. Yurt disinda toz pembe bir hayat yok bir kere, gercek gocmen tutunma mucadelesi veriyor dilinden, kuralina, trafigine, ozlemine, kendini kabul ettirmeSI, entegrasyonu bir suru sorunu vardir, orda dogup buyuyenler ayri onlarin rahat bir hayati var. Gitsin hayatini yasasin madem yurt disinda, ciddi ciddi video cekip youtube kanali acan, Turkiye soyle Turkiye boyle diyen kisi bos insandir zaten.
0
neck_and_neck
(31.03.21)
bahsettiğin videoların tamamı yurt dışı ve göç içerikli videolar anladığım kadarıyla.
herkes buradan bir parça bilgi kaparım kafasıyla seyretmek zorunda değil. göç psikolojisi çok başka. insanlar sadece empati yapmak için, bi parça destek bulmak için seyrediyor olabilirler. sizin yaptığınız değerlendirmeyi başkaları da yapıyor ve yapmalarına rağmen seyrediyor olabilirler.

bir de bakışın çok modernist. insanlar sırf para kazanmak için bu başlıkları bu içeriklerle açıyor da olabilir. sadece dertleşmek için dilleri döndüğünce anlatıyor olabilirler. herkes istediğini yapsın, siz izlemeyin???
ayrıca çok seyrediliyor ki yapılıyor, seyredenlerin daha doğrusu bu ilginin neden kaynaklandığını fark etmiyor olabilirsin. tv dizilerini de oturup 3 saat seyreden milyonlar var. toplum bu demekki. biz kitlelere yabancılaşıyor olabilir miyiz?
0
rewlack
(31.03.21)
hahah hepsi aynı şeyi çekiyor orası öyle. Ben izlemiyorum sadece kendim de Kanada planı yaptığımdan birkaçını izledim zamanında.

Ben gidip Türkçe video çekmelerini çok saçma buluyorum (ben açsam İngilizce kanal açıp yabancı komünite ile muhabbet kurmaya çalışırım, para kazanacaksan parayı da dolar olarak kazanmalısın Türkiye'den gelen reklamla ne olacak ki) fakat sonra şeyi düşündüm, bunlar orada arkadaş da edinemiyorlar. Aslında yalnızlığın verdiği bir şey o kanallar. Bir yandan anadillerinde sosyalleşip bir yandan kısmi hava atıyorlar işte.

İzleyeni varsa bize bişey düşmez ama. Yapsınlar. Gerçekten diğer insanlara yardımcı olmak istiyor da olabilirler. Ama ben yine de Türkiye'den gidip Türklerle muhatap olmanın mantığını anlayamayacağım :D çünkü eminim yorumlarda "nasıl giderim" diye full yol haritası isteyen vardır.
0
nhk ni youkosu
(31.03.21)
bir de bu insanlar giderken yani 5-10 yıl önce hatta 2-3 yıl önce bile böyle mecralar çok azdı. sırf bu nedenle bile ben gidince bunun kaynaklarını oluşturucam demiş bile olabilirler. bunu da hatırlayalım.
0
rewlack
(31.03.21)
www.youtube.com

sunu kapmaktayim su anda.
0
camussar
(31.03.21)
Cok tukettigimden midir nedir bilmiyorum ama belki de arada cikan anketlerini doldurdugum icin isime yarayacak videolar sunuyor. Bu bahsettiklerinizden farkli seyler izliyorum. Bazen konu basligi ayni olabiliyor ama anlatan kişinin doyuruculuğu ile de alakalı bir durum.
0
evimin paspasi
(31.03.21)
Daha çok katıldığım bir duyuru olmamıştı. Ben de yıldım harbiden amk. Bunları yapanlar bir de trde gerçekten berbat ünilerde okuyan, avrupaya gidince bi bok olduğunu sananlar.

Geçen polonyada okuyan bir kızın videosunu izlemiştim. Polonyada okuyan arkadaşlar zaten trde barajı geçemeyenler. Kız öyle bi anlatmış ki sanırsın türkiye çok büyük bi değeri kaybetti ve polonya gerçekten süper bir ülke. Bunlara da gitmeyen, yaşamayan inanıyor sadece bence. Ki zaten üni öğrencilerinin bile tamamını toplasan yüzde 1-2yi geçmez bunu tecrübe edenler.
0
mg3929
(31.03.21)
bu tip boş içerikleri alıcısı çok malesef. bu durum dizilerde sürekli yalıların, malikanelerin ve süper lüks araçların kullanılması ile aynı güdü var. erişemediği şeylerin etkisinden kurtulamıyor insanlar.

kısa yoldan para yapmak isteyen çöp içerik üreticilerinin de hedef kitlesi direk bu kitle zaten. arkadaşlar yazmış ama tekrar yazmamak elde değil, devamlı olarak; et, market, araba
fiyatları dışında yok uber,lift kaç para kazandım gibi saçma salak videolar hepsi.
0
ada meltemi
(01.04.21)
Cogu iyi niyetli gibi, ama cogunlukla verdikleri bilgilerde inanilmaz hatalar var. Zaten izleyenlerin ezici cogunlugu goc etmeye calisan tipler oldugu icin korler sagirlar birbirini agirliyor.

Birkac defa uyardim yorum yaparak yanlis bilgi veriyorsunuz diye ama direk tersliyorlar sonra da takipici linci basliyor zaten. Insanlari gocten sogutmakla suclayanlar falan var, hatta biri gecen bana "siz ozellikle negatif konusuyorsunuz insanlarin oraya gelmesini engellemek icin" diye cevap yazmis. Kafalara gel..
0
cooperr
(01.04.21)
en sonunda zorla kanal actiracaklar bana, gidip sirf arka sokaklari cekip yayinlayacam, disaridan super gozuken g8 tayfasinin dar gelirli muhitleri ne durumda gorsunler.

isim geregi bazen belediyeye is yapiyoruz, dar gelirlilerin yerlestirildigi evlere girip cikmam gerekiyor. Oyle manzaralarla karsilastim ki, fotograf cekip yayinlasam afganistan zannederler. Rezillik.

ama abiler oyle bir anlatiyor ki, sanki millet agaclardan para topluyor. Mevzuyu anlatiyorsun, imkansiz, yalan soyluyorsun diyorlar. en buyuk argumanlari da "en azindan orada araba ve elektronik ucuz". Evet, zaten ac kalinca araclarin lastiklerini kemiriyoruz, sonra laptoptan da bir isirik aliyorum tatli hesabi :/
0
cooperr
(02.04.21)
(4)

"Said that"ten sonra kullanılan zaman kipi hakkında

mikro patlama
Ölen kişiyle ilgili olarak, "Nel's mother said her son leaves behind three children."denmiş. Bu kullanım doğru mu? "has left" olmaz mı?
Ölen kişiyle ilgili olarak,
"Nel's mother said her son leaves behind three children."
denmiş. Bu kullanım doğru mu? "has left" olmaz mı?
0
mikro patlama
(29.03.21)
bazı durumlarda illaki tek bir seçenek olmak zorunda değil. "i was been a teacher" diyemezsin mesela, bu kesin olarak yanlıştır ama bazı durum ve ifadeleri farklı şekillerde veya zaman kipleriyle ifade etmek mümkün olabilir.

bu örnekte bence kullanım doğru. alternatif olarak ben "left" derdim açıkçası, adam ölmüş gitmiş zaten artık has'lik bir durum yok.

mesela "eşi ve üç çocuğu vardı" gibisinden ifadeler için de simple present kullanırlar genelde, "he is survived by..." şeklinde. başka tense görmedim ben. dediğim gibi bana sorarsan senin yazdığın örnekte left de olabilir, kimsenin itiraz edip "yok yau yanlış, böyle denmez!" diyeceğini sanmam; en fazla nedir, genel kullanılan kalıptan farklı olur. ama has left'i benim gözüm tutmadı, perfect gerektirecek bir durum görmüyorum bu cümlede.
0
der meister
(29.03.21)
ikisi de doğru kullanım bence. yeni öldüyse bu kişi, o an olmakta olan durumdan bahsetmek için geniş zaman kullanılabilir.
0
isabella was a ginger
(29.03.21)
Tablolar burada var.

www.perfect-english-grammar.com

www.ef.com

Kurala göre "left" olmalı.

"leaves" yanlış olmayabilir. Bilgi hâlâ doğruysa present simple kalabilir denmiş ilk linkte.

"has left" linkteki tablolara göre yanlış ama kullanıldığı durum varsa bilemem.
0
dissendium
(29.03.21)
Burda tense'in degismeyecegi durumlari guzel anlatmis: 7esl.com Report Something Immediately basligina giriyor sanirim sizinki. Haberi yeni duymus aninda aktariyor olmali
0
neverletyougodown
(29.03.21)
(10)

Gorilleri sever misiniz?

aretwoane
Goriler çok akıllı canlılar, siz de sever misiniz?
Goriler çok akıllı canlılar, siz de sever misiniz?
0
aretwoane
(28.03.21)
Uzaktan
0
olaylar olaylar
(28.03.21)
severim. genel olarak zaten çok tehlikeli, aşırı büyük veya sinek-böcek tayfasından olmadığı sürece her türlü hayvanı sevimli buluyorum. imkanım olsa oturup sohbet etmek isterdim. hayvanların bu olayı üzüyor zaten beni. konuşamıyor arkadaş. anca el kol yapıyor. onu benim kardeşim de yapıyor birader, bari elinde çubukla yere falan bi şeyler yaz ne bileyim. keşke onu becerebilseler. ama hayvana kızmak da yanlış tabii, ne yapsın, o kadarına yetiyo demek ki. ben çok mu akıllıyım, değilim. olduğu kadar.
0
der meister
(28.03.21)
maymungilleri oldum olası antipatik buluyorum. goril yine nispeten ağırbaşlı kendi halinde de şu maymun, şempanze vs'leri hiç sevmiyorum. sevimsiz ve şirret oluyorlar. gözler ferfecir güven vermeyen ifade falan
0
iggy pop
(28.03.21)
maymun familyasini ben de cok itici buluyorum, hele o kambur duruslari, vucut yapisi falan aci cekiyorlar gibi hissedip rahatsiz oluyorum nedense.
0
neverletyougodown
(28.03.21)
çoğu yabani hayvanı uzaktan seven biriyim ama maymun ve türevleri genelde pek sempatik gelmiyor bana. Yine aralarında en sevdiğim Goril ve Orangutan olabilir. Daha oturaklı ve ağırbaşlı geliyor. Ama bu şempanze gibi olanlar yaramaz insan gibi, onlar itici geliyor bana.
0
nundu
(28.03.21)
Bana da figür olarak sempatik geliyor, yaban hayvanlarına zararsız olsalar bile yaklaşıp alanlarına girmem prensip olarak fakat bir yandan bir gorilin eline dokunmak isterdim
0
freebird5406_2
(28.03.21)
the square filmini izledikten sonra sevemiyorum
0
superb
(28.03.21)
severim. insana çok benziyorlar.
0
dafuq
(28.03.21)
Maymungillerin hiçbirini sevmem. İnsansı halleri garibime gidiyor.
0
inawen
(28.03.21)
ben de tam tersi, insansı hallerini çok ilginç buluyorum ya maymun ailesinin. goril de uzaktan güzel tabi de yakından korkutucudur muhtemelen.
0
ravenclaw
(30.03.21)
(10)

Milletimiz hakkı olmadığı halde neden Türeci ve Şahin'i sahipleniyor?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Bu Biontech Corona aşısı geliştirildiğinden beri Türkler hiç hakkı olmadığı yerde Özlem Türeci ve Uğur Şahin'i sahiplenip duruyor. Bu bilim insanlarına geçenlerde Alman hükümeti devlet nişanı verdi başarılarını onurlandırmak için. Bizimkiler o zamandan beri övüp duruyor. Yahu adam
Merhaba arkadaşlar,

Bu Biontech Corona aşısı geliştirildiğinden beri Türkler hiç hakkı olmadığı yerde Özlem Türeci ve Uğur Şahin'i sahiplenip duruyor. Bu bilim insanlarına geçenlerde Alman hükümeti devlet nişanı verdi başarılarını onurlandırmak için. Bizimkiler o zamandan beri övüp duruyor.

Yahu adamlar Almanya'da, Türkiye ile neredeyse hiçbir bağı kalmamış, adamlara hiçbir destek vermemişsin, ülkende tutamamışsın veya ülkene dönmelerini sağlayıp hizmetlerini kazanamamışsın. Adamlar el olmuş artık. Oturup "Biz nerede yanlış yaptık?" diye düşünecekleri yerde kendilerine ait olmayan bir başarıyla övünüyorlar. Neyin kafası bu? Yanılıyor muyum? Siz ne düşünüyorsunuz?
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(24.03.21)
Biz buna milliyetçilik diyoruz. Zaten temelde hastalıklı bir düşünce bana göre.
0
himmet dayi
(24.03.21)
İki yüzlülük, üç kağıtçılık vs vs

Bizde genel olarak bir başarı elde edince herkes sahiplenir, ama o yola gelene kadar söverler, döverler, sallamazlar. Bu her durum için geçerli. Klasik Orta Doğu Kafası diyoruz biz buna
0
paramolacak
(24.03.21)
Belli bir kesim pek sahiplenmiyor yalnız, onların ajan olduklarını iddia edenleri bile gördüm.
0
kedimedi
(24.03.21)
Dogru ama bunu yapan tek millet biz degiliz..herkes kendine bir pay cikartma pesinde.
Anormal hareketler degil bunlar, ders cikartmak onemli.
0
cooperr
(24.03.21)
Ben onların gerçekten Türk olduklarını filan sanmıyorum. Gerçekten Türk iseler de, kendi vatanlarında terörü destekleyip körükleyen bir ülkeden devlet nişanı alabilmeleri ve hâlâ bu nişanı taşıyabilmeleri sebebiyle zaten Türklükten çıkarlar benim nazarımda. Bunu bir Alman yapsa yahudilikle suçlanır.
0
1bir1bir1
(24.03.21)
milliyetçi bi insan değilim, milliyetçilikten hoşlanmam.

ama mesela bu aşıyı bulan bilim insanları aynı şekilde Almanya'da yetişmiş Türk değil Yunan, Bulgar, Macar, Hırvat, İspanyol, Norveçli vs herhangi bir millet olsa, o ülkenin insanları gururlanırdı. Ortak kültür ve tarihe sahip olduğun birinin başarısıyla gururlanmak evrenseldir. Bence bu "Biz niye gururlanıyoruz, hakkımız yok" anlayışı da birazcık kendimizi ezmeyi sevmemizle alakalı.
0
nundu
(24.03.21)
birey olamamış insanların çoğunlukta olduğu cahil ve dolayısıyla milliyetçi toplumlarda sık rastlanan bir şey bu. fark ettiysen biz azerbaycan'ın eurovision başarısını bile sahipleniyoruz, aşı üretmiş bilim insanını mı sahiplenmeyeceğiz?

saygı duymak, gurur duymak, "bizden birileri" olduğu için mutlu olmak ayrı. ona bir şey diyemem. sıfır milliyetçi bir adam olmama rağmen böyle bir başarıya "topraam" imza attığı için ben de mutlu oluyorum ama bunu türkiye'ye mal etmek, bunun üzerinden ego mastürbasyonu yapmak, TÜRKÜYE ŞAK ŞAK ŞAK diye gaza gelmek falan acayip komik.

ya milliyetçilik böyle bir şey abi aslında işte. lisede bir arkadaşım vardı. izleyeceği dizi ve filmlerin listesini yapardı. her şeyden çok buna özenirdi... o filmleri asla izlemezdi. ben de burada bissürü duyuru açarım yıllardır, şunu mu yapiyim bunu mu yapiyim... plan yapmak, kendini önemli hissetmek, bir şeyler yapıyor olduğunu düşünmek insana iyi hissettirir. esasında hiçbir şey yapmıyorsundur ama buna tutunursun işte, kendini geliştiremediğin veya aşama kaydedemediğin için hayallerle yaşarsın. onu yaptık veya yapacağız diye debelenir durursun. elin oğlu çok güzel yaşar, güzel evlerde yaşar; sen gecekondunda "ben de şunu yapmıştım!1!" diye kendi kendine gururlanırsın...

milliyetçilik bundan çok farklı değil. o yüzden şaşırmıyorum. en büyük başarısı ölmeden 50 yaşına kadar gelmek olan çok fazla insan var bu ülkede. hep ezilmiş, baskılanmış, birey olmamış, başaramamış... farkında bile değil. hal böyle olunca almanya'nın imkanlarıyla aşı yapan insanı sahiplenmek, daha doğrusu bununla böbürlenmek normal.

şimdi bazı arkadaşlar, "ulan amma edebiyat parçalamışsın godo" diyebilir, onlara da bi şey diyemem ama bence böyle bu mesele biraz. boş toplum refleksi işte.
0
der meister
(24.03.21)
kesinlikle katılıyorum. almanya'nın övünmesi lazım, bizim değil. almanya için tam bir gurur tablosu. orada yetişen göçmenlerin dünyayı değiştiriyor, bence onlar için müthiş bir başarı. bizim için hiç bir şey.
0
roket adam
(24.03.21)
Ben birsey paylasmam ama asinin bulundugu gunden beri haberlerini paylasiyorum. Sebebi yabanci ev arkadaslarim (alman, yunan) asiyi turk bir cift bulmus dedi, ilk onlardan duydum.
Hem hosuma gitti, hem de almanya'da yetismis, kaliteli insanlar ama yine de kendilerinden gormuyorlar sanirim. Turk asilli falan bile demediler.
0
durgunfoton
(25.03.21)
Size katılıyorum. Adamların türkiye ile türklükle alakası yok. Köken olarak olsa da bu başarının sebebi almanyanın eğitim sistemi ve bu araştırma için gerekli zemini hazırlamış olması. Onların övünmesi gerekiyor.Türkiyenin övünmesi bence komik duruyor.
0
turuncu tonlarda
(25.03.21)
(11)

Açık İlişki

yeteramadenedimherseyi
hello. açık ilişki veya friends with benefits hakkındaki düşünceleriniz nedir? daha önce bu tarz bir ilişki yaşayan oldu mu? Olduysa tecrübeleri nasıl oldu acaba?şimdiden teşekkürler.
hello. açık ilişki veya friends with benefits hakkındaki düşünceleriniz nedir? daha önce bu tarz bir ilişki yaşayan oldu mu? Olduysa tecrübeleri nasıl oldu acaba?

şimdiden teşekkürler.
0
yeteramadenedimherseyi
(23.03.21)
Astarı yüzünden pahalı, düz ilişki daha az sorun yaratıyor.
0
epistemic_regress
(23.03.21)
ons dısında hiçbirini yaşamadım , yaşayabilirm gibi de gelmiyor. fakat bazen acık ilişkiye bile sıcak bakan ancak tamah etmeyen biri omlayı istiyorum. yani rahat olmayı, kafaya takmamayı, kıskanmamayı.
0
blacksky
(23.03.21)
Bu ilişkileri istemeden, adını koymadan da olsa yaşadım. Tanınlamaya falan da çalışmadım. O sevgilisini anlatıyor sen sevgilini anlatıyorsun ya da eşini vs. Sonra sevişiyorsunuz sonra dertleşiyorsun sonra tekrar sevişiyorsun ismi yok ama. Tanımlama yok teşebbüs yok. Öyle.
0
tarden
(23.03.21)
hiçbirini bizzat yaşamadım, açık ilişki yaşamış birisiyle birlikte oldum "kapalı" bir ilişkide. gerçi sonradan aldığım duyumlara göre galiba ben kendi kendimi kandırmışım, kendisi benimleyken de pek kapanmamış, sadece benim haberim yokmuş. yine de günahını almayayım, elimde somut delil yok aldatıldığıma dair.

sıkıcı bir cevap olacak belki ama ben "yaşayan yaşasın, herkesin hayatına kimse karışamaz" diyeceğim. kendimce bir mantık çerçevesine oturtabiliyorum bu anlayışı. bir insanın ömür boyu hiç flört etmemesi, bunu isteyip özlememesi, her 2-3 günde bir sevgilisiyle/eşiyle sevişip de bundan hiç sıkılmaması vs. bana düşük ihtimal geliyor. o yüzden insanların neden açık ilişki isteyebileceğini anlıyorum.

öte yandan ben kendim bu tarz bir işe girişebileceğimi hiç zannetmiyorum çünkü duygusal, kırılgan, özgüvensiz bir insanım. sevdiğim insanın hayatında başkalarının olması, bana ayırabileceği zamanı onlarla geçirmesi vs. bana göre değil. hayatımda biri olmasa da olur evet ama varsa eğer "benim" olsun istiyorum ben, diğer türlü çocuk gibi mızıldanırım sürekli. olmaz.

açık ilişkide taraflar birbirinin ne yaptığını bilir bu arada, bir üstte arkadaş "sen sevgilini aldatıyorsun" falan demiş de biriyle birlikteyken başkasıyla ondan gizli bir şekilde birliktelik yaşamak "açık ilişki" değil aldatmak oluyor lol ne alakası var açık ilişkiyle bunun.
0
der meister
(23.03.21)
genelde sonrasında sevgiliye kayıyor, en azından bende hep öyle oldu. benden kaynaklı da olabilir. duygu yaşamayı seviyorum çünkü.
0
roket adam
(23.03.21)
açık ilişki yaşayan biriyle bir süre takılmıştım ama sadece seks odaklıydı. fwb şeklinde yürüyen bir ilişkimde karşı tarafın artık yoğun duygusal hislere sahip olması nedeniyle boka batmak üzereyken ben başkasından hoşlanmaya başlayınca direkt olarak sona erdi.

bir taraf duygusala bağlıyor sonunda çünkü bu kadar uzun süre takılıp hala seks yapma isteği oluyorsa zaten hem arkadaşlık hem seks olmuş oluyor ve bunun da ilişkiden çok bir farkı kalmıyor gibi. sonra da "e niye adını koymuyoruz bunun"a geliyor olay.

3-4 fwb daha oldu hayatımda, bunlar iki tarafın da yavaş yavaş hevesini kaybetmesiyle kendiliğinden sonlandı. kimse sevgili olalım moduna girmedi. en ideali bu bence.
0
bohr atom modeli
(24.03.21)
F*ckbuddy, friends with benefits, one night stand hepsinde oldukça fazla tecrübem var. Çok güzel tecrübelerim de var, sıkıcı olanlar da. Tecrübem şu yönde: Bunları yaşadığım kadınların arasında konuyu sevgililiğe doğru itmeye çalışmayan olmadı. Belkim benim şanssızlığımdır fakat benim tecrübem böyle. (Bu arada harika bir adamım demeye çalışmıyorum.) Bunun dışında herşey güzeldi. Bulgar, Ukraynalı, Rus, Alman, İngiliz ve tabiki çoklukla Türk kadınlarla yaşadım bunları. Yaşlar 18-35 arasında değişiyordu. Farklı mecralardan veya gerçek hayatta tanıştık. Yaşanmasını tavsiye ederim. Sıkılınca da bırakırsın. Yaşım 37 bu arada.
0
twelfth
(24.03.21)
Yaşamam, yaşayamam, gabe+1

video.uludagsozluk.com
Tam olarak bu çizgideyim.
0
Hallegadola
(24.03.21)
FWB: Yapan yapiyor, gayet de guzel yuruyor. Kisisel deneyimim de hep olumluydu, genelde taraflardan birinin monogamik iliskiye girmesi ile bitti. Bu arada duygusallasip sevgili olmaya calisma konusunda sadece kadinlara bok atmayalim. Gayet erkekler de o moda girebiliyor.

Acik iliski: Bir suru formu (Tam acik, bir taraf acik, cuckold, swinger vs...) var ve TR "Elalem ne der acikhava hapisanesi" oldugu icin insanlar gizli sakli yapiyor. O yuzden hic yokmus gibi geliyor.

Her insan iliskisinde oldugu gibi iletisim ve ne istedigini biliyor olmak onemli. FWB isteyen insan aslinda sevgili istedigini ama sevgililigin belli kisimlarindan korktugunu kabul edememis biri olabiliyor.

Acik iliskide de kisi dusundugunden daha kiskanc oldugunu fark edebiliyor ama iliski bir kere acildigi icin dertlerini icine atip patlamaya baslayabiliyor. Acik iliski dusunen bir ciftin bol bol konusup fantazi yapmasi, ufak ufak denemeelerle baslamasi, rahatsizlik olan yerde durup analiz yapmasi felan lazim ama o kadar iletisim kurabilmek de kendi icinde bir basari.
0
cleric
(24.03.21)
twelfth +1

denizcilik mesleğinde olan benim için gayet normaldi bir aralar, her seferinde başa sarıyorduk. hep beklerim ederim ciddi olalım diyen kadınların %99'u beklemiyordu.
0
Northern Mariner
(24.03.21)
Türk insanının olayı biraz çarpık bu konuda. Millet harmandalı büyüdüğü için ons'den evliliğe giden kişi az değil.
Bazen de taraflardan biri veya ikisi tribe girip duygusallaşıyor ancak burada gözden kaçırılan bambaşka bir mesele daha var.
Mesela biri ile FWB ilişki yürütüyorsunuz, bir duygusallık yok, temiz temiz seksinizi yapıp keyfinize bakıyorsunuz, insan neden durduk yere tribe girsin, hep duygusallaştığı için mi? Hayır. Bu anlatacağımı yaşamadım ancak böyle bir olay kuralım, FWB gidiyor, keyfine gerçekten leş bir tiple/tiplerle ilişkiye giriyor. Bunda da bir sıkıntı yok, istediğini yapsın tabi, ancak bu noktada o da tribe giriyor. İçinden bir şekilde kötülük yapmak istiyor, bundan keyif alıyor, her insanın zihninde bilinçsizce fayda maliyeti olayı vardır. Hiç dürüst ve etik olmayan davranışlarda bulunabilir ve tamamen keyfine sizi kötü hissettirmeye çalışabilir. Başta toparlayıp anlatabileceğimi sandım ancak konu derin. Kendi tecrübelerime gelirsek ben herhangi bir sorun yaşamadım, her şey gayet güzel gitti, denk gelmesi lazım.
0
ckisc
(24.03.21)
(7)

sosyalleşiyormusunuz

dafuq
pandemi sebebi ile evdeyiz genelde.ne kadar sosyalleşebiliyorsunuz?işe gidenler işyerinde sosyalleşiyorlar. başka nerede?evden çalışanlar nasıl sosyalleşiyor? sadece aile fertleriyle mi?
pandemi sebebi ile evdeyiz genelde.
ne kadar sosyalleşebiliyorsunuz?
işe gidenler işyerinde sosyalleşiyorlar. başka nerede?
evden çalışanlar nasıl sosyalleşiyor? sadece aile fertleriyle mi?
0
dafuq
(22.03.21)
sadece aile fertleriyle. hem iş hem de okul online olduğu için hiçbir sosyal aktivitem yok. ben zaten hayat normal akışındayken bile pek sosyal değildim, şimdi ağzımda maskeyle ailem dışında kimseyi tanımadığım bir yerde çıkıp da gezmek fikri bile heyecanlandırmıyor. arada bacaklarım açılsın, yürümeyi unutmayayım diye parka falan çıkıyorum sadece. internet üzerinden genelde haftada bir kez falan görüştüğüm iki arkadaşım var, biri zaten yurtdışında, yüz yüze bir daha ne zaman görürüm bilmiyorum.

şahan'ın gözüne dondurma saplanan adam skeci vardı, o geldi aklıma. "sosyal ayat sıfır, eş dost sıfır, ekonomik ayat sıfır, kişisel özgüven sıfır yerlerde"
0
der meister
(22.03.21)
Yürüyüşe ve markete bile çıkmıyorum. Tanıdığım iki kişi genç yaşta covidden vefat etti. Hiçbir kuvvet beni dışarı çıkaramaz. Dışarı çıkmayı hiç özlemedim. Böyle iyiyim.
0
suicides underground
(23.03.21)
işe gidiyorum (iyi ki!). evde otursam kafayı yerdim. belki de korona manyaklarından biri olurdum.

onun dışında tam korona öncesinde ehliyet ve araba almıştım, mobilitenin çok faydası oldu, 2020 yazında hafta sonları kamplara gittim. sosyalleşmeyi ve organize etmeyi çok seven sosyal kelebek bir arkadaşım da kamp yapmayı seven akadaşlarını bir araya getirerek bir kamp grubu kurdu ve grup büyüdü, o vesileyle bayağı insanla tanışmış oldum. yasakların kalkmasıyla tekrar organizasyonlara başladık.
havalar ısınsa da çimlerde takılma sezonunu açsak diye bekliyorum.

not: korona olmadım, birlikte çalıştığım ekipten de kimse olmadı.
0
pati
(23.03.21)
Sosyalleşemiyorum. Sadece büyük kardeşim ve çocukları bize gelirlerse onları görüyorum ve anneannemle teyzeme gidersek onları görüyorum. Onun dışında markete pazara gidersem 2 insan yüzü görüyorum. O kadar.
0
1bir1bir1
(23.03.21)
Salona gidiyordum. Eve ekipman kurunca o da kaldı. Gittiğim 1-2 sportif aktivite ortamı var. Onlar dışında bitti sosyal hayat.
0
arnold schwarzeneger
(23.03.21)
Arkadaşımla sahilde yürüyorum. Başka kimseyle görüşmüyorum.
0
jazzabel
(23.03.21)
Sadece açık havada (sahil, park, orman) ve güvendiğim 2-3 kişiyle bir araya geliyorum. Bunun dışındaki arkadaşlarımla arada online buluşmalar yapıyoruz.
0
fotrsapka
(23.03.21)
(5)

Bu ülkedeki rezilliklere katlanamıyorum artık..

kostüm çok güzel prenses misiniz
Bu sabah İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi haberiyle uyandım. Twitter'dan gördüğüm kadarıyla siyasal islamın neferleri çok mutlu. Şiddeti meşrulaştırmak ve kadınları sindirmek üzerine kurdukları o meşhur türk aile yapısını devam ettirebilirler artık. Zaten sözleşmeyi kimsenin salladığı da yoktu,
Bu sabah İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi haberiyle uyandım. Twitter'dan gördüğüm kadarıyla siyasal islamın neferleri çok mutlu. Şiddeti meşrulaştırmak ve kadınları sindirmek üzerine kurdukları o meşhur türk aile yapısını devam ettirebilirler artık. Zaten sözleşmeyi kimsenin salladığı da yoktu, şimdi iyice rahatlamışlardır.

17 yaşındaki Gizem'in bıçaklanıp hayattan koparılması, Serpil Palalı ve kızı Serap'ın bir pislik yüzünden katledilmesi haberlerini de yeni gördüm bu sabah. Her gün bu haberlere uyanmaktan bıktım artık bıktım.

Canım o kadar sıkkın ki. Ben bu ülkede bir kadın olarak yaşayamıyorum artık, nefes alamıyorum sanki. Her tanıştığım, görüştüğüm insan acaba bana zarar verir mi ya da beni öldürür mü diye düşünmekten bıktım. İçimi dökmek, biraz da yalnız olmadığımı görmek istediğim için yazıyorum. Özellikle duyurunun kadınlarına soruyorum, nasıl hissediyorsunuz? Bu bataklıkta nasıl hayatta kalabiliyorsunuz, karşınızdaki insana nasıl güvenebiliyorsunuz?

Böyle nereye kadar gider bilmiyorum. İçim kapkaranlık. Çok dağınık yazmış olabilirim lütfen kusuruma bakmayın.
0
kostüm çok güzel prenses misiniz
(20.03.21)
Gidebiliyorsanuz böyle bir imkanınız varsa ülkeyi terk edin, benim olmadığı için gidemiyorum ama olsa giderdim. Onun dışında ülkenin düzelme ihtimali yok, yani bugün gereken adımlar atılsa ortalama refah düzeyine erişmek için bile en az üç jenerasyon geçer, yani bizim yaşadığımız ve yaşayacağımız koşullar bunlar, ya bunu kabullenip devam etmeli ya da gitmeli, başka bir çözüm yok.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(20.03.21)
Haberi öğrendiğimden beri yüreğimde bir ağırlıkla Twitter'daki birtakım kadınlara kibarca İstanbul Sözleşmesi hakkında birkaç şey anlatmaya çalışıyorum, belki anlarlar da hemcinslerine karşı bu saldırganca tutumlarına son verirler diye. Yazdıklarıma karşı hakaretler havada uçuşuyor; ülkeden defolup gitmemizi salık veriyor bir kadın, diğeri bana ''Sen de mi dönmesin?'' diye soruyor. Mutsuzum, ülke her geçen gün daha da kapalı bir havaya bürünüyor. Mutsuzum, kadınlar bile ataerkiyi o kadar kanıksamış ki bu düzeni içselleştirmeyen hemcinslerine hakaret etme hakkını kendilerinde görüyor.

Güvenemiyorum karşımdaki insanlara, kadınlar da dahil. Artık erkeklerle olan ilişkimi en alt seviyeye indirdim, o herkese karşı tatlı ve neşeli tavırlar içerisinde olan güler yüzlü ve kibar kadın değilim. Mesela 2019'un sonunda en yakın arkadaşım olarak gördüğüm, çok güvendiğim adamın tacizine uğradım. Beni aylarca tehdit etti, onlara anlattığımdaysa beni suçladı ailem. Kimsesizliği, çaresizliği çok derinden hissettim. Daha önceden de tanıdıktı bu his ama bu kez betona çarpmış gibiydim.

Yalnız olduğumuzu, onların gözünde tek vasfı erkekleri mutlu etmek için bir lezzet olarak gönderilme olan kadınlar olarak değersiz görüldüğümüzü biliyorum bu ülkede. Ben gitme planları yapıyorum açıkçası şu noktada. Çok zor benim için bu karar; ama bir yıl da sürse, on yıl da sürse gitmeye kararlıyım. Artık bu ülke insanı için hiçbir şey yapmayacağım; emeğimi, zamanımı, değerlerimi başka ülke halklarının gelişmesi için harcayacağım. Beni, bizi buna mecbur bıraktılar.

Kusura bakmayın, ben de böyle dert yanma gibi uzun uzun yazdım. Moralim bozuk geceden beri, kafam çok dolu.
0
kedimedi
(20.03.21)
türkiye çaresiz ve mutsuz insanların ülkesi.

ya bir yolunu bulup gideceğiz ya da 30-40 medeni/gelişmiş ülke dışındaki milyarlarca insan gibi hayatımızın hiçbir kıymetinin olmadığı, hayatta kalmaya çalışarak geçirdiğimiz saçmasapan yaşamların sonucunda öleceğiz işte.

biz bu kadar gelişmişliğin kıyısında olunca hep onu yakalayabileceğimize inanarak büyüdük. en azından kendi neslim için konuşuyorum, 90 sonrasında doğanlar, özellikle 90-95 aralığı. ergenliğimizde nispeten rahat bir türkiye gördük, en azından genç bir insan için. ekonomi bu kadar kötü değildi, memur çocuğu erasmus'la avrupa'yı görebiliyordu vs...

oraya bu kadar yakın büyüyünce "biz de onlar gibiyiz" diye düşündük. onların standardına erişebiliriz, onlar gibi yaşayabiliriz sandık.

halbuki atatürk'ün hatrına bir müddet ayakta kalmış, sovyet tehlikesine karşı amerika'nın kucağına oturunca hürmeten "birinci dünya ülkesi" sayılmış dandirik bir ülkeyiz, ötesi değil.

bunu sindirmek kolay değil ama sanırım yapmamız gereken şey bu. ya kaçıp kurtulacağız ya da bazen "çöl maymunu" gibi ifadelerle hakaret ettiğimiz insanlar gibi kimse için önemi olmayan hayatlar yaşayıp öleceğiz.

egomuzu kaybetmezsek akıl sağlığımız gidecek çünkü. en azından ben öyle düşünüyorum.
0
der meister
(20.03.21)
Realistik bir yorum yapacağım: ülkedeki rezilliklere fazla odaklanma, kendi hayatına odaklan derim. Aşırı politize olmuş bir hayat yaşarsan burada çok ciddi mutsuz olursun. Kendi hayatına bakacaksın. Her tanıştığın görüştüğün insan sana zarar verir mi düşünüyorsan psikolojik destek alma zamanın gelmiş demektir, o şekilde yaşanmaz. Yerinde olsam bu konulardan, gündemden kendimi uzaklaştırırım bu denli etkileniyorsan.
0
roket adam
(20.03.21)
Bana bu iş artık it dalaşına döndü gibi geliyor. Adamlar sırf karşı tarafı daha da çileden çıkarmak için imza attığı, ismi Istanbul olan anlaşmadan çekiliyorlar

"üstelik bunu da hukuka göre yine yapmıyorlar. hamurabi kanunlarına göre yönetilen babil kabilesi bile şu anda bizim yönetimden daha hukuksaldı eminim. ceza hukuku prof. adem sözüer : "anayasa madde 90: usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz
anlamı#istanbulsözleşmesi
yürütme tasarrufuyla feshedilemez
yetki gaspıyla tbmm devre dışı bırakılamaz""

Yukarıda yazılanları ekside gördüm, işlemin hukuki bir geçerliliği var mı belli değil. Sanki millet Twitter'da birbirini yesin, iyice kutuplassin, seçimlerden önce oylar belirginlessin diye yapılmış gibi. Nereden baksan saçmalık. Bu noktadan @roket adam a katılıyorum, şu ortamda politize olmanın kimseye çok büyük bir faydası olmayacaktır.
0
epistemic_regress
(20.03.21)
(2)

opera tarayıcı kullananlar

benoyledemekistemedim
programı silmeye çalışıyorum ama penceresi bir türlü kapanmadığı için program çalışır vaziyette görünüyor. silemiyorum. penceresi nasıl kapatılır?
programı silmeye çalışıyorum ama penceresi bir türlü kapanmadığı için program çalışır vaziyette görünüyor. silemiyorum. penceresi nasıl kapatılır?
0
benoyledemekistemedim
(14.03.21)
Ctrp shift esc yaparak gorev yoneticisinden kapatilabilir
0
fakyoras
(14.03.21)
"penceresi kapanmıyor"dan kastınız nedir? bastığınızda kaybolmuyor mu yoksa pencereyi kapattığınız halde uygulamanın çalıştığı yönünde uyarı mı alıyorsunuz?

ctrl + alt + del yapıp görev yöneticisini seçtiğinizde orada opera'yı görebiliyor musunuz? görüyorsanız oradan "görevi sonlandır" seçeneğine tıklayın, tamamen kapatır.

eğer yanlış anlamıyorsam siz programı kapatmak yerine sadece pencereyi kapatıyorsunuz, o yüzden arka planda çalışmaya devam ediyor.
0
der meister
(14.03.21)
(8)

Çocuk neden sevgilisi olmadığını belirtti sizce?

namidigerkokuc
Üniversiteden, eskiden hoşlandığım kişiye geçen gün kafamı karıştıran bir meseleyle ilgili mesaj attım(yanlış anlaşılmasın yürüme falan yok). Sevgilisi var sanıyordum(ki eskiden vardı, ayrılmışlar), o yüzden inşallah kıza saygısızlık olmaz falan diyerek başladım. O da cevabı yazdı, sonra da ayrıca b
Üniversiteden, eskiden hoşlandığım kişiye geçen gün kafamı karıştıran bir meseleyle ilgili mesaj attım(yanlış anlaşılmasın yürüme falan yok). Sevgilisi var sanıyordum(ki eskiden vardı, ayrılmışlar), o yüzden inşallah kıza saygısızlık olmaz falan diyerek başladım. O da cevabı yazdı, sonra da ayrıca birlikte olduğum biri yok yazdı. Şimdi bu kişi birlikte olduğu biri olmadığını niye söyledi? Sırf 'kiza saygısızlık olmasın diye' dediğim için ve bu yanlış bilgiyi düzeltmek için mi. Yani ortada yanlış bilgi olmasın diye mi?
0
namidigerkokuc
(13.03.21)
Sen özellikle belirttiğin için o da doğal bir şekilde açıklamasını yapmış. Yürümemiş.
İlla yürüyeceksen yürüyebilirsin.
Özellikle birinin yürümesine engel olmak istesem ben hiç girmezdim o konuya boş bırakırdım.
0
megalomaniac
(13.03.21)
bana da sadece bilgiyi düzeltmek için demiş gibi geldi. yani ben onun yerinde olsam düzeltirdim karşımda kim olursa olsun. ama bu size ilgisi yok demek değil tabii, onu söyleyebilmek için daha çok veri lazım :)

hem biz niye yanlış anlayalım, yürümek istersen yürürsün, kime ne?
0
isabella was a ginger
(13.03.21)
şimdi açıkçası
"sana yürüyebilir miyim müsait misin?" diye yoklama yapmışın
o da
"buyur açığız" diye dönüş yapmış.

kıza saygısızlık olmasın diye başlamak pek masumane değil.
ben birine mesaj atarken "kocana saygısızlık olmasın" yazmıyorum
çünkü aklımın ucundan bile geçmiyor
0
summatinyourteeth
(13.03.21)
Ahahah :D yukarıdakiler +1

Kıza saygısızlık olmasın demek "musaitsen yürüyeceğim" demektir.
0
Benyinegulerim
(13.03.21)
"Müsaitim yürüyebilirsin" demiş. "kırmızı don giydiğini tahmin ediyorum" diyen birine "hayır haki renk seviyorum" diyerek bilgiyi düzeltme ihtiyacı hissetmem. Özellikle haki renk don giydiğimi bilmesini istediğim biri değilse tabi..
0
IncredibleMau
(13.03.21)
sevgilisi olduğu varsayımıyla "kafanı karıştıran bir meseleyle ilgili" mesaj atıyorsun, üstüne "yenge hanım kusura bakmasın" diye ekliyorsun ve bu soruyu mu soruyorsun cidden?

"ben onu yokladım, o da bu cevabıyla bana yeşil ışık mı yaktı" diye sormuş olsan daha samimi olurdu bence. duymak istediğin şeyi söylememizi istiyorsun.

ve tebrikler, duydun: kesinlikle yeşil ışık yakmış, boştayım, görüşelim demiş.
0
der meister
(13.03.21)
ya biriylr konusurken sevgilisine atif yapmak "baska" hangi alaka olabilir? dermeister+1
0
ala09
(14.03.21)
der meister +1

"sevgilin var mı?" diye sormuşsun o da yok demiş.
0
himmet dayi
(14.03.21)
(4)

Turkce'de boyle bir kullanim var mi ya?

freedonia
https://youtu.be/fOixiVLNzzM?t=143 Tepkisini almaz gecti diyor. Tepkisini dikkate almadi anlaminda kullaniyor sanirim. Almaz gecti falan boyle bir kullanim var mi gercekten ya yoresel agiz vs hic rasladiniz mi?
youtu.be Tepkisini almaz gecti diyor. Tepkisini dikkate almadi anlaminda kullaniyor sanirim. Almaz gecti falan boyle bir kullanim var mi gercekten ya yoresel agiz vs hic rasladiniz mi?
0
freedonia
(10.03.21)
Adam yıllarca yurtdışında yaşadı. İspanyaya gittiğinde yaptığı şey adapte olmak adına dil öğrenmek ve sadece o dili konuşmak oldu. Bence o kadar normal.
0
rm
(10.03.21)
şöyle bir şey de varmış, ilgisi var mı bilmiyorum da:
eksisozluk.com
0
gkhncnzdgn
(10.03.21)
yurtdışında yaşamakla alakası olduğunu sanmam ya, adam türkiye'de doğup büyüdükten sonra 23 yaşında mı ne gitti ispanya'ya. türkiye'ye sadece yaz tatillerinde gelen almancıdan bahsetmiyoruz ki.

ben daha önce hiç duymadım, belki yerel veya kendi ailesinde kullandığı bir şey olabilir.
0
der meister
(10.03.21)
Öyle bir kullanım duymadım, olduğunu da sanmam. Varsa bile bence çok rahatsız edici. Yine de neticede Nihat Kahveci'nin Türkçesinden bahsediyoruz. Çok bir şey beklememek lazım.
0
stronzo
(10.03.21)
(12)

yapmadan ölseniz üzüleceğiniz şeyler?

matilda
Var mı sizin de yani kesin vardır ama ben çok büyük şeylerden bahsetmiyorum. Mesela ben Dexter'ın 9.sezonunu izlemeden ölürsem ya da GTA VI'yı oynayamadan ölürsem, ölürken kesin aklıma gelir ve çok üzülürüm hatta vaktim varsa bi de bunlar için ağlarım ve kocama falan vasiyet ederim benim yerime izle
Var mı sizin de yani kesin vardır ama ben çok büyük şeylerden bahsetmiyorum.
Mesela ben Dexter'ın 9.sezonunu izlemeden ölürsem ya da GTA VI'yı oynayamadan ölürsem, ölürken kesin aklıma gelir ve çok üzülürüm hatta vaktim varsa bi de bunlar için ağlarım ve kocama falan vasiyet ederim benim yerime izle ve oyna falan diye. Yazarken bile duygulandım. Sizin böyle düşününce küçük ama yapmadan ölseniz üzüleceğiniz şeyler var mı? Hem belki listelerimize de ekleriz daha çok üzülürüz :D
0
matilda
(05.03.21)
www.instagram.com şöyle takılmadan öleceğim için çok üzülüyorum.
0
turkce konusan uzayli
(05.03.21)
Büyük ırk kedilerden birini kucağıma alıp sevip öpmeden ölürsem mezarımda ters dönerim vallahi. Bir kaplan yavrusunu sevsem ne olur ki:(
0
suicides underground
(05.03.21)
Yazmak için giriş yaptım; Belçika' da bi' maraton var 3 bira markasının düzenlediği. Bi' bira fabrikası içinde başlayıp diğerinde bitiyor. Önümüzdeki yıllarda katılmayı planlıyorum, hayal değil hedef diyeyim. Yapamadan ölürsem cidden üzülürüm.
0
kumandanim
(05.03.21)
kuzey ışıklarını canlı görmek
0
amugochi
(05.03.21)
@Mor bembombom

Kemer - Adrasan civarları denizden gün doğumu izleyebilirsin
0
freebird5406_2
(05.03.21)
yurtdışında yaşamak. çocukluğumdan beri almanya ve rusya'nın bende yeri hep ayrı olmuştur ama "burada yaşamak isterdim" diyebileceğim ülke sayısı hayli fazla. çok fark etmez.

benim için bu durum sadece "türkiye'de yaşanmaz" ile açıklanabilecek bir şey değil. küçük yaştan beri isterim. daha 9-10 yaşındayken artık ne gördüysem, ne olmuşsa norveç diye tuttururdum mesela. yağmur yağınca çok hoşuma giderdi, "norveç'te çok yağıyomuş, demek ki burası şimdi norveç'e benzedi" diye düşünüp mutlu olurdum. konu yaşam standartlarıyla, ülkenin geldiği noktayla alakasız. 15 yaşındayken ne bilecektim siyaset falan? yine de avrupa'da yaşamak istiyordum.

işin komik yanı iyi düzeyde ingilizcem var, rus dili ve edebiyatı öğrencisi olarak birkaç yıl içinde rusçam da hayli düzgün olacaktır diye tahmin ediyorum. almanca oturup çalışmadım ama temelim var. peki buna rağmen elde ne var? sıfır. ne yapıyorum? hiçbi şey. iş güç, tecrübe? yok. çimenlere uzanıp puşkin şiiri okumuştum bi kere okulda arkadaşlara, video ve fotoğraf çekmişlerdi, gülmüştük. yeteneklerim bununla sınırlı. türkçeyi doğru konuşamayan fırıncı gidip isveç'te pizzacı açıyor, biz ankara'da ezik ezik dolaşıyoruz. bazen diyorum keşke çocukluğum daha çetin koşullarda ve aile ortamında geçseymiş, keşke "az buçuk kültürlü, yabancı dili olan ama başka bir şey beceremeyen beyaz yaka adayı vasat üstü anadolu lisesi öğrencisi"nin yurtdışına çıkma şansı EN DÜŞÜK tip olduğunu zamanında öğretselermiş bana.

bunun acısını ve bir nevi ezikliğini çok hissediyorum. yurtdışında yaşayacağıma da inanmıyorum açıkçası ama inancımı kaybedersem hayatımı çok negatif etkiler, bir sürü şeyden keyif almamaya başlarım. o yüzden aklımın bir köşesinde "belki olursa" diye düşünmeye devam ediyorum.

bu arada yanlış anlaşılmasın, "gidince hayatım kurtulacak" veya "burası bok, orası süper" şeklinde bir yaklaşımım yok. kısa süreli seyahatlerimde türkiye'yi özlediğim, yurtdışında olduğum için çok zorlandığımı hissettiğim, beynim yabancı dilde iletişim kurmaktan pelteye döndüğü için farkında olmadan aralara türkçe kelimeler serpiştirdiğim, gece 2'de hatay dürüm videosu izleyip ağladığım oldu hahaha. doyçland'da market fiyatları ucuz diye hayatın güllük gülistanlık olduğu şeklinde bir yanılgıda değilim.

diyorum ya merak işte, böyle büyüdüm ben, bunu yapamazsam eksik hissedeceğim. "bir an önce çıkıp gideyim" diye hiçbir şeyde istikrar sağlayamadım, iş verseler "yeaaa ben buraya alışırsam konfora alışırım, bi daha gitmek istemem" deyip reddedecek oldum hajdfdjdk tam bir gerizekalıyım. artık 75 yaşında, boş cüzdanla, elimde bir kağıt parçası ve sadece yabancı dil bilgimle avrupa'da iş ararım jdfjdk. dili bilsem nolcak başka bi numaram olmadıktan sonra, almanya'da herkes biliyo onu sonuçta.

kusura bakma lütfen yine bütün negatifliğimi ve pisliğimi duyuruya saçmış oldum, beni çok rahatsız eden ve üzen bir konu olduğu için yazdıkça yazasım geldi djfdkd
0
der meister
(05.03.21)
kısa süreliğine de olsa fil bakıcılığı yapmak.
evet.
0
rewlack
(05.03.21)
İyi derecede bağlama çalmayı öğrenmeden ölürsem çok üzülüceğim valla.
0
etna
(05.03.21)
aydan dünyaya bakmak. muhtemelen mümkün değil ama olsaydı süper olurdu.
0
das ende der welt
(05.03.21)
Sigarayi birakmadan olursem cok uzulurum. Hatta sirf bu üzüntüden olebilirim.
0
Kirmizibavul
(05.03.21)
bu başlığı gördüğümde

beni seven, sevdiğim biri ile çoluklu çocuklu dertsiz tasasız rahat bir yuva kurmadan üzülürüm demek istedim.

deyip, gidiyorum.
0
rain when i die
(05.03.21)
Rio Karnavali.
Yasliyken de olur, zamaninda gidemedik derim en azindan:) www.youtube.com
0
neverletyougodown
(05.03.21)
(7)

tatlı krizi

kakamelsokoban
selam arkadaşlar. malum karantina sürecinde bir takım gereksiz kilolar alındı. sıkıntıdan kendimizi yemeğe verdik, insan içine girmek istemediğimiz için spora, yürüyüşe gidemedik hareket azaldı. ama artık aktif şekilde işe döndüm ve bu durumu kazanca çevirip yeniden eski hareketliliğime dönüp kilo v
selam arkadaşlar. malum karantina sürecinde bir takım gereksiz kilolar alındı. sıkıntıdan kendimizi yemeğe verdik, insan içine girmek istemediğimiz için spora, yürüyüşe gidemedik hareket azaldı. ama artık aktif şekilde işe döndüm ve bu durumu kazanca çevirip yeniden eski hareketliliğime dönüp kilo vermek istiyorum.

haftasonu evdeyken kahvaltı ve akşam yemeği şeklinde 2 sağlam öğün yiyoruz.

günlük rutinim haftaiçi için şu şekilde. kahvaltı yerine 1 bardak sütlü filtre kahve, öğlenleri 1 saat yürüyüş, öğleden sonra 2 gibi 1 bardak süte 2 yemek kaşığı yulaf ve yarım yemek kaşığı çiya tohumu, 4 gibi ikinci bardak sütlü kahve, sonrasında yarım saat daha yürüyüş.

akşam yemeğini ufak kızıma sofra adabını öğretebilmek için atlayamıyorum bayağı çorbalı, salatalı, ana yemekli bir sofra kurup yiyoruz. ama ekmek yemiyorum hiçbir öğünde.

buraya kadar iyi ancak akşam yemeğinden sonra birden tatlı krizi başlıyor ve o tatlıyı yiyene kadar yerimde duramıyorum resmen. aklımda tatlı yemekten başka bir şey olmuyor, başka şeylere odaklanamıyorum. yemezsem de başım falan ağrıyor. o tatlıyı bir şekilde yedirtiyorum kendime. yoksa rahat edemiyorum.

öncesinde çok tatlı yemezdim ama karantinada evden çalışınca sıkıldıkça kızımla kek, kurabiye vs yapa yapa tatlı yiyebilme limitim yükseldi. eskiden 2 kare sütlü çikolata yesem ay bayılcam derken şimdi gayet rahat çikolatalı muslar, pastalar 2 3 dilim kekler kurabiyeler yiyebiliyorum içim bayılmadan.

kendime yeniden tatlıyı unutturmam lazım, her akşam böyle yemeye devam edersem aldığım kiloları veremediğim gibi yenileri de eklenecek üstüne.

canım deliler gibi tatlı istediğinde bu isteği bastırmak için ne yapmalıyım? özellikle de pms döneminde bu işi kalıp kalıp çikolata yemeden nasıl çözebilirim?

cevap yazanlara şimdiden teşekkürler...
0
kakamelsokoban
(03.03.21)
yulaf, sut, seker, yiyorsaniz pilav, makarna turevinden karbonhidratlari cikardiginizda insulininiz kendine gelir ve en gec 1-2 hafta icinde o krizler ortadan kalkar.

Arti kahvaltiyi zaten atliyorsunuz hepten yok sayin. oglen sacma sapan yulaf ve sut yiyeceginize ya sebze yemegi, et yemegi yiyin veya ogleni de atlayip direkt aksama cekin olayi.

Ayni seyden ben de muzdariptim. Insulin direnci denilen seyi aralikli oruc + keto ile kirabilirsiniz ancak. karbonhidrat almaya devam ettiginiz surece o dongu kirilmiyor.


12 kilo verdim keto ve gunde tek ogun duzeniyle aralikli oruc ile.
0
2oda1salon
(03.03.21)
Hurma, tahin, kakao, keçiboynuzu ve tozu, elma. Bunlarla ölmeden kurtulursunuz, krizi bastırırsınız.
Mesela hurmanın içine ceviz koyup üstüne tahin dökebilirsiniz.

Elmaya kakao veya keçiboynuzu serpebilirsiniz. Keçiboynuzunu kemirebilirsiniz. Tozundan türk kahvesine katabilirsiniz.
0
jalapeno
(03.03.21)
Bi de sütü azaltmalısınız. Sütsüz filtre kahveyi içip sütlü yulaf daha iyi. Yulafın fazlası saçma sapan olabilir, kararındaysa (2-3 yk) kökten kesmeye gerek yok bence.
Ekmek yemiyormuşsunuz zaten.
0
jalapeno
(03.03.21)
yangina benzinle gidip tatli krizini meyve falan yiyerek sozde bastirmaya calismayin.

meyve de yasak olmali.

Edit: hurma falan da yok.
0
2oda1salon
(03.03.21)
senin çözümün krom pikolinat.
0
false pretension
(03.03.21)
sırf tatlı aşkından obez olmuş biriyim. yemeği ölçülü yemeyi başarabilirim ama bir günümün dahi şekersiz, kolasız vs. geçmesi benim için imkansızdı. bu yüzden asla kilo veremiyordum çünkü takdir edersiniz ki neyden kısarsanız kısın bir oturuşta sadece şekerden 1000 kalori alınca insan hem şüşko hem de çok sağlıksız kalmaya devam ediyor. krizlerimi şöyle ifade edeyim bu arada: bayağı dünyam başıma yıkılıyor, utanmasam ağlayacağım. inanılmaz agresifleşiyorum, pisleşiyorum. sigarayı bırakırken çok daha az zorlanmıştım. öyle korkunç bir istek.

lafı uzatmayayım, ben bu problemi en azından şimdilik ketojenik olmasa da onun sınırlarında gezen bir düşük karbonhidrat diyetiyle çözdüm. şüşkoluğumdan mütevellit kalori hesabı da yapıyorum ama genel prensibim karbonhidratı 100 gramın altında tutmak. normalde karbı azaltınca kudururdum, sebebi onun yerine bi şey koymamakmış. artık sevdiğim bir insana sarılacak olsam onun üstüne bile zeytinyağı, köy tereyağı veya kuruyemiş döküyorum.

intermittent fasting'le beraber bu bana inanılmaz yardımcı oldu. acıkmıyorum, canım şeker de çekmiyor. ara sıra sırf can sıkıntısından ve eski alışkanlıktan dolayı vuruyor tabii ama asla eskisi kadar şiddetli değil. bir gün yemek yemesem aramayacak hale geldim.

keto çok çok sıkı bir diyet olduğu için uygulaması zor olabilir (ki ben de uygulamıyorum zaten) ama bence intermittent fasting tarzı bir şey (kahvaltı-akşam yemeği değil de öğle-akşam yapsanız olur mesela, veya kahvaltıyı çok seviyorsanız kahvaltı-öğleden sonra ikilisi de iş görür) çok yardımcı olur. üstüne bolca protein ve sağlıklı yağ alırsanız yoluna girer diye tahmin ediyorum. ilk günlerin zor geçmesi muhtemel tabii ama açıkçası ben ilk üç gün bile neredeyse hiç zayıf/kötü hissetmedim, güzeldi.

özetle kan şekerini fazla oynatmamanız ve insülini yoluna sokmanız lazım ki bunun en iyi yolu sık sık yememek ve karbonhidrattan uzak durmak. öte yandan vücuda ihtiyacı olanı da vermek lazım, o yüzden az sayıda öğün fakat protein & sağlıklı yağ yönünden zengin besinler şahane olur.
0
der meister
(03.03.21)
2oda1salon, ne ketoda ne aralıklı oruçta yasak var. Yasakladıkça cazibe artar, klasik.
Meyveyi minimuma indirebilir ama kime göre yasak ki yani. Meyve yemesin, bir avuç yulaf yemesin, diyetten farkı ne. Aralıklı oruç zamanımda canım deli gibi meyve çekiyordu, yememem lazım kafasından çıktım ve az az yiyerek rahatladım. Canı şeker istiyorsa ölsün mü. Bir porsiyon tatlı yiyeceğine hurma yesin, elma yesin. Katılmıyorum bu katılığa.
0
jalapeno
(03.03.21)
(4)

İnternet yorum

dissendium
Facebook, Instagram, Twitter, YouTube, Reddit gibi yerlerde çok kişi tarafından beğenilen iyi bir espri, iyi bir yorum yaptınız mı? Yorumunuz neydi, kaç kişi beğenmişti?
Facebook, Instagram, Twitter, YouTube, Reddit gibi yerlerde çok kişi tarafından beğenilen iyi bir espri, iyi bir yorum yaptınız mı? Yorumunuz neydi, kaç kişi beğenmişti?
0
dissendium
(28.02.21)
Reddit'te iki farklı sub'da iki farklı postum 1.5k upvote almıştı. 3000 karmamı o upvotelara borçluyum desem yeridir.
0
sydney
(28.02.21)
StackOverflow sayılır mı bilmiyorum ama o var. Reputation'ımın %80'i tek cevaptan geliyor :D
0
plutongezegendegilmi
(28.02.21)
reddit'te 1000 üzeri upvote alan dört yorumum var, gördüğüm maksimum 13.8k oldu tek gönderide. onun dışında 100'ün üstüne çıkan onlarca vardır, toplam yorum karmam 87k. ilginç veya komik bir şey yok, kalabalık sub'larda takıldığım için böyle.

mesela askreddit'te henüz 20 cevap olan bir başlığa yazdın diyelim. 3-5 upvote aldın. o başlık eğer patlarsa 24 saat içinde belki 100 binden fazla görüntüleme alıyor. bir kere yukarı çıktıysan da zaten gören upvote'ladığı için kolay kolay düşmüyorsun.

30 kişinin takip ettiği sub'da dünyanın en iyi esprisini de yapsan bi şey olmaz ama kalabalık bi sub'da "aynen kanka doğru diyon" yazsan 5 bin upvote alırsın.
0
der meister
(28.02.21)
Youtube da 348 beğeni aldığım bir yorum var. Bu otelde kuzey korelilerden başkası kalamıyor ilk biz kaldık yorumuna karşın video içinde küvetin üstünde ingilizce uyarı yazısını belirtmiştim yorumda.
Kör değilsen görülecek bir ayrıntıydı ama:)
0
Unde bach canim
(01.03.21)
(1)

Kocaeli Değirmendere Migros

sunriseee
Selamlar,Şimdi Google maps'te fark ettim. Değirmendere Migros'un olduğu yerde büyük bir inşaat var. Ne yapılıyor oraya?Teşekkürler.
Selamlar,

Şimdi Google maps'te fark ettim. Değirmendere Migros'un olduğu yerde büyük bir inşaat var. Ne yapılıyor oraya?

Teşekkürler.
0
sunriseee
(21.02.21)
hastane
0
der meister
(21.02.21)
(13)

Slav kızlarla evlenilir mi?

ir mania
Yüzü ve huyu güzel türk kızı bulmanın zor olduğunu düşünüyorum. Rusya veya ukraynadan bir kızı evlenmeye ikna edebilir miyim. Sadık olur diyorlar Turkiyeden evlenen çokmus. Bende ingilzice var nasıl tanışabilirim internetten böyle kızlarla var mi bi tavsiyeniz?
Yüzü ve huyu güzel türk kızı bulmanın zor olduğunu düşünüyorum. Rusya veya ukraynadan bir kızı evlenmeye ikna edebilir miyim. Sadık olur diyorlar Turkiyeden evlenen çokmus. Bende ingilzice var nasıl tanışabilirim internetten böyle kızlarla var mi bi tavsiyeniz?
0
ir mania
(19.02.21)
2 arkadaşım var, biri Rus biri Ukrayna'lı ile evli. Her şey güzel gidiyor söylediklerine göre, epey güzel anlaşıyorlar hanımları ile. Biri Facebook üzerinden tanıştı diğeri de çalıştığı mekan vesilesiyle. Nasıl tanışılır konusunda cahilim, bir şey diyemeyeceğim ancak arkadaşlık siteleri üzerinden şansınızı denemenizi önermem. Belki ortak arkadaş varsa onun vasıtası ile Instagram gibi sitelerden vs. bir şeyler denenebilir. Azeri bir hanımla evli dostum da var bu arada, o da muazzam memnun hanımından. İlla ki şans faktörü de lâzım bu işlerde.
0
krang
(19.02.21)
Bizim eski is yerindeki arkadaslar tinder premium alip konumu ukrayna yapiyorlardi. Birkac ayda bir ukrayna yapip donuyorlardi. Sadik olurlar vs konularinda genelleme yapilmamasini oneririm hic bir millete. Normal bir kisi ile nasil evlenilecekse onlarla da oyle evlenilir, kasa goze bakarak evlenme olmaz.

"Evlenilecek slav ariyorum" diyerek bulunmaz sanirim, biraz sans. En yakin arkadaslarimdan biri swarm'da tanisip evlendi, tanistiklari zamani bilmesem inanmam.
0
fakyoras
(19.02.21)
Tüm Slavlar sadık olabilir mi allah aşkına asfasfa. Her milletin iyisi kötüsü var, bizim bi yakını dolandırıp kaçtı mesela Rus bi genç kız.
0
inawen
(19.02.21)
türk kızının kıymetini bilin +1
0
rain when i die
(19.02.21)
eve kedi mi alıyorsun ya, bu nasıl bir tavır? sen evlendiğin insanla hayatını paylaşmayacak mısın, belki birlikte çocuk falan yapmayacak mısınız? olaya bakış açın bu mu yani "türkiye'de yüzü ve huyu güzel türk kızı yok, hmmm o zaman rusya'dan kız bakayım"? elma mı seçiyoruz pazardan? evlenmeye ikna etmek ne demek? karşılıklı sevgi, saygı veya hiç değilse benzer bir yaşam tarzı & fikir birliği falan beklemiyor musun? "sadık olur diyorlar" ne ya jdfdjfdk okudukça deliriyorum.

evleneceği insana böyle muamele eden birinin huyu güzel bir insanla karşılaşma ihtimali yok bence, öncelikle bakış açını değiştirmeni tavsiye ederim. eğer kendini kandırmak istiyorsan, cebinde paran varsa "sadık rus" çok bulursun. sana seks de verirler, yemek de yaparlar, kocişim cicim diye takılırlar onlara para verdiğin sürece. ha ama canları sıkılırsa veya paran biterse durum sıkıntılı. bu kafayla rusun "huyu güzel" olanı bakmaz sana. çünkü düşünce tarzın acayip çirkin. herhangi bir ülkenin iyi niyetli, düzgün bir vatandaşı kendisine meta gözüyle bakan, "herhangi bir kadın" olarak değerlendiren adamla birlikte olmak istemez.

bunu slav kızlarına çamur atmak için yazmadım bu arada, benim kız arkadaşım slav ama kendisine böyle saçma bir tavırla yanaşsaydım muhtemelen yüzüme bile bakmazdı. köpek cinsi değil bu, "türkler kaka slavlar sadık" şeklinde bir yaklaşımla evlilik arayışına girilmez.
0
der meister
(19.02.21)
Seneler once bir arkadasla bulustuk, baktim arabada bir katalog var.
Aldim baktim, rus hatun katalogu. CVleri kuse kagida basmislar, kitapcik yapmislar. Hepsi okumus etmis tipler, turkiye'ye gelip yerlesmek istiyorlar.
Bu ne olm dedim, ayni hatunu burada bulmak istesek Acun olmamiz lazim, bunlar dusuk maliyetli alternatif dedi. Eleman gonul eglendirmek icin degil, ciddi ciddi evlenmek icin hatun ariyordu.

Neyse, bildigim kadariyla bir iki hatun geldi gitti, sonunda biriyle evlendi eleman, su anda iki tane evladi var, halinden memnun gibi.

Ozetle, o katalogdan bul bir tane :)
0
cooperr
(19.02.21)
Abi benim okulum falan var, evlilikten falan çok uzağım ama evliliğe bir gereklilik gibi bakıyorsun sanki. İkna etmek?
0
karahan01
(20.02.21)
Edersiniz. Su an hepsi beklemede. Bagliyorum hemen bir tanesini.
0
buf-e kür
(20.02.21)
Öncelikle der meister+1
Rus kız arkadaşa sahip birisi olarak her ülkede olduğu gibi yabancı erkeklere bir ilgi var. Bu yadsınamaz fakat ikna ile olabilecek bir şey değil bu. Tanışıp ettiniz eyvallah da hayat standartlarınızı eşleştiremezseniz işin oluru yok. Aldatılma işi ise karşıdaki kişinin karakteriyle ilgili.
Bu arada türkiyedeki yüzü ve huyu güzel kadınlar da erkekler gibi azlar, bu yüzden zor. O konuda yapacak bir şey yok, coğrafya kaderdir.
0
filipis
(20.02.21)
Uzun yıllar doğu Avrupa'da yaşadım. Aradığın her neyse (eğlenceli bir kızla takılma, tek gecelik ilişki, huzurlu evlilik) bulmak için Türkiye'de 100 uğraşıyorsan orda 1 uğraşırsın. Yalnız sakın ha kızı Türkiye'ye getirme sen oraya yerleş. Türkiye'de erkeklerden gördüğü ölçüsüz ilgiyle kızın dengesi bozulacak zamanla. Yalnız sen de şımarma orda. Türkiye'de aylarca peşinde koşsan belki bir şey yapacağın kızların daha güzellerinin kendi asıldığı olur orda. Türk, Rus evlilikleri genelde bundan patlar zaten. Rusya'ya yerleşseler bizimki Rus erkeğine evriliyor, yenisini kolay bulduğu için kıza değer vermiyor; Türkiye'ye yerleşseler kız şımarıyor, Türk kızına dönüşüyor, bıkıp kaçtığın şeyle karşı karşıya kalıyorsun yine.
0
rldofiui
(21.02.21)
slav kızlarla ilgili yazılması gerekenler uzun uzun yazılmış, şu anki türk kızlarına baktığımızda ki altın değerinde olanlar gerçekten var ancak ben genel olarak konuşuyorum, çok daha ileriler. bu konuyu uzatmadan söylenmesi gereken bir şeyi söylemek istiyorum:
denildiğine göre bunlarla evli veya birlikteyseniz gerçekten göklerde yaşıyorsunuz her anlamda. ancak bu süreç, sizin artık bir ekonomik gelecek potansiyeli taşımadığınız anlaşıldığı saniye bitiyor. örneğin babadan güzel şirket kalmıştır, siz de hödüğün tekisinizdir (yani o şirket batsa falan tekrar oluşturamayacak biri), veya bir şekilde eliniz kolunuz bağlanmıştır, saniyesinde sessizce giderler.
0
ckisc
(25.02.21)
neden evlenilmesin?
son 4 sevgilisi slav olan biri olarak diyebilirim ki, fevkalade evlenilir en azından tabuların olmadığı her şeyi paylaşabildiğin bir partnerin olur.
0
coksorumvarhiccevapyok
(25.02.21)
Birinin sizi göklere çıkaracağını ya da mutlu edeceğini düşünüyorsanız bence hayata ve ilişkilere bakış açınızı bir gözden geçirin. Rus kadınları yemek yapmayı bilmez. Temizlik ve ev düzenleri bize göre çok farklıdır. Sosyal ilişkileri de çok farklı. Ben uyum sağlayamadım. Uzaktan iyi gibi gelen ilişkiler, tahmin ettiğin gibi yürüyor olmayabilir. Bol şans
0
Frederick Co
(26.02.21)
(2)

türkçe öğrenmek isteyen norveçli nereden bulunur

duyurukullanıcısı
norveççem belli bir seviyeye geldi artık dil uygulamaları youtube vs kesmiyortürkçe öğrenmek isteyen birini bulup dil değişimi yapmam gerekiyorama imkansıza yakın neredeyse her gün twitter a bakıyorum ilan atmadığım yer kalmadı reddit hatta discord vs dahilingilizce de olur ama zaten çoğunun iyi ing
norveççem belli bir seviyeye geldi artık dil uygulamaları youtube vs kesmiyor

türkçe öğrenmek isteyen birini bulup dil değişimi yapmam gerekiyor

ama imkansıza yakın neredeyse her gün twitter a bakıyorum ilan atmadığım yer kalmadı reddit hatta discord vs dahil

ingilizce de olur ama zaten çoğunun iyi ingilizcesi var

böyle bir insan bulmak nasıl mümkün olabilir? norveç'teki türk dili bölümlerine baktım çoğu türk veya türk kökenli
0
duyurukullanıcısı
(15.02.21)
interpals.net diye bir site var karşılıklı dil geliştirmek isteyenler için, belki oradan bulabilirsiniz
0
cometome
(15.02.21)
amacın norveççeni geliştirmekse neden bu konuda yardımcı olmaya, kendi dilinde konuşmaya istekli bir norveçli bulmaya çalışmıyorsun ki? dil pratiği için başkasına dil öğrenme zorunluluğu mu var?

interpals güzel bir öneri ama çok yakışıklı olmayan bir türk erkeğiysen interpals'ta pek iş yapamayabilirsin. kadınların %90'ı türkiye'den gelen mesajları engellemiştir, erkekler de sen erkeksin diye cevap vermez. yok eğer kadınsan işine yarayabilir ama.

günde yarım saat seninle kendi dilinde konuşacak birini bulabilirsin diye düşünüyorum, en azından arama sürecini "türkçe öğrenen birileri" arayarak olduğundan daha kompleks hale getirmene hiç gerek yok.
0
der meister
(15.02.21)
(5)

Pandemide erasmus

tulumba
Merhaba,Seneye tez döneminde erasmus programına katılmak istiyorum. Ama bu pandemi, işleri zorlaştıracak gibi. Anlaşmalı üniversitelerin bazıları 2020-2021 eğitim yılında coronadan dolayı exchange öğrenci kabul edemediklerini duyurdular. Kısacası seneye de aynı durum geçerli olabilir.Benim merak ett
Merhaba,
Seneye tez döneminde erasmus programına katılmak istiyorum. Ama bu pandemi, işleri zorlaştıracak gibi. Anlaşmalı üniversitelerin bazıları 2020-2021 eğitim yılında coronadan dolayı exchange öğrenci kabul edemediklerini duyurdular. Kısacası seneye de aynı durum geçerli olabilir.

Benim merak ettiğimse şu, pandemi sürecinde erasmus yapmak akıllı işi mi? (Şimdi kendimi ikna etmeye çalışıyorum.)Tez döneminde gitmeyi planladığım için labda, hocalarla işim olacak sonuçta. Pandemi en fazla gezme tozma kısmında kısıtlar beni. Lisansta gidemediğim için içimde kaldı :D Biraz da hevesimi almak için gitmek istiyorum.

Pandemi sürecinde erasmus yapanların deneyimlerini merak ediyorum. Paylaşırsanız çok sevinirim.


Peşin peşin söylüyorum. Gitmek istediğimden tam emin olunca erasmus koordinatörlerine mail atıp onların yönlendirmelerini de isteyeceğim.
0
tulumba
(14.02.21)
onumuzdeki bahar donemine kadar asilamalar tamamlanmis olur avrupada, pandeminin etkisi cok kalmaz.

pandemi doneminde erasmus yapan olmadi sanirim, okullar uzaktan egitime filan gectiler, kabul etmediler. onumuzdeki yila kadar lablar filan acilmis olur okul acisindan bir sey kaybetmezsin bana kalirsa.

ulkeler okullari acmak icin ellerinden geleni yapiyorlar.
0
fakyoras
(14.02.21)
pandemi patladığında İTalya'da ersamustaydım. bok gibiydi.
0
prole
(15.02.21)
Erasmus kordinatörlerine yazmaya başlayabilirsiniz bence. Lablar tamamen kapalı değil. Belirli önlemler alınarak çalışmalar devam ediyor.
0
absolutelydevastated
(15.02.21)
eylül 2020'de letonya'ya gittim, yeni geldim sayılır.

pişman mısın dersen kesinlikle değilim, çok farklı bir tecrübe oldu ama neredeyse çocuk yaştan beri hayalini kurduğum erasmus'un yanından bile geçemedi. benim oranın yerlisi arkadaşım vardı, onunla vakit geçirme & sıkışırsam ona danışma şansım olduğu için nispeten rahattım. gidişi, karantinası, dönüşü, testi, kısıtlamaları vs. bayağı stresli bir süreçti. okul zaten bir ay açık kaldıysa kaldı, gerisi online oldu, öyle olunca derslerde de fena çuvalladım şahsen. akademik açıdan yarardan çok zarar veren, bomboş bir dönem oldu.

"bu benim hep hayalimdi ve kesinlikle tecrübe etmek istiyorum" diyorsan bence pandemide bile güzel olabilir. insan eğlenceli anılar biriktiriyor her halükarda, sonuçta burada yaşayacağından daha farklı şeyler yaşamış oluyorsun. ama işte partiye gideyim, gezeyim, her şeyiyle nefis bir erasmus tecrübesi olsun dersen onun için zorlamaya gerek yok.

ben beş ay boyunca ülke dışına çıkamadım mesela. bir ara kısıtlama yüzünden arkadaşla markete birlikte giremiyorduk düşün, birbirimizi tanımıyormuş gibi 1-2 dakika aralıkla giriyorduk kdfdjfdk öyle saçmalıklar. hiç erasmus yapıyormuş gibi değildik yani.

özetle akademik kaygın ve büyük beklentilerin yoksa, erasmus yapmadığın takdirde içinde ukte kalacak türde bir şeyse git. en azından "yapmadım" demezsin. yok eğer düzgün erasmus tecrübesi istiyorum dersen riskli. olmaz demiyorum, belki o zaman şartlar çok daha olgunlaşır ama belli olmuyor. ben letonya'ya gittiğimde hiçbir kısıtlama yoktu ve toplu taşımada maske bile takılmıyordu. döndüğümde avrupa'nın kişi başına vaka sayısı konusunda en kötü ülkelerinden biri haline gelmişlerdi. çok çabuk değişiyor her şey.
0
der meister
(15.02.21)
Altı senelik üniversite hayatımın en güzel dönemini erasmusta geçirdim. Erasmusta aldığım kararlar dönüm noktam oldu ve yurtdışına yerleştim. İyi ki yapmışım.
0
hepbiarayisicinde
(15.02.21)
(11)

Son zamanlarda yakınınız corona oldu mu?

ayseee
2 aydır ne aile ne çevreden kimseden corona olduk lafını duymuyorum. sizdede durumlar aynı mı?
2 aydır ne aile ne çevreden kimseden corona olduk lafını duymuyorum. sizdede durumlar aynı mı?
0
ayseee
(14.02.21)
arkadaşım ve ailesi oldu hatta ben de temaslı oldum ama negatif çıktı.

umarım kimse olmaz.
0
jelly bear
(14.02.21)
Benim bu zamana kadar hiç bir tanıdığım korona olmadı. Arkadaşlarımın akrabalırını falan duydum sadece ama iki üç aydır onlarda da yok.
0
cometome
(14.02.21)
Oldu geçti ocakta
0
kisa
(14.02.21)
bizim akrabalardan olmayan yok neredeyse. sadece annem, kız kardeşim ve erkek kardeşim olmadı. olduysalar da haberleri yoktu. onun dışında babam, halalarım, kuzenlerim, annemin dayıları vs. hepsi geçirdi. bir yakınımızı kaybettik. kendi çevrem için konuşacak olursam bizde tam aksine son zamanlarda çok artmaya başladı, eskiden pek duymazdık.
0
der meister
(14.02.21)
Bizim ailede benim dışımda olan olmadı :D Benimki de kaçınılmazdı zaten pandemi hastanesinde ve covid’in ilk zamanlarında. 2-3 ay öncesine kadar birkaç kişi duymuştum çevremde ama hep evde atlattılar. Sadece en yakın arkadaşımın babası hastanede yatarak çok kötü geçirdi ama o da atlattı sonuçta. Son 2-3 aydır tanıdığım kimsede duymadım.
0
ms brownstone
(14.02.21)
aile dostumuz 2-3 kişi oldu. bi tanesinin kalbinden sıkıntısı vardı. hafif atlattı.
0
false pretension
(14.02.21)
dün itibariyle tescilli covid19 hastasıyım.

çevremde de bir arkadaşım, eşi ve annesiyle yakalandı.

eşime yapılan test negatif çıktı şükür. bir kaç güne tekrar yapılacağı söylendi.
0
sylr
(14.02.21)
kuzenim ve dayimin esi.
diger bir kuzenim.

1. dereceden bunlar.
0
camussar
(14.02.21)
Ben oldum bu sayılıyor mu?
0
pudra
(14.02.21)
Kuzenim olsu. 15 gün yoğun bakımda entübe kaldı. Aradan 1 ay geçti hala nefes alamıyor evde yatıyor. Kronik hastalığı ve sigara kullanımı yok. 35 yaşında erkek
0
suicides underground
(15.02.21)
yakın arkadaşım ve ailesi oldu. bir diğer yakın arkadaşımın babannesi öldü. onun dışında kendi ailemden pek duymadım.
0
wild honey suckle
(15.02.21)
(5)

hayat dair umudutlarım, beklentilerim tükendi

bana bir nick verin
27 yaşındayım. 2012'de üniversiteye başladım şu an yüksek lisans tez aşamasındayım, ama aylardır hiçbir şey yapamıyorum. Normalde İstanbul'da okuyorum, korona da çıkınca memlekete gideyim tez yazayım sonra iş ararım diye düşünmüştüm. Temmuz ayında memlekete döndüm, tez konum da şöyle buradaki bir il
27 yaşındayım. 2012'de üniversiteye başladım şu an yüksek lisans tez aşamasındayım, ama aylardır hiçbir şey yapamıyorum. Normalde İstanbul'da okuyorum, korona da çıkınca memlekete gideyim tez yazayım sonra iş ararım diye düşünmüştüm.

Temmuz ayında memlekete döndüm, tez konum da şöyle buradaki bir ilçede proje yapacağım, ama yılmış vaziyetteyim. Belediye'ye gidiyorum belge istemeye adeta yalvarttılar vermek için. sanki ben kendim para kazanacağım bu işten. tanıdık biri olmayınca hiçbir şey yapamamaktan çok yoruldum. alt tarafı harita alacağım onun için bile tanıdık aramak zorunda kaldım. alanda fotoğraf çekiyorum her gören 5 dakika sorguya çekiyor. kaç aydır gitmiyorum da, bıkkınlık geldi insanlardan.

ales çalışayım diye evde kaldım onu da yapamıyorum, hiçbir şeye odaklanamıyorum. sürekli oyun oynuyorum.

kafamda hep çalışsam ne olacak ki düşüncesi var. bir şantiyede işe girsem üç kuruşa yıllarımı harcama düşüncesine dayanamıyorum. tecrübe edinirsin, kendini geliştirirsin fikirleri bana çok boş geliyor. ülkenin hali belli, artık çok çalışarak bir yerlere gelineceğine inanmıyorum.

işe girdim, benim yarı kalifiyemdeki eleman sırf ağzı iyi laf yapıyor diye benden iyi maaşla işe girdi. üstüne "ben çok çalışıyorum." demekten çalışmaya fırsat bulabildiğini de görmedim ama sırf birilerinin tanıdığı diye bütün haksızlıklara ben uğradım. başka bir işte de bu ne kadar değişecek?

26 yaşından 27 yaşına geçtiğim gün kendimi çok geç kalmış gibi hissetmeye başladım. açıkçası iki yıl hayatımı yaşadım okul uzadı vs. o zamanlar bu günler bir daha gelmez diye bu fırsatları değerlendirdim, ama şimdi de gerçek hayata geç kalmış gibi hissediyorum ve şimdi bile hayata atılsam kendimi hiçbir şeye ve hiçbir yere ait hissetmiyorum. hala acaba başka bir şey mi okusam diye bile düşünüyorum. ne istediğimi de bilmiyorum açıkçası. günlerimin yarısı uyuyarak diğer yarısı da oyun oynayarak falan geçiyor. sokağa bile çıkmaz oldum. kendimi çok çaresiz hissediyorum.

soru ne dersek, nasıl tutunacağım ben bu hayata?
0
bana bir nick verin
(12.02.21)
27 daha cok erken, (ben 29 yasindayim benim icin de erken) daha ysayacagin cok sey var rahat ol. Kafana taktikca daha da buyur her sey.
0
fakyoras
(12.02.21)
ben de senin gibi hissediyorum(28 yaşındayım) ama umudumu kaybetmiyorum. üstteki yazara katılıyorum daha genciz. istediklerimizi yapabilecek imkanımız var, yeter ki enseyi karartmayalım.
0
gadasiz
(12.02.21)
valla ben 26 yaşında 2018 yılında sydney'de yaşıyordum. vizemin sonlarına doğru gelirken almanya'da yüksek lisans yapma fikri düştü aklıma. ekşiden x yaşından sonra yüksek lisans yapmak vs gibi başlıklara bakıp "çok geç" diyenleri falan okuyup moralimi bozduğum oldu ama hiç vazgeçmedim. para da kazanmıştım yeterince. sıfırdan almanca öğrendim geldim başladım burada okula. almancam da iyi seviyede şu an. burada bölümümde iranlı bi kızla aynı gruba düştük bi derste. sonra tanıştık ettik kız benden 6 yaş büyük ve yaşı umrunda bile değil. tek başına çıkmış gelmiş. şimdi kendi alanında da iş buldu. master tezini yazacak öbür dönem.

geç diye bir şey yok. kendini kimseyle kıyaslama.
0
bohr atom modeli
(12.02.21)
yaşın genç, bi şeye geç kaldığını düşünmüyorum ama 26 yaşında birisi olarak ben diğer duyurucular kadar pozitif de olamayacağım açıkçası. bundan daha iyi hissederiz belki ileride ama pek bi şeyin değişeceğini zannetmiyorum. ülkedeki durum belli, bizim durumumuz belli. 26 yaşında sydney'de yaşayan adamla istanbul'da okul bitirmeye çalışan insanın şartları aynı değil.

bazılarımız fakir ve saçma hayatlar yaşayacağız, galiba çok kurcalamamak gerekiyor. daha da üzülüyor insan öyle olunca. ben umutsuz hissetmiyorum çünkü umudum veya beklentim zaten yok artık, bi şekilde arpam suyum var yani, onlar da biterse "aa tüh ulan resmen aç kaldık vay aq" deyip ölürüm herhalde bir köşede. önemli insanlar değiliz, bi şey olmaz.

yazdıklarında katılmadığım tek şey geç kalmışlık hissi. 26-27 yaşında en fazla profesyonel sporculuğa falan geç kalırsın. çoğu insan için hayat 30-35'te yeni başlıyor daha. onun dışında yazdıklarına katılıyorum ama. ben kendi adıma çok zorlamıyorum artık, yiğit özgür karikatüründeki gibi "sktir et gafa yok demek ki" deyip geçiyorum. sen de kendine yüklenmemeye çalış, tüm dünyanın yükünü omuzlayamazsın. bırak ne oluyorsa olsun, hep böyle hissetmeyeceksin, bir zaman elbet bi şeyler değişir, iyi ya da kötü. sen o değişim geldiğinde sağlıklı ol yeter ki, gerisi hikaye.
0
der meister
(12.02.21)
@der meister
sydney'e annemlerden aldığım 15 bin tl borçla körlemesine gitmiştim. (ki bu cüzi miktarı kredi olarak da çekebilirdim) zengin falan değilim. :) sonra da fazlasıyla geri verdim zaten. önemli olan bir adım atabilmek.

edit: tabii herkes aynı şeyi yapmak zorunda değil. halinden memnun olan insanın bir adım atmasına falan gerek yok. herkes mutlu olduğu gibi yaşamalı.
0
bohr atom modeli
(12.02.21)
(6)

Yabanci biriyle sevgililk/evlilik

catgroove
Biliyorum bu konunun net kurallari yok ama yine de sormak istiyorum. Yabanci birisiyle, hatta daraltarak sorayim, gelismis bir Avrupa ülkesinin vatandasiyla kurulacak bir duygusal iliskide (ve hatta evlilikte) olmazsa olmazlar nelerdir? Yani böyle bir iliskiyi/evliligi uzun süreye yayacak olan ekstr
Biliyorum bu konunun net kurallari yok ama yine de sormak istiyorum. Yabanci birisiyle, hatta daraltarak sorayim, gelismis bir Avrupa ülkesinin vatandasiyla kurulacak bir duygusal iliskide (ve hatta evlilikte) olmazsa olmazlar nelerdir? Yani böyle bir iliskiyi/evliligi uzun süreye yayacak olan ekstra faktörler ne olabilir? Sadakat, karsilikli anlayis, hayat tarzi uyumu gibi yerli-yabanci farketmeden her iliskide olmasi gereken durumlari degil de, özellikle yabanci birisiyle olan iliskinin icermesi gereken bazi püf noktalarini soruyorum. Kendinizden veya yakin cevrenizden basarili olmus veya olamamis iliskilerden örnekler vererek anlatabilirseniz güzel olur (basarili iliski demek de cok sacma oldu ama anladiniz siz :D)
0
catgroove
(12.02.21)
ozellikle yabanci birisiyle olmasi gereken puf nokta nedir? acik fikirlilik. gittigin ulkenin kurallarina ve sosyal hayatina, sosyal rituellerine uyum saglaman gerekir. kendi kulturunu dayatma, uyum sagla. yerel dili ogrenmeye gayret et. sosyal kurallara dikkat et.
0
JohnOakley
(12.02.21)
Yani ben vereyim hemen olm. Ilk aklıma geleni yazayım. Jeff artık Almanlaşmış bir Amerikan boy. Belirli bir mesafe herzaman var ilişkide. Adam kendini ifade edip samimi olarak böyle düsünüyorum dese bile film karakteri gibi konuşyor, yav bu bana yine da mini çakal gibi geliyor diyorsun. Duyguyu ifade ederken bile. Bu beni epey çekiyor açıkçası. Yani isterse en yakın ilişkiyi kur yine de arada kapanmayan bir mesafe var, o hiç kapanmayacak. bedensel bir şeyden bahsetmiyorum. Bir de susuyor ya, susmasını biliyor. Konuşmadığında seninle ilgilenmiyor, seni sevmiyor falan degil. Konuşmuyor. Turklerde bitmek bilmez bi konuşma var. Bana kalırsa suskunluk ve mesafeyi arayan ya da aramasa be kabul edebilecek biri çok sağlam ilişkiler kurabilir. Tabi bunların sevgi eksikliği olmadığını benimsemeli.

Sonra epey planlı. Yahu adam zaman cetveli yapmış kendine, günlük, yani grafiklerla falan, deli çıkacagım. Şimdi mesela ben iki dakika burada duyuruda bir sey yazıyorum ya, o böyle bir sey yapmaz, yapsa bile günlük zaman çizelgesine işler (*-*)/ Bakar ki zamanını alıyor, bırakır. Duş zamanı bile yazılı. Benim fark ettiğim epey zaman planlamasına sahipler ve boş zaman geçirmiyorlar. Bu yuzden yaşam tarzın buna yakınsa süper ilerler gibi geliyor. Gün içinde çok iş yapiyorlar bu yüzden. Senden de bu hıza ve plana ayak uydurman bekleniyor. Kendine ait ugraşının olması çok önemli. Cünkü onun yalnız yapmak istediği seyler var. Seni istemiyor yani. Neyseki ben de onu istemiyorum, bu yüzden bazı durumlarda istenmemek gayet normal. Bir de ben en çok şunu seviyorum. Ebeveyni olmuyorsun, o da senin olmuyor. Anne, baba rolü yok. Türklerde her şey birbirine karişmış, yahu anne şefkati istesem anneme giderim, kaybettiysem de onu baskasında bulamayacağımı bilirim. Anne baba istemiyorum ben kendime eşitimi istiyorum. Bu Jeff'le tam oldu mesela. Yani "her şeyim" olsun falan diyorsan o iš yaş. Bu iyi. Aklıma bunlar geldi bir çırpıda. bu arada uzun süredir birlikteyiz. Farklı evlerde yaşıyoruz ama birbirimizde kalıyoruz çoğunlukla. Raad bir ilişki.
0
velvetmorning
(12.02.21)
yabancı diye kendinizi aşağıda görmeyin, 1 numaralı kural bu sanırım. arkadaşlarım çok yapıyor sinir oluyorum.
0
aguen
(12.02.21)
Benim için tek sıkıntı aile faktörü olurdu sanırım. Malum bizim ailelerin en açık fikirli olanı bile çiftlere müdahale ediyor
0
olaylar olaylar
(12.02.21)
türkiye'deki saçma sapan kıskançlıklar olmuyor. mesajlaşırken anında yanıt beklemek gibi ergenlikler yok. (bütün genellemeler yanlıştır) iltifat ederken bayağı ölçülü olmak lazım yoksa garipsenebiliyor. senin için ölürüm falan gibi şeylerden net uzak durmak lazım:D (yaptığımdan değil ama anlamsız olacağı bariz) böyle arabesk şeyler bizde var daha çok. yalnız kalma ihtiyacının dile getirilmesi de bunlardan biri doğal olarak. bunlar genelde ilişkinin başlarında olabilecek şeyler tabii.
bunlar bizdeki ilişkilere göre olumlu tarafları. olumsuz kısım da kendinizi bir ilişki içinde hissetmeniz bazen uzun sürebiliyor, bu da bizim alışkanlıklara göre biraz değişik. ev arkadaşım biriyle tanışmıştı ve 3-5 ay geçti hala "seni seviyorum" deyip dememe konusunu kafaya takıyordu. ingilizlerin böyle deyimleri vardır ya, nefret/aşk güçlü bir kelimedir falan gibi. bu görülebilyior bence.

tabii bunları önemseyip önemsememeniz kimin hangi ülkede olduğuna bağlı. bu avrupa vatandaşı türkiye'deyse o düşünsün nasıl davranacağını. siz bu ülkelerin birindeyseniz siz biraz ayak uydurmalısınız. yine de kişiliğinizden ödün vermemelisiniz. kimse türklerden aşağı olmadığı gibi üstün falan da değil. sizi uzun vadede ilgi çekici yapacak olan şeyler deneyimleriniz ve kafanızın içindekiler. birey olma olgusu batıda daha önemsendiği için nereden geldiğiniz nereye gittiğinizden ziyade kişisel olarak ne olduğunuz daha çok önem taşıyor gibi.
0
bohr atom modeli
(12.02.21)
uzak mesafe olacaksa (hatta olmayacaksa bile) aradaki gelir/sınıf farkının çok olmamasına dikkat etmek lazım. yabancı kişi avrupalıysa bu durum daha da zor olabilir.

biz bu yüzden çok zorlanıyoruz çünkü kız arkadaşım benim bir ayda kazandığım parayı üç günde kazanıyor. başına bir şey gelse ülkesine gidemem çünkü vize bile vermezler. hayattaki konumumuz olsun, hayata bakış açımız ve ideallerimiz olsun çok farklı. ben mesela "nasılsa işsiz kalcam" diye okulu bitirmeye korkuyorum, o ise gelecek kaygısı olmadığı ve okul ortamını sevdiği için bitirmek istemiyor. bazen içinde bulunduğum durumu, yaşadığım stresi vs. gerçekten hiç anlamadığını düşünüyorum. benzer şekilde benim de onun dünyasını anlayamadığımı düşündüğüm oluyor. bu açıdan ortak bir noktada buluşabilmek veya en azından karşı tarafı anlayabilmek önemli.

bence onun dışında ne desek boş çünkü yabancı dediğin insan da genellenmiyor sonuçta. yerine göre bi türk bi ingilizden çok daha soğuk veya mesafeli olabiliyor insan ilişkilerinde. benim iki tane yabancı sevgilim oldu. ilk ilişkimde her şey gayet normaldi, açıkçası bi türkle olmaktan daha farklı gelmedi bana, ufak tefek bazı olumlu detaylar haricinde (daha özgüvenli olması, daha az kıskanç olması vs.). şu anki ilişkimde ise bazen çok soğuk olduğunu düşünüyorum. bir yıl geçti ama hala alışamadım. "canım konuşmak istemiyor" deyip susabiliyor mesela. aslında hiç garip bi şey değil bu. ben de "yalnız kalmak istiyorum" diye o türkiye'deyken, vaktimiz kısıtlıyken kızı bırakıp kendi evime gidiyodum yalnız oturmak için, yani hiç öyle yapışkan ve sürekli ilgi bekleyecek bi sevgili değilim ama ona rağmen tuhaf geliyodu bana hiçbi işi gücü yokken aktif bi şekilde benimle konuşmayı reddetmesi.

bence kişiden kişiye çok değişir bu, o yüzden ne desek boş. kimi avrupalıyla 20 yıllık arkadaşınmış gibi rahat iletişim kurar ve iyi anlaşırsın, kimisiyle de hiç olmaz.
0
der meister
(12.02.21)
(3)

futbolda ön safta oynamak

aydonno
upfront adj. Sport playing in a front line (as in football) ön saf denir mi ne denir buna? teşekkürler
upfront adj. Sport playing in a front line (as in football)

ön saf denir mi ne denir buna? teşekkürler
0
aydonno
(11.02.21)
ileri uç?
0
passion rules the game
(11.02.21)
ofansif pozisyonda oynayan; ileri uçta oynayan; forvet olarak oynayan

bu üçü uyuyor mu yazdığım tanıma?
0
🌸aydonno
(11.02.21)
sen böyle şeyleri niye bana sormuyosun inatçı görl, ayıp ayıp.

spora göre değişir bu aslında, metinde nasıl geçiyor bilmiyorum ama "ileri uç" genel olarak en doğru tabir olur. "ofansif pozisyon" çok açıklayıcı bir ifade değil, "forvet olarak" dersen de sporla hiç alakan olmadığını belli etmiş olursun. bir de her sporda ofansif oyuncuya forvet denmez, o da var.

belli bi sporla ilgili bir metinse sporu yaz ona göre bi şey uydurayım, yok genel bir ifadeyse veya futbol için soruyosan "ileri uç" sık sık kullanılan, genel ve kapsayıcı bir ifadedir.
0
der meister
(11.02.21)
(6)

Gelişmiş ülkelerde fiyatlar zamlanıyor mu?

masmeleddin erdogan
Türkiye'de malum ekmek, su, elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi yaşamak için gerekli olan ihtiyaçlar başta olmak üzere her şeyin fiyatı senede birkaç defa artıyor. çünkü devlet bir şekilde açığını kapatmak zorunda kalıyor. ona binaen de maaşlar belirli bir oranda artıyor. peki gelişmiş ülkelerde, abd
Türkiye'de malum ekmek, su, elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi yaşamak için gerekli olan ihtiyaçlar başta olmak üzere her şeyin fiyatı senede birkaç defa artıyor. çünkü devlet bir şekilde açığını kapatmak zorunda kalıyor. ona binaen de maaşlar belirli bir oranda artıyor.

peki gelişmiş ülkelerde, abd, kuzey avrupa, japonya gibi ülkelerde de herhangi bir ürünün fiyatı sürekli değişiyor mu? mesela ekmek şu an 1 dolarsa beş sene sonra 2 dolar oluyor mu? onlarda da bizde olduğu gibi "o zamanın parasıyla" diye bir kavram var mı, yoksa 50 sene önce ekmek fiyatı neyse şimdi de aşağı yukarı o mudur?

maaşlar da buna göre artıyor mu, yoksa hayat standartları yükselsin diye mi maaşlara zam yapılıyor?
0
masmeleddin erdogan
(09.02.21)
artmiyor cunku onlarda enflasyon turkiye'deki gibi her sene yuzde 10'la 50 arasinda degismiyor. ev fiyatlari degisiyor mesela ama bu nufus artisi ve imar izniyle alakali bir durum ornegin, yoksa bugun markette 2 euro olan cikolata uc sene sonra gittiginde hadi 2.5 euro olsun... temel urunlerin fiyatlari fazla degismez.

bu tabii ki son 20-30 yil icin gecerli bir durum, tum avrupa'yi sarsacak buyuk bir kriz olursa onlarda da tablo degisebilir tabii.
0
der meister
(09.02.21)
kanadada yaşayan türk youtuber çift var bilirsiniz. onu izleyebilirsiniz. geçen seneki sepetin aynısını almışlardı. sanırım ufak tefek değişiklikler dışında bazı ürünlerde düşüş bile vardı.
0
jepa
(09.02.21)
Dünyada enflasyon ortalamsı %2.8
AB’de eksi enflasyon var
0
but that was just a dream
(09.02.21)
50 senede tabi farklar oluyor ama 3-5 yilda cok fark olmuyor.

İngilterede bazi sirketler maas zammini sadece terfilerde yapiyorlar. (Cogunda oyle diyenleri gordum ama pek inanmiyorum). Enflasyon dusuk oldugu icin cok sorun olmuyor.
0
fakyoras
(09.02.21)
İspanya'da yaşayan bir arkadaşım günlük tüketim ürünlerinin fiyatlarının aynı kaldığını, bazı durumlarda da tüketimi arttırmak amacıyla ufak düşüşler olduğunu söylemişti. Yani bizdeki gibi bugün 3 lira olan şey yarın 5 lira olmuyormuş.

Ev konusuna gelirsek orada bir arz / talep sözkonusu olduğundan artış oluyormuş çünkü Türkiye'deki gibi kafana göre ev dikemiyorsun.
0
burka
(09.02.21)
Kanada icin ani artislar yok gibi, senelik enflasyon guyya %2 civari ama hissedilen kesinlikle daha fazla. Maas artislari da beyaz yaka icin o seviyede olur her sene maasiniz erimesin diye, ama yine de erimenin onune gecilemiyor. Tek care ya isvereni 3-4 senede bir %10 civari zam yapmazsaniz cikarim diye tehdit etmek ya da istifayi basip daha yuksek bir maasa baska sirkete gecmek.

Son 5 senede asgari ucreti yaklasik %50 arttirdilar, bu da mutfak masraflarinda ciddi artisa neden oldu. Bundan 5 sene once haftada $200 harcadigimiz zaman bu hafta cok para verdik derdik, simdi $300 altina ciktigim zaman bu sefer az harcadik diyorum.

Ayni sekilde dogalgaz ve elektrik fiyatlarinda da artislar var.

Kanada'da yasayan tuber arkadaslar malesef size ulkeyi gercekci olarak yansitmiyor, hit alma niyetiyle, izleyici kitlesinin hosuna giden seyler cekilip tekrar tekrar yayinlaniyor. Kanada'da dar gelirlinin ne sartlarda yasadigini gormek icin buyrun:

youtu.be
0
cooperr
(09.02.21)
(14)

tüm sezonlarını izlediğiniz yabancı diziler hangileri?

tabudeviren
friends'ten lost'a, dexter'den house md'ye bir sürü dizi var.hangilerinin tüm sezonlarını izlediniz?edit: vay arkadaş. ne çok dizi izlemişsiniz be. beklediğimin çok çok üstünde.ben daha friends'in ikinci sezonunu yeni bitiriyorum :(
friends'ten lost'a, dexter'den house md'ye bir sürü dizi var.
hangilerinin tüm sezonlarını izlediniz?

edit: vay arkadaş. ne çok dizi izlemişsiniz be. beklediğimin çok çok üstünde.
ben daha friends'in ikinci sezonunu yeni bitiriyorum :(
0
tabudeviren
(04.02.21)
lost
fringe
person of interest
the office (bir kaç defa)
parks and recreation
the it crowd
american horror story
an idiot abroad
it's always sunny in philadelphia
0
uuth
(04.02.21)
community
futurama
gravity falls
rick and morty
the office
parks and recreation
coupling
black books
disenchantment
south park
b99
the good place
bojack horseman
glow
the ranch
santa clarita diet


daha bir sürü var da ilk olarak aklıma gelenler bunlar.
0
inheritance
(04.02.21)
Lost
HIMYM
Love
Skins
Breaking Bad
Bron/Broen
Forbrydelsen
The Sopranos
0
heritage
(04.02.21)
lost
the sopranos
house md
frasier
futurama
archer
simpsons
bob burgers
six feet under
how i met your mother
shtisel
coupling uk
sherlock
rick and morty
the it crowd
lilyhammer
brooklyn nine-nine bitmek üzere
zen
the marvelous mrs. maisel
mad man
chernobyl
the boys
peaky blinders
narcos

daha vardır ama aklıma gelmedi hepsi.
0
sutlu nescafe
(04.02.21)
hımym
the sopranos
seinfeld
breaking bad
mindhurter
the crown
hannibal
chernobyl
peaky blinders
narcos
prison break
0
mikahakkinen
(04.02.21)
bazıları devam etmekle birlikte: after life, b99, this is us, himym, normal people, hollywood, bir başkadır, aşk 101, parks and rec, the good place, the red band society, virgin river, prison break, game of thrones, dark, atiye, fleabag, black mirror, chernobyl, into the night, kalifah, messiah...
0
black holes in the sky
(04.02.21)
lost,
fringe,
dr who,
black mirror,
rome

çok dizi izleyen birisi deilim ama yazayım dedim :)
0
dafuq
(04.02.21)
lost
fringe
house md
friends
breaking bad
himym
prison break
the it crowd
chuck
0
hayirsiz
(04.02.21)
house md
black mirror
coupling
lost

bunlara başlayıp bitirememek baya zor : )
diğer tüm sezonlarını tüm bitirdiğim dizileri meraktan ve yarım kalmasın diye bitirdim. bunları ise seve seve.
0
la traviata
(04.02.21)
milyorlarca vardır sanırım ya:)

şu an sırf kendime liste olsun diye yapmayı deneyeceğim bakalım olacak mı

seinfeld
six feet under
coupling
e.r
ally mcbeal
my name is earl
gilmore girls
buffy
angel
providence
nip tuck
as if
two guys and a pizza place
mad about you
freeks and geeks
fraiser
without a trace
guardian
dharma and greg
scrubs
cold case
the closer
mom
two guys, a girl, and a pizza place
lost
dexter
breaking bad
damages
canivale
cheers
desperate housewives
how i met your mother
the 4400
the it crowd
extras

baya oldları toparladım. cine 5, cnbceden filan. üşenmezsem torrentlere, netflix, beinconnect, blu, amazon olaylarına da girerim. orası da bi 3 misli çıkar galiba. şu an hayatımın büyük mislinin dizi izleyerek geçtiğini fark ettim.
0
red g
(04.02.21)
breaking bad
the it crowd
black books
spartacus
chernobyl
black mirror


belki başka vardır ama aklıma ilk olarak bunlar geldi. başlayıp da bitiremediğim/devam edecek kadar sevemediğim çok dizi var.
0
der meister
(04.02.21)
Dexter
Dark

Bu kadar
0
suicides underground
(04.02.21)
o kadar cok var ki... ilk aklıma gelenler:

sharp objects
hannibal
this is us
mindhunter
six feet under
lost
manhunt unabomber
the night of
chance
new girl
battlestar galactica
firefly
fringe
dexter
supernatural
house md.
doctor who
0
anna sun
(04.02.21)
onlarca dizi sayılmış the wire'dan bahseden yok. ayıp valla.
0
heavy smoker
(04.02.21)
(4)

Decline ne demek?

kedikumunaiseyenadam
Gramer çalışırken sürekli decline tabirine denk geliyorum. Translate sürekli azalmak, düşmek gibi anlamsız çeviriler yapıyor. Gramer konularında "decline" ne anlama geliyor?The simple comparative form does not decline.The compound comparative form is necessary when the adjective must be declined.The
Gramer çalışırken sürekli decline tabirine denk geliyorum. Translate sürekli azalmak, düşmek gibi anlamsız çeviriler yapıyor. Gramer konularında "decline" ne anlama geliyor?

The simple comparative form does not decline.

The compound comparative form is necessary when the adjective must be declined.

The simple superlative form of adjective declines similarly to the long-form adjectives

possessive pronouns agree in case with nouns, i.e. they also decline
0
kedikumunaiseyenadam
(04.02.21)
reddetmek, kabul etmemek gibi bir anlamı da var
edit: sapma anlamı da vardı, şimdi aklıma geldi. ama gramerdeki kullanımını bilmiyorum maalesef.
0
gkhncnzdgn
(04.02.21)
dilemma of subscribtionability
(04.02.21)
credit card request declined - red
What are some causes of cognitive decline in old age? - dusus
0
camussar
(04.02.21)
cekim demek. kelimenin cumle icindeki anlama gore ek almasi falan
0
der meister
(04.02.21)
(3)

mutant virüsün koronadan farkı

gelmeistemem
Ne tam olarak?
Ne tam olarak?
0
gelmeistemem
(03.02.21)
Geçirmiş biri olarak söyleyeyim, öyle "aman allah herkes ölecek mutant virüs" diye bir durumu yok. Daha kolay bulaşıyor, ama zarar vericiliğinde bir fark yok öğrendiğim kadarıyla.
Semptomlar biraz değişkenlik gösteriyor. Hiç ateş geçirmeden, aşırı vücut ağrısıyla atlattık biz. Tat ve koku hastalığında başında gideceğine, son günlerinde gitti, 1 hafta sonra geri geldi.
0
quaker
(03.02.21)
korkulan asıl şey mutant virüsün üretilen aşıları etkisiz hale getirmesi. bulaşıcılığının veya öldürücülüğünün artması da kötü tabii ki ama şu an endişelenmemiz gereken şey mutant virüsün aşıyı etkisiz kılması olur çünkü virüs zaten bin çeşit mutasyon geçiriyor, bu anormal bir şey değil. yalnız aşıyı bertaraf edecek bir mutasyon geçirirse o zaman şu ana kadar kaydedilen aşama büyük oranda yitirilmiş olacak.

gerçi bir bilim insanının yazdıklarını okumuştum, "mutant virüs nedeniyle mevcut aşılar etkisiz hale gelse bile yeni virüse karşı aşı geliştirebiliriz. sonuçta sıfırdan üretmedik bunu, yıllardır üzerinde çalışılan bir teknoloji. biraz vakit alır ama mevcut bilgi birikimimizden faydalanarak yenisi için de aşı üretebiliriz" demişti. o yüzden biraz içim rahatladı şahsen.

yine de o tarz bir mutasyon geçirmemesi daha iyi tabii. şimdi bile nüfusunun %2'sinden fazlasını aşılayabilen tek ülke israil sanırım, işin içine yeni aşılar ve üretim süreçleri girerse bu hikaye daha çok uzar.
0
der meister
(03.02.21)
teoride öldürücülüğü artarsa bulaşıcılığı düşecektir.(bkz: vice versa)
0
nuisance
(04.02.21)
(3)

s sport +

camussar
uye olmaya calisiyorum, bu email adresi kullanilamaz diyor, gmail adresimi de is adresimi de kabul etmedi. yurtdisindayim diye mi?bilgisayardan deniyorum. cep telefonuna mi ozel bu uygulama?
uye olmaya calisiyorum, bu email adresi kullanilamaz diyor, gmail adresimi de is adresimi de kabul etmedi. yurtdisindayim diye mi?

bilgisayardan deniyorum. cep telefonuna mi ozel bu uygulama?
0
camussar
(03.02.21)
Hayır. Web'den olması lazım ama yurtdışından olmuyor olabilir.
0
himmet dayi
(03.02.21)
yurtdışı kaynaklı olabilir. Bazen vpn açık unutup giriyorum, maç yayını yapmıyor. [email protected] bu adrese mail atıp sor istersen, genellikle aynı gün içinde dönüş yapıyorlar.
0
borumu
(04.02.21)
yurtdışı için ayrı bir paketleri falan yoksa s sport yurtdışına hizmet vermiyor. bir keresinde promo koduyla mail atmışlardı, "dur lan girip deniyim bi ay" diyerek üye olmaya çalıştım ama izin vermedi yurtdışındasın deyip.
0
der meister
(04.02.21)
(19)

8-14 yaslari arasinda fiyat hesabi yaptiginizi animsiyor musunuz?

bollocks44
Sorum 26+ yas uzerindekilere,Cocukken ozellikle market alisverisi sirasinda hic fiyat hesabi yaptiginizi animsiyor musunuz? Ben genellikle hep ebeveynlerin bir seyin pahali mi ucuz mu olduguna karar verdigini hatirliyorum. Bugun market alisverisi sirasinda biri 8-10, digeri 12-14 yasinda iki cocugun
Sorum 26+ yas uzerindekilere,

Cocukken ozellikle market alisverisi sirasinda hic fiyat hesabi yaptiginizi animsiyor musunuz?

Ben genellikle hep ebeveynlerin bir seyin pahali mi ucuz mu olduguna karar verdigini hatirliyorum.

Bugun market alisverisi sirasinda biri 8-10, digeri 12-14 yasinda iki cocugun bonibon alirken, 3'lu paketin mi tekli paketin mi daha pahaliya geldigini, hangi markette adet fiyatin ne kadar oldugunu konustuklarina sahit olup sasirdim.

Sasirmak bir yana, uzuldum de acikcasi, bonibon almak icin dahi hesap kitap yapmak zorunda birakilan bir jenerasyon olmalarina uzuldum.
0
bollocks44
(01.02.21)
Yani bunun aslinda super market kategorisine giren marketlerin mahallelerde artmasina mi bagliyorsunuz? Konjonktür ile bir bagintisi oldugunu dusunuyordum ben de.
0
🌸bollocks44
(01.02.21)
o zamanlar daha çok yapıyordum.

harçlığım limitliydi sonuçta ve abur cubur limitsizdi o yüzden her şeyin hesabını yapardım.

13-14 yaşında ise yatılı okulda bir öğr*nci idim o zamanlar zaten ekonomik olarak dibi görmüştüm ailem istedikleri kadar destekleseler de.
0
aguen
(01.02.21)
Sonlarina dogru evet biraz yapardim.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(01.02.21)
pahalı olan şeyleri direkt eliyordum zaten yasaktı onlar kafamda :) şunu mu alsam bunu mu diyemiyordum. dondurma max alabilirdim sadece mesela. magnum ve korneti ilk kez 12 yaşında almıştım. sebebi de paramız az masraf olmasın kafası işte.
0
pide
(01.02.21)
yapiyorduk tabi, zengin pci Oktaylar, sitede buyuyen basket sever ergen irileri haric herkes yapiyordur harcligini en akilci nereye nasil kullanacagini. Cok market yoktu mahalle bakkali ilk durakti sonra sonra mahalleye bim falan gelince her halikarda daha ucuz oldugundan bime kayma oluyordu otomatikman. Bizim mahalle bakkali vardi, bimin acilacagini duymus mahalleye, satmis dukkani. Bakkali devralan gariplerin de haberi yok 1-2 hafta islettiler bir baktilar koca Bim acildi, onlar da kapatti sonra. En son lahmacuncuydu o dukkan simdi ne oldu bilmiyorum. O degil eski nesil daha sansizdi sanki ya magnum falan nasi pahaliydi. Muz lukstu anasini satayim, veli toplantisinda beslenmeye muz koyulmasin alamayanlar var muhabbeti donuyormus annem anlatiyordu, fakir semt falan da degil o zmaanin orta sinifi sayilir
0
neverletyougodown
(01.02.21)
Daha küçükken de yapıyordum. Okula gitmiyorken bile, tamam iki basamaklıları kafadan toplayamıyordum tabi de mesela üç basamaklıları alma diyorlardı, veya 8'le 9'la başlıyorsa alma diyorlardı, almıyordum. Şimdiki çocuklar gibi tutturup zırlamıyordum. Alayım mı bike demiyordum. Paramız yoktu, ama üzülecek bir şey yok bence :)
0
pati
(01.02.21)
ilk aklıma gelen, ilkokuldayken radikal ve yeniyüzyıl gazeteleri karton maketler verirdi. ikisini aynı anda alacak kadar harçlığım olmadığı için bu tip fiyat/performans hesapları yapardım. daha sonraki yaşlarda da yaptım, tasarruflu olmak evde ve okulda öğütlenen birşeydi. harçlığımızı hafta bitene kadar yetirmeye çalışırdık. harçlığı çok olan da az olan da böyleydi.

sizin örnekte çocukların matematik hesapları yapmaları bana sevimli geldi. ayrıca çocukluk zaten böyle birşeydir, ufak şeylere büyük değer yüklemektir. canım çocuklar :) bir örnek vereyim, oturduğumuz sitede çocuklar bahçede deneyimsi birşeyler yapmak için marketten su almışlar, hangi boyuttaki şişenin daha ekonomik olduğunu hesaplamışlar onu konuşuyorlardı. hepsinin ailelerinin durumu iyi, yetiştirme tarzı böyle.

eskiye kıyasla bu jenerasyonun herşeyi bol bol var, üzülmeyin.
0
starlightz
(01.02.21)
Bazen aklıma gelir. O zamandan ekomoniye ilgim varmış. Ne bok yemeye yonelmediysem! Neyse. Çok küçüğüm. 9 10 olmalı. Kendi kendime şunu düşünüyorum. "Ekmek gecen sene şu kadardı şimdi bu kadar. Demek ki ben evlenince 1 milyar filan olur." enflasyon algim bile varmış.
Babamın da sayesinde parayla çok erken tanıştım. Varlıklı bir aile değiliz. Ama ben borca doğdum. Sıkıntılı bir dönemdi. Babam o dönem eline geçen 5 10 lira ile mark alırdı. Hatırlıyorum çocuktum 1000 marka yakın param vardı.
Kredi kartı ile de erken tanıştım. 14 15 yasinda babamın kredi kartını taşıyordum. Başına birsey gelirse al kullan diye vermişti. İlk bir iki yıl hiç kullanmadım. Ama ilk kullandığım dönemde insanlar slipe imza attiriyordu.
0
allah yazdiysa bozsun
(01.02.21)
Ayıptır söylemesi bana o yaşlarda acayip çok harçlık veriyorlardı, nereye harcayacağımı bilemiyordum. Hesap yaptığımı hatırlamıyorum, işin kötüsü şu anda da bi hesap yapma alışkanlığım yok. İyi yapıyorlar yani bence çocuklar.

Öte yandan mesela şeyi hatırlıyorum, 1 sene boyunca para biriktirmiştim kendime bisiklet almak için, bi sene sonra kumbarayı açtığımızda biriktirdiğim paraların bazıları tedavülden kalkmıştı, enflasyon yüzüden de değil bisiklet çikolata falan anca alabiliyordum :'( Döviz (mark) ile tanışmam da aynı döneme denk gelir.
0
plutongezegendegilmi
(01.02.21)
yaptım :) o zaman da yaptım, hala da yapıyorum. türkiyede yaşayınca, mecburen.. :)
0
superfluid
(01.02.21)
26 yaşındayım.

benim markette "çokolat istiyom aksi takdirde burayı yakarım" tribi attığım yaşlarda maddi durumumuz çok çok iyiydi. şöyle söyliyim annemin dediğine göre o dönemde babamın sadece ticket'ı ortalama maaşın üzerindeymiş, düşün. ticket çok markette geçmezdi, o yüzden arabayla şehir dışındaki bir markete gider, oradan yüklü yüklü alışveriş yapardık.

haliyle çocukluğumda fiyatlara bakmazdım, canım ne istiyorsa üçer beşer atardım sepete. babam açgözlü olmama ve çok fazla yememe (üç gofret almışsam genelde eve varmadan gömerdim hepsini) kızardı ama bir kez olsun "oğlum paramız yok" veya "onu alamayız oğlum, yerine bırak" dediğini hatırlamam. daha ziyade "zaten ne istiyosan alıyoruz, niye kıtlıktan çıkmış gibi saldırıyosun, biraz tadını çıkarmaya çalışsana" şeklinde haklı bir tepkisi vardı.

aradan geçen 20 yılda dar gelirli durumuna düştük, ben de o kadar şımarık büyümüş birisi olarak hayatın sert zumzuğunu yedikten sonra hala yerden kalkabilmiş değilim, zorlanıyorum.
0
der meister
(01.02.21)
Yaş : 30..

Babam ilkokuldan sonra haftalık para vermek yerine maaş gibi aylık para vermeye başladı. bende o parayı yetiştirmek (tekrar para istemeyi sevmezdim) ince hesap yapıp harcamaları öyle yapardım ve sürekli para arttırıp ileride doğabilecek beklenmedik bir harcama için birikim yapardım :D
0
pislick0
(01.02.21)
Evet, çok hatırlıyorum tabii ki. Köfteciye gidince ikinci kolayı söyleme tedirginliğini de net hatırlıyorum :) toplu satış yapan marketlerden alışveriş yapıyorduk. kantinden gazoz almayayım diye babam 1 kasa gazoz alıyordu eve her gün evden götürüyordum 1 tane öğle yemeği yanında. vs, vs.
0
roket adam
(01.02.21)
2001 krizi, doların fırlamasına denk geldim. Migros, Tansaş yeni açılmıştı, herşeyin market markalı olanını alırdık. Hala da aynı tercihi yapıyorum çoğu üründe.

Yine birgün biz herşeyin ucuzunu, market markalısını alırken bir aile gelip fiyatına bakmadan premium markalısını almıştı. Aklımda yer etmiş o günden beri.
0
inheritance
(01.02.21)
yaş 29, o zamanlar ailenin maddi durumu orta (gerçek orta, şuan o klasmanda yaşamıyoruz kendimize orta sınıf derken karı koca çalışan bir çift olarak), yoğurt fiyatlarını bile karşılaştırırdık, market alışverişi önemli bir işti, büyük bir alışveriş yaparsak aldığımız güvendiğimiz markalar arasında gramaj fiyatı üzerinden bir karşılaştırma yapma görevi bana verilirdi. Ne istersem alınırdı bir yandan, alışveriş bitince şuan ocağımıza incir ağacı dikecek kitapçı gezmeleri olurdu elim kolum dolu çıkardım. Hiçbir ihtiyacımın sonraki ay alındığını bilmem. Ama her şeyin fiyatına bakılırdı.
0
kullanıcıadımbuolsun
(01.02.21)
Çocukken maddi durumumuz çok iyi olduğu için ne abim ve ben ne annemle babamın bir şeylerin hesabını yaptığını hatırlamıyorum. Hesap yapmaya evlenince başladım. Küçücük çocukların bunları düşünmesine çok üzülüyorum. Çocuk sadece çocuk olmalı.
0
suicides underground
(01.02.21)
Yapmadım ve hala para yönetimim berbat. Bazen oturup parayı ne yaptığımı sorguluyorum.
Bence paradan anlama yaşına gelmiş çocukların bu hesabı yapıyor olması iyi bir şey. Finansal okuryazarlıkları benimkinden iyi olacak.
0
marla is in my head
(02.02.21)
evet, çok net hatırlıyorum, ilkokul 3-4'e giderken kitapçıdan annemle bir şey almıştık, ürünün fiyatını ödeme yaparken kasada öğrenince yüzüm asılmıştı ama oradan da geri dönemedim, "kalsın" diyemedim. kitapçıdan çıkınca "kazık yedik" demiştim anneme.

hatta kitapçıdan çıkınca sınıf arkadaşım ve annesiyle karşılaştık, annem "kazık yedik" dedi, ertesi gün okulda benimle dalga geçiyordu kız "kazık yemiş hlot" diye, ben de durumu zor kurtarmıştım "annem öyle demedi, 'kazık yiyecektik' dedi" diye :)
0
hlot
(02.02.21)
yapmıştım hem de çok, maddi durumumuz çok iyi değildi. alt-orta arası en fazla.
maalesef bir çocuk için iyi değil, daha sonrasında da hesapçı birisi oluyorsunuz (biraz da kişilik özelliği yatkınsa)

yukarıda bir arkadaş köftecide ikinci kola alma gerginliği demiş, biz çocukken dışarıda eğer bir şey yersek yanına içecek alınmazdı, hey yavrum ikinci kolaymış :)

bizimkiler market alışverişine, fatura ödemeye v.s. beni gönderirdi, bu nedenle fiyat karşılaştırmayı paranın yetip yetmeyeceğini v.s. iyi bilirdim.

şimdi bir şey alırken, bir şeye karar verirken çok fazla hesap yapıyorum, bazen bu nedenle fazla kararsız kalıyorum hatta.

bi ara f/p olayına fazla takılıyordum, onu üzerindem atmaya başladım.

tek iyi yani para yönetimi konusunda iyi oldu, hiç bir zaman borç alacak duruma gelmedim. her zaman kenarda 2-3 yıl çalışmasam yetecek param olmuştur.
0
nuisance
(02.02.21)
(18)

Telefonda sevgilinizin adını değiştirme eşiğiniz?

bilet
Ne zaman değiştirirsiniz? İsim soyisimden ne zaman arım balım peteğime ya da “isim”im e geçiş yaparsınız?
Ne zaman değiştirirsiniz? İsim soyisimden ne zaman arım balım peteğime ya da “isim”im e geçiş yaparsınız?
0
bilet
(01.02.21)
Hicbir zaman.
0
cleric
(01.02.21)
Hiç :D 10 yıldır aynı. 10 yılın içine arkadaşlık, flört, sevgililik, nişanlılık, evlilik dahil. Hep sadece adıyla kayıtlıydı, hiç de değiştirmeyi düşünmedim. Allah korusun ayrılsak da değiştirmek zorunda kalmayız bu sayede :P :D
Ben de onda ismimle kayıtlıyım. Kafalar hep rahat, süper :))
0
pandispanya
(01.02.21)
Hiçbir zaman +1
0
ruhen hastayim ben
(01.02.21)
Evlendik, yine değiştirmedik. İsim soyisim şeklinde kayıtlıyız karşılıklı, hatta eşim yeni soyadımı bile eklemeden orijinal soyadımı kullanıyor yine.

Edit: Senede bir falan ben onun telefonunu sinsice alıp kendi adımı "aşkitom <3 <3" falan yapıyorum. Gülüyoruz eğleniyoruz, düzeltiyor sonra.
0
kobuzchu kiz
(01.02.21)
Hicbir zaman. Ad soyad durur oyle.
0
turkce konusan uzayli
(01.02.21)
ben tanışınca direkt isimle kaydediyorum öyle kalıyor. soyad yazmıyorum.
0
jelly bear
(01.02.21)
Sadece adıyla kaydetmiştim zamanında ve öyle duruyor. Hiçbir zaman +1
0
ms brownstone
(01.02.21)
Yok oyle bir esik. Isminden memnunsa ozellikle, ismiyle kalsin.
0
buf-e kür
(01.02.21)
Ben kadın tarafıyım. Şimdiki eşim, erkek arkadaşımken bana iletişim bilgilerini contact olarak göndermişti. O haliyle kullanıyorum. Epey formal duruyor Dr. X. Y. Zoğlu gibi. Telefonun kısa yolunda X'im gibi bir kısaltmayla kayıtlı taa baştan beri hiç değişmedi. Ben de onun telefonunda baştan beri Siyamım gibi kayıtlıyım.
0
SiyamkedisiZorro
(01.02.21)
biz iki yil sonra falan degistirmistik ama sonra kavga edince geri isme döndü jdjdjs
0
ala09
(01.02.21)
sevgi sözcüklerinin söylenmeye başlandığı yani çağ kapatılıp çağ açılan o günde telefonda kayıtlı olan isim-soyisim ikilisinden soyismi silerek olaya samimiyet katmıştım. hala öyle duruyor.
0
starlightz
(01.02.21)
eski sevgilim ilk baslarda ismiyle kayitliydi. sonra komik bir sohbet gecti ve ona o sohbetle alakali bir hitap bulup ismini oyle degistirdim. sonra aska geldigim zamanlarda askim yaptim. kizdigim zamanlarda okuz yaptim. sonra tekrar o hitaba gecis yaptim. oyle kafama gore takildim.
0
batlegolas
(01.02.21)
2. hanımın yanına giderken sonuna r harfi ekliyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(01.02.21)
Sadece isimle kaydedip değiştirmem, veya ilk kaydettiğimde isminin yanına mesela hangi ali olduğunu hatırlatacak bir kelime yazmışsam sevgili olacağımıza inandığım zaman onu silerim sadece ali kalır. Eski sevgilimin iş telefonu hala isminin baş harfi olarak kayıtlı, aceleyle öyle kaydetmiştim, kaldı.

Sevgilimin beni soyadımla kaydetmesi ayrılma sebebi olur :/

Edit: müdürüm >10 yıldır evli, eşi isim+eski soyadıyla kayıtlı telefonunda.
0
pati
(01.02.21)
genelde ad soyad kaydederim. iki eski sevgilimi aramızdaki bazı goygoya ithafen farklı kaydetmiştim. sonra da ayrıldık. bir daha birisi girerse hayatıma ilk kaydettiğim gibi (isim soy isim) olarak tutarım.
0
ananotherlife
(01.02.21)
ben genelde isimle kaydederdim. şu anki sevgilimle de tanışma, flört ve birlikteliğin ilk 3-4 ayında isim vardı. sonradan lakabına çevirdim. lakabını kendi arkadaş grubu çok sık kullanıyor. öyle olunca ben de alıştım, artık ismini telaffuz ettiğimde sanki yabancı birinden bahsediyormuşum gibi geliyor.
0
der meister
(01.02.21)
bu konuyu düşünmem asla. moduma göre. bugüne kadar isimleri dışında bir başka kelime ile de değiştirmedim. değiştirmek istersem değiştiririr. öncesinde zihnimi meşgul etmesini istemem böyle bir konunun.
0
matrix
(02.02.21)
22-23 yaşına kadar güzel sıfatlarla kaydederdim,şimdi dümdüz
ayşe ise ayşe diye kaydeder, senelerce de değiştirmem

tanışırken ne diye kaydettiysem o
0
megacracker
(14.02.21)
(14)

Kışın Dondurma Yer Misiniz?

ofelia
Az önce canım çok tatlı çekince iş yerinin dolabında dondurma bulup yedim ayıptır söylemesi. Normalde kışın hiç yemem. Psikolojik olarak boğazım ağrımasın şimdi :) Siz yiyor musunuz? Bir şey olmuyor değil mi?
Az önce canım çok tatlı çekince iş yerinin dolabında dondurma bulup yedim ayıptır söylemesi. Normalde kışın hiç yemem.
Psikolojik olarak boğazım ağrımasın şimdi :) Siz yiyor musunuz? Bir şey olmuyor değil mi?
0
ofelia
(29.01.21)
canım çekerse yerim. geçen senelrde yemiştim aralıkta falan. bu sene nedense çekmedi.
0
papuayenigine02561
(29.01.21)
yerim, yedim, yiyorum
0
passion rules the game
(29.01.21)
Düzenli olarak dolabımda olur, aklıma gelince yerim. Bak şimdi sen söyleyince hatırladım dolapta dondurma var, gideyim de yiyeyim :)

galeri14.uludagsozluk.com
0
John Bloor
(29.01.21)
evde olur ve canım çekince yerim tabi +1
ne olacak ki?
0
pati
(29.01.21)
dün getir'de kampanyayı görünce altılı altım yedim mesela.
o kampanyayla arsenik olsa "alayım bulunsun, lazım olabilir" derdim gerçi.

şaka bir yana, her türlü dondurmayı yerim kışın.
0
filteria
(29.01.21)
ben hiç yemiyorum ya. kışın aklıma bile gelmiyor çok ilginç. yazın da serinlemek için yiyorum herhalde.
0
violetsky
(29.01.21)
dondurma slav ve baltik ulkelerinde (ki kislari malum bizden 10-20 kat cetin geciyor) yilin 12 ayi tuketilen, cikolatadan daha farkli gorulmeyen bir tatli. belki baska yerlerde de oyledir. turkiye'de neden dondurmayi yazla iliskilendirdigimizi, marketlerdeki dondurma dolaplarinin kisin neden kayboldugunu anlamiyorum.

ben cok dondurma yemem ama canim cekiyorsa kisin da yerim tabii, hatta daha guzel olur. disaridasin diyelim hava eksi uc derece. donma, akma, dokulme derdi yok. mis.
0
der meister
(29.01.21)
Genelde yemiyorum. Buzlanmış dondurmalar ya da direkt buz dondurmalar biraz riskli.
0
dissendium
(29.01.21)
Tabii ki yerim. Ama alışık olmak lazım.
0
heritage
(29.01.21)
Tabii ki.
Ama hazır dondurma değil dondurmacı dondurması
0
kisa
(29.01.21)
Buzlukta dondurma yoksa mutsuz oluyorum, bütün yıl ara vermeden tüketiyorum <3
0
kobuzchu kiz
(29.01.21)
eskiden hasta olurum diye yemezdim. şimdi çok saçma geliyor o düşünce, yerim yani.
0
nothing in my way
(29.01.21)
Her mevsim yerim. Bir şey olmaz.
0
pro9it9is9
(29.01.21)
Yemem, yiyemem. Bademciklerim karar verir böyle şeylere
0
kendi helvasını kavuran zombi
(29.01.21)
(8)

Leaderboard için tek kelimelik Türkçe isim önerisi

alessandro del pieroglu
Merhaba,Leaderboard veya scoreboard ifadeleri için tek kelimelik Türkçe bir ifade lazım. Ne olabilir sizce? Normal sözlüklerde,Puan tablosuLider tahtasıLiderlik tablosuPuan durumuvb.ifadeler var. Tek kelime olarak sadece TABELA diye bir şey gördüm ama çok sıcak gelmedi o da. Başka ne olabilir sizce?
Merhaba,

Leaderboard veya scoreboard ifadeleri için tek kelimelik Türkçe bir ifade lazım. Ne olabilir sizce? Normal sözlüklerde,

Puan tablosu
Lider tahtası
Liderlik tablosu
Puan durumu
vb.

ifadeler var. Tek kelime olarak sadece TABELA diye bir şey gördüm ama çok sıcak gelmedi o da. Başka ne olabilir sizce?

Not: İngilizce öğretmeniyim ama işin içinden çıkamadım.
Not2: Merak edenler için; bir grup insanın ismini belli kriterlere göre alt alta sıralamak istiyorsunuz ve listenin üstüne de mesela "BİLMEM NE ......" yazacaksınız. Nokta nokta olan yerde "leaderboard" yerine ne yazarsınız? Tek kelimelik bişi lazım işte.
0
alessandro del pieroglu
(28.01.21)
Tabela en çok kullanılanı maalesef.
0
pass
(28.01.21)
hocam en iyi isimlerin sıralanacağı bir tablo olacağını düşünerek söylüyorum, "sıralama" olmaz mı? yani BİLMEM NE SIRALAMASI yazsanız mesela? en iyilerin listelendiği anlaşılacaktır zaten herhalde 1-2-3 diye sıralanırsa.
0
der meister
(28.01.21)
@der meister, duyurunun orjinaline "not3: sıralama ifadesi de olmaz" diye yazıp sonradan sildim, hepten milletin önünü tıkamayalım diye :)

Olabilir tabii ama. Teşekkürler önerileriniz için sevgili @der meister ve @pass.
0
🌸alessandro del pieroglu
(28.01.21)
çetele.
0
goodz
(28.01.21)
@goodz, yeni nesil bilmez hocam onu :) hem o kadar bilmezler ki, leaderboard'u bile anlayabilirler ama çeteleyi hiç anlayamazlar asdagfasd.

şaka bir yana, fikir için teşekkürler.
0
🌸alessandro del pieroglu
(28.01.21)
Çizelge?

Tabeladan daha sıcak ve yeni neslin daha kabul gördüğü bir kelime.

"puan çizelgesi" en iyi örnek.
0
yarimadali
(28.01.21)
@yarimadali, teşekkürler ancak çizelge ifadesi tek başına kullanılmıyor. sizin de dediğiniz gibi, puan çizelgesi diye kullanmak icap ediyor. Yani o da tek kelime olmuyor bu durumda.
0
🌸alessandro del pieroglu
(28.01.21)
Klasman?
0
yarey
(29.01.21)
(27)

influencer'lardan etkileniyor musunuz?

in vino veritas
takip ettiginiz, guvendiginiz, bir sey oneriyorsa gozum kapali tercih ederim dediginiz influencer(lar) var mi, varsa kimler ve neden guveniyorsunuz? alisveris tercihlerinizde influencer'larda gormus olmanizin ne kadar etkisi oluyor? yas ve cinsiyet belirtebilirseniz super olur.
takip ettiginiz, guvendiginiz, bir sey oneriyorsa gozum kapali tercih ederim dediginiz influencer(lar) var mi, varsa kimler ve neden guveniyorsunuz? alisveris tercihlerinizde influencer'larda gormus olmanizin ne kadar etkisi oluyor? yas ve cinsiyet belirtebilirseniz super olur.
0
in vino veritas
(28.01.21)
yok 30 e
0
nahtoderfahrung
(28.01.21)
bir şeyi almamam için tek geçerli sebep onu bir influencer'ın övüyor olması.
0
super kahraman olsaydim baba olurdum
(28.01.21)
super kahraman olsaydim baba olurdum +1

vasıfsız influencer takip etmiyorum. ama normal ünlüler de artık bir şeylerin reklamını yapar oldu ve çok itici geliyor bu ürünler. asla terci sebebim olmaz, daha çok negatif etkiler. o ürünü alsam sanki kandırılmışım gibi hissederim.

30-k
0
istanbul kanatlarimin altinda
(28.01.21)
Evet, ilgimi çeken bana lazım olacak bir şey olunca bakıp alıyorum. Yeni ürün keşfetmek açısından faydalı bir şey bence, ama sırf yorumlara inanıp dan diye ürün almak biraz saflık.
31e.
0
roket adam
(28.01.21)
negatif yönde etkiler.
influencer'lığa en aklı başında başlayanlar bile zamanla bi değişik oluyorlar. bu işe girdiğini gördüğüm herkesi engelliyorum, görmek istemiyorum. örn: numerusclauses. çok tatlı kadın aslında. ama linklerinden içim bayıldı.

30küsur k
0
evanka
(28.01.21)
Bende de ters etki yapıyor. Ürün tanıtacaksan da azıcık gerçekçi tanıt yani. Her gün 10 tane krem tanıtıyor, aynen hepsini aynı anda kullanıyorsundur kesin. Ama altlarına mercedes audi çekebildiklerine göre muhtemelen iyi satış yapıyorlardır, gözü kapalı tercih eden kesim çoğunluktadır.
22 k
0
Hazelelif18
(28.01.21)
İnfluencerler ile herhangi şekilde etkileşimim yok, olsa da etkilenmezdim muhtemelen.
0
Tochinoshin
(28.01.21)
hayır, hiçbirini güvenilir bulmadığımdan verdikleri önerileri ciddiye almıyorum.
29 k
0
juliette
(28.01.21)
Hepsi satış için sevgi ponçiğine dönüşüyor, normaldeki cool havaları birden gidiyor. Ama bazen ilgimi çeken ürün olduğunda etkileniyorum ve çok nadir de olsa alıyorum. Ece Targıt tanıtım işini dengeli yaptığı için takip ediyorum, tarzısın seviyorum.
0
kaset
(28.01.21)
25-e

nope. hatta bunlar paylaşıyorsa kesin bir bokluk vardır diyorum.
0
westblack
(28.01.21)
Hayır ya aksine itiyor yani. Nisan hakan takip ediyordum komik şeyler paylaşıyor diye. Adam da Trendyol linki verme terör örgütüne katıldı. Yakında çıkacağım takipten. Saçma sapan şeyler öneriyor bir de yani aşırı saçma geliyor. Alacağım varsa da almıyorum.
0
elorelia
(28.01.21)
Hayır. 32 E.

Reklam parası için, iyi teklif ile gelenin ürününü övecek kişiye güvenmek mantıklı gelmiyor. Evet, reklam izleyip de gaza gelip ürün almaya ikna olmak da pek yaptığım bir şey değil.

Not: Takip ettiğim bir influencer yok.
0
nawar
(28.01.21)
Reklamı yapılan ürün için etkilemiyor ama sosyal medyada sürekli tüketimin vurgulandığı gönderiler, reklamlar sinirlerimi bozmaya başladı. Farkında olmadan tüketime itiyor mu diye düşünmeye başladım. Takip ettiğim bir influencer yok ama bir yerlerden denk geliyor illa.

27k
0
jazzabel
(28.01.21)
influencer denilen şeylere neden influencer acaba diyordum, şu an öğreniyorum. bana yeterince influence edememişler demek ki şimdiye kadar. neyse özetle hayır, zaten hiçbir ürünü biri güzel dedi diye almıyorum, ihtiyacım olan şeyler için ekşi ve muhtelif alışveriş sitelerinden yorumlara bakıyorum. sonuçta influencer önerisi kanald reklamından farklı bir şey değil.
33 k
0
fiddler s green
(28.01.21)
Hayır 24 K
0
ruhen hastayim ben
(28.01.21)
25-e

hayır hatta olumsuz etkiliyor. iyi bir ürünün bu şekilde değil de mouth-to-mouth anlayışıyla tanıtımını yapacağını düşünüyorum.

kalitesiz bir ürünüm olsaydı ilk influencerlara reklam verirdim
0
oekuklu
(28.01.21)
Cevap sayılır mı bilmiyorum ama etkileşim halinde olmamama rağmen "influencer" kelimesini duyduğum an saçlarım diken diken oluyor.
39 e
0
wrench
(28.01.21)
evet çok etkileniyorum. tiksinti ve türevi etkiler yaratıyorlar bende. yani aşırı etkileniyorum infuluınsır lardan.

30küsür E
0
ghostinthemech
(28.01.21)
Bir kremci beyefendi var. Onun tavsiyelerinden secerek alisveris listemi oyle olusturuyorum, cunku guven veriyor urun denerken.

Kremci bey dedigim, biyolog aslinda.

Sarap alirken de, deneme listemi olustururken de, Instagram´dan bol bol faydalaniyorum. Damak tadimin yakin oldugu isimler var, onlarin onerileri genelde beni tatmin ediyor. Ne icmis, ne soylemis onlar hakkinda? Profesyonel mi yoksa sarapsever mi? Prof. ise tabii bir tik daha onyargi ve acaba ile yaklasiyorum. Tabii ki kendi sattigi saraplari ovecek ve sunacak. Ancak tüketicilerdense influencerler, boyle bir durum yok. Bir üretici ile isbirlikleri vs. olursa, o ayri tabii.

Mesela V. Milor yabanci sarap onerilerinden masama koyup "ya hu ne alaka?!" dedigim bir sarap olmadi. Sürekli iyi cikan onerileri var, bu nedenle güveniyorum.

Bunlar disinda, moda ürünlerinde vs. kimseyi takip etmiyorum.
29 K
0
buf-e kür
(28.01.21)
Amazon com yorumları referans noktam

İnfulinsır övüyorsa hayatta almam
0
hochgeschwindigkeitszug
(28.01.21)
Artık gelinen nokta evinin mobilyasını çekip en güzel mobilyalar için kaydırın. Kaydırınca da kel alaka ürünler :)
O kaydırın tayfasını topyekün çıktım takipten. Yemek sayfası bile takip etmiyorum tencere tas kaydırını yüzünden artık aradığım şeyi googlelayarak araştırıyorum.
0
cilekli pasta
(28.01.21)
Sosyal eczaci’yi takip ediyorum ben.
Bir de link, kaydirin vs umrumda olmuyor ama restoran vs bakabiliyorum bazen.

Bazen story e “dun giydigimi cok soran oldu, aynisini bulamadim ama benzerlerini ekledim, yukari kaydiriiin” diyenlere sinir oluyorum :/ influencer arkadasim var birkac tane ama millet gercekten soruyor bunlari, gercekten merak ediyorlar, gercekten aliyorlar.

Enteresan yani.
0
kuehles blondes
(28.01.21)
influencer veya ticari hesap takip takip etmiyorum 38e
0
groovettyn
(28.01.21)
o kadar ilgimi çekmiyor ki sanki hiç görmemiş gibi oluyorum
34 e
0
maksit08
(28.01.21)
26E.

influcancer kitlesinden kimseyi takip etmiyorum, dolayısıyla neyi tercih ettikleri konusunda da fikrim yok. bir şeyi öneriyorlarsa da bunu para aldıkları için yaptıklarını biliyorum, haliyle beni hiçbir şekilde etkilemiyor. yani ortada bir ürün söz konusu, bu ürünü yapanlar atıyorum 5 bin lira verip birilerine "bizim ürünümüzü öv" diyorlar. bu beni niye etkilesin ki? ürünün özelliğiyle ilgili şeyler dikkatimi çekebilir tabii ama bu durumda da zaten işin influencer'lık bir yanı kalmıyor.

bir tüketici olarak reklamın benim için iki anlamı var: birincisi aşinalık (sürekli maruz kaldığım bir markayı tercih etmem veya benimsemem daha kolay oluyor), ikincisi firmanın satış için aktif çaba göstermesi ve reklam yapması. yani birisi reklam yaptığında, "ürünlerini satmak için uğraşıyorlar" diye düşünüyorum; bu otomatik olarak biraz daha olumlu bir izlenim uyandırıyor reklam yapmayan işletmeye kıyasla, biraz daha fazla güven veriyor. ama influencer dediğimiz kitlenin yaptığı şeyin benim açımdan reklamın bu "olumlu" yönüne hiçbir katkısı yok. o açıdan ben umursamıyorum. tercihimde kullanıcıların yorumları, ürünün işlevselliği vs. daha belirleyici olur.
0
der meister
(28.01.21)
influencer'lardan sadece güzel memesi olanları takip ediyorum. sattıkları ürünlerle hiç ilgilenmiyorum.
0
rahmi pinkfloydoglu
(28.01.21)
evin yolunu bulabilecek kadar zeki olan birisi oldugum icin hayir,
buyuk firmalar reklam yaptirirsa almiyorum, yorumlara da yaziyorum
30k
0
wishmaythşngs
(28.01.21)
(8)

"barely"nin anlamı

ahm1
ya şu "barely" kelimesini yıllardır görüyorum ama bir tam olarak oturtamadım. sözlük anlamında "ancak, zar zor, hemen hemen" yazıyor ama mesela "It’s barely imaginable" cümlesi nasıl çevirilir? "zar zor hayal edilebilir" şeklinde mi, türkçe'de biraz garip geliyor bu cümle bana (bu cümleye translate
ya şu "barely" kelimesini yıllardır görüyorum ama bir tam olarak oturtamadım. sözlük anlamında "ancak, zar zor, hemen hemen" yazıyor ama mesela "It’s barely imaginable" cümlesi nasıl çevirilir? "zar zor hayal edilebilir" şeklinde mi, türkçe'de biraz garip geliyor bu cümle bana (bu cümleye translate "Hayal bile edilemez" diyor)?

"barely legal" vardı mesela :) "hemen hemen yasal" demek mi?
0
ahm1
(27.01.21)
Aynen öyle hemen hemen, sınırda, kıl payı anlamları var.
0
vanhad
(27.01.21)
neredeyse hic anlamina geliyor.
almost never gibi dusun
0
baldur2
(27.01.21)
çeviri yapmayacaksanız türkçe düşünmeyin zaten, ingilizce olarak oturtmaya çalışın. bir dildeki ifade başka dilde tuhaf gelebilir kulağa.

"barely imaginable" için söylediğiniz doğru evet, "hayal etmesi zor", "düşünmesi bile güç" gibi bir anlamı var. tabii bağlama da bağlı bu biraz. yani olumlu anlamda mı söylenmiş, olumsuz anlamda mı kullanılmış vs. türkçeye çevirisi veya türkçedeki karşılığı da buna göre değişebilir.

"barely legal" hemen hemen değil de "ucundan yasal" demek. mesela "uff kıza bak" dersin, kız 18 yaşına 20 gün önce girmiştir. bu şahıs işte "barely legal" oluyor mesela. bu örneği verdim çünkü bu ifadeyi hep cinsel içerikli bağlamda görüyorum ben jdfdkd. burada barely legal "daha yeni legal olmuş" anlamında.

yani genel olarak vanhad'ın dediği gibi kıl payı, sınır, hemen hemen anlamları var; bir şey "barely" ise gerçekleşmiştir ama ucu ucuna. barely legal mesela legaldir ama çok minik bir farkla legaldir. barely imaginable akla hayale gelmeyecek bir şey değildir ama tahayyül etmesi zordur. sen hakemsin diyelim, faul verdin, faul yapan oyuncu sana "i barely touched him!" demişse eğer rakibine dokunmuştur ama faul olacak kadar sert dokunmadığını söylemeye çalışıyordur. gibi gibi.
0
der meister
(27.01.21)
hemen hemen degil. sinirin ustunde ama ancak, kil payi ustunde. yani barely imaginable dersen imagine edebilirsin ama anca demektir, barely legal'sa legaldir.
0
acan99670
(27.01.21)
sabah bu kelimeyle bir kez daha karşılaşıp sözlüğe bakmıştım şimdi burada gördüm.. hep görüp unuttuğum bir kelime. benim de kafama yatmıyor.
0
tabudeviren
(27.01.21)
Zar zor, ucu ucuna demek.
0
i ve been mistreated
(27.01.21)
Cümle çevirisinde translate yanlış sonuç verebiliyor, aynı cümleyi sadece "barely imaginable" olarak yazınca "zar zor hayal edilebilir" diye çeviriyor bu kez.
0
mikro patlama
(27.01.21)
zar zor demeye geldimdi ben de. bence en guzel karsiligi bu.
0
yoggi
(27.01.21)
(22)

Evleneceğiniz kişinin maddi durumuna bakar mısınız?

top_secret
Ekşideki başlığı görünce aklıma geldi, mesela biriyle tanıştınız;1- Aldığı maaş, yaptığı iş onunla evlenmenizde pozitif yada negatif etki eder mi?2- Aldığı maaştan vs bağımsız olarak, ödemesi gereken yüklü bir miktar (mesela 300 bin TL) borcu olsa bu durum evlenmenize engel olur mu?(Borç kumar vs. g
Ekşideki başlığı görünce aklıma geldi, mesela biriyle tanıştınız;

1- Aldığı maaş, yaptığı iş onunla evlenmenizde pozitif yada negatif etki eder mi?

2- Aldığı maaştan vs bağımsız olarak, ödemesi gereken yüklü bir miktar (mesela 300 bin TL) borcu olsa bu durum evlenmenize engel olur mu?
(Borç kumar vs. gibi bir borç olmayıp, ev araba tarzı da değil. Misal bitirdiği özel üniversitenin ücreti yada hasta bir aile bireyinin yüklü hastane masrafı gibi)
0
top_secret
(23.01.21)
1) Hayır, etmez.
2) Hayır. Ancak borcun neyden kaynaklandığına göre değişir. Örneğin kumardan kaynaklanan borç karşımdaki kişiye olan düşüncelerimi etkiler.
0
Başkalaşım
(23.01.21)
1-çok zenginse istemem gibi.
2-kendi maaşıyla ödeyebilecekse sorun yok
0
sttc
(23.01.21)
1. Maaşı zaten eğitimi ve kariyeriyle direkt ilgilidir, bu sebeple evet eder.
2. Eğer hali hazırda sahip olduğu bir ev - arsa - iş sebebiyle bu borç olmuşsa sorun etmem. Ama birine iyilik için bu borç varsa koşarak uzaklaşırım
0
otopsicocugu
(23.01.21)
1 eder.
2 borcun ne olduğuna bağlı. getirisi olmayan borç engel olabilir.
0
andlee
(23.01.21)
Eğer sorumluluk sahibi biriyse fark etmez
0
rapisa
(23.01.21)
1- Evet..

2- Evet
0
Andrew
(23.01.21)
bir kisiyle evlenmeye karar vermissem, o kisiyle uzun suredir sevgiliyim demektir. biriyle uzun sure sevgiliysem, her seyini kabul etmisim demektir. herifle takilip takilip hmm bunun maasi az, borcu cok, evlenmem hadi bye mi diyecegim? sonra da kendime evlenmelik zengin koca mi bakacagim?

ben egitimsiz, kariyeri olmayan biriyle sevgili olmam. sogurum zaten. cunku ben egitimli ve kariyer sahibi biriyim. kendim gibi orta halli biriyle olurum. fazlasinda gozum yok ama aziyla da anlasamam.

kendim gibi birinin de maasi, borcu sorun olmaz. illa benden cok alsin demem. benden az aliyor da olabilir ama egitimli ve caliskan olmali. ben de iskolik biriyim zaten. ya zaten boyle birinin maasi dusuk olamaz ki. genelde kendimden 10 yas buyuklere asik oldugumu da dusunursek boyle bir sey mumkun degil.

hem biriyle sevgiliysem zaten seviyorumdur yani. insan sevdigini bu sebeplerle birakip evlenmekten vazgecer mi?

mesela su an "o" bana gelse, borcu da olsa, isten de atilsa evlenirim.
0
batlegolas
(23.01.21)
Valla bakmıyorum diyen bana uyduruyor gibi geliyor, bir arkadaş ama güzel açıklamış yukarıda. Maksat eğitim seviyesi denkliği. Eğitim seviyesi aşağı yukarı aynı olan biriyle birlikte olunur, o an sizden az kazanıyor olabilir ama gün gelir sizin maaşınızı ikiye katlar.

Maaş önemli çünkü bir aile kuruluyor, herkes hayattan bir beklenti içersinde. Ailenin birliği bir nevi ekonominin de birliği demek. Aşırı zengin birlikte birlikte olmazdım zaten ben. Şu an manitamla aynı seviyedeyiz, eğitim ve aile denkliği olarak, iyi gidiyor bence.
0
Hallegadola
(23.01.21)
İkinci soru konusunda da kendisine araba ev alır o borç ödenir o sorun değil. Ailesine ona buna başkasına saçmasapan krediler çekilmişse kabul etmem, söylerim zaten.
0
Hallegadola
(23.01.21)
1- Evet
2- Evet. 300 bin tl dediğin rakam ayda 5 bin tl ödesen 5 senede bitiyor. Ciddi bir rakam yani küçük bir para değil.

Hayır diyen insan hayatında yokluk görmemiştir ya da kendisi zengindir, diğer tarafı dengeler. Bence evlilikteki en önemli konulardan bir tanesi maddi uyum. Bir tarafın maddi seviyesi çok iyi değilse de diğer tarafın bunu dengeleyebilmesi lazım, aksi takdirde sürünmek zorunda kalıyorsun. Huzursuzluk oluyor.
0
roket adam
(23.01.21)
ben okul okurken eğitimim için (rakamlar 50-100K değişebilir) toplam 750K borca girdi ailem...

ona göre de kazançlı olacağını düşünülen bölüm..

karşı taraftan da aynı oykuyu bekliyor insan..

benim borcum benim borcum politikasından ilerledim..

sonucta ben okurken aileme cocuguma yararım olsun diye de okudum..

karşı tarafta elini taşın altına koyup bu anlattığım gibi yapması gerekir/di..

sağlık konusunda TR sosyalist sayılır.. o kadar borç çıkacağını düşünmüyorum..

özel okul borcuna ise okuduğu bölüme bakarım, çalıştığı kurumlara bakarım, maaşına bakarım, açıkcası herşeyine bakarım ve karar veririm..

ben dert aramıyorum, eş arıyorum fikrini savunurum.

asya ya da ilyas diye ölümler kaldı mı emin değilim
0
hunharca ben
(23.01.21)
ekonominin sosyal ve kültürel hatta psikolojik (hatta ve hatta dolaylı olarak fiziksel) etkileri var.
saedec flört değil arkadaşlıklarda da sosyal yapı önemli? ztaen başka ne önemli olacak.

1-e heralde. maaş veya genel ekonomik hayat standardının benden "aşırı farklı" olması/olacağı garantisi çok yüksek maaş da olsa çok düşük maaş da alsa olumsuz bir yargıya sebep olur.

2-hayır. yüklü derken kime göre yüklü? bu soruyu sorana yüklü galiba? 30k kazanan insana yüklü olmuyordur.

özetle hayatını ne düzeyde yaşamak istemesiyle ilgili. az para kazanıyım, kendimi de geliştirmeyeyim. orta altı bi hayat yaşayayım diyen biriyle -serveti olsa da- sosyokültürel bakışı nedeniyle birlikte olmam.
0
rewlack
(23.01.21)
1) hayır. maaşından ziyade çalışabilme, disiplin, sorumluluk alabilme gibi özelliklerine dikkat ederim. yani çok yetenekli, zaman zaman çok para kazanabilen ama devamlılığı olmayan birine kıyasla asgari ücretle çalışan ama devamlılığı olan, insana güven veren birini öne koyardım. sonuçta birlikte yuva kuracağız, belki 30-40 senemizi birlikte geçireceğiz. o aralıkta yaşam standardımız, kazandığımız para belki 50 kez değişecektir ama insanın karakteri kolay değişmiyor. asgari ücret alıp da çok sıkıştığımızda ek iş bakacak bir kadını ayda 10 bin lira kazanıp zora gelemeyen, kafasına göre işi bırakan birine tercih ederim. ikinci kişinin "kötü" olduğunu falan söylemiyorum, kişisel tercih elbette herkes istediği gibi yaşasın ama konu evlilikse eğer ben bir insana ne kadar güvenebileceğimi ön planda tutarım açıkçası. para sonra kazanılır. kaldı ki sevdiğim insanla "parası olduğu için" evlenmeyi düşünmüyorum, para kazanıp kendi hayatımı idame ettirmeyi şahsi sorumluluğum olarak görüyorum. eşimin çok para kazanması pastanın çileği olur, çok önemli bir şey değil.

2) kolay bir durum değil tabii ama evlenmemize engel olacağını zannetmiyorum. yine karakter ve bakış açısı meselesi bu esasen. atıyorum ben kendi maaşımla bir tanecik çikelata aldım diye "o kadar borcumuz var sen para harcıyosun" gibisinden laflar ederse ümüğünü sıkarım. onun dışında problem değil, elimden geldiğince ödemesine de yardımcı olurum. sevgi kolay bulunan bir şey değil, birlikte mutlu olduğum insana borcu var diye rest çekemem. varsa var nabalım, kimin borcu yok ki şu zamanda, canımızı mı alacaklar?
0
der meister
(23.01.21)
hayır diyenler yalan söylüyor. tr'deki boşanmaların %90'ı maddi kaynaklı şiddetli geçimsizlik kavga vs. kimse kimseye sen az para kazanıyorsun demiyor başka şeyleri bahane ediyor.

evleneceğin adam/kadın imza atmadan bir hafta önce sana geldi dedi ki benim 500k borcum var 15 yıl bunu kapatıcaz beraber

babayı evlenirsin.
0
duyurukullanıcısı
(23.01.21)
maaşına bakmam ama mesleği, mesleğinin geleceğine bakmak lazım karşılıklı.
Birimizin başına bir iş gelse diğeri tek başına evi döndürebilir mi?

borcu harcını kendi ödeyecekse sorun yok
yine de 20 bin borca ses etmem
300bin borç çok, sorumsuz biri demektir 300bin borcu olan kişi (mortgage veya araba kredisi hariç)
0
summatinyourteeth
(23.01.21)
Ben evlenmeyi düşünmüyorum ama Türkiye'deki evliliklerin çoğu mantık evliliğidir.
0
rldofiui
(23.01.21)
1- evet
2- hayır
0
silah taciri
(23.01.21)
ikisi de sevgili olmamda sorun yaratmaz. ikisi de evlilik kararımı etkiler. maasinin/parasinin miktarina bakmam, ama neyi nereye harcadığına bakarim. ev gecimini saglayamayacak gibiyse evlenmem. sacma sapan seylerle parasini carcur edip temel seyleri kısıyorsa askimdan olsem de ciddi dusunmem. tek basina yasasa ev gecindiremeyecek insanla evlenilmez. evlilik sadece ask/sevgi isi degil, olmamali.
0
hazen
(24.01.21)
Sorunun cevabı 2 türlü,
1)mantık evliliği durumunda iki sorunun cevabı da evet.
2)aşkın gözü kördür derler, böyle bu durumda hiç bir şey negatif etki etmez.

Ama çevremde gördüğüm kadarıyla o deli divane aşklar de bir müddet sonra bitiyor. Tanıdığım boşanmış olan çiftlerin hepsi zamanında aşık olarak evlenmişler, zamanla aşk bitince maddiyat dahil daha önce göze batmayan şeyler sorun oldu ve kaçınılmaz son.

Kimse kimseyi kandırmasın maddiyat önemli, aşk karın doyurmuyor. Belki az maaşla yaşamak bir derece tercih meselesi olabilir, ama borç meselesi sakat.
0
zikardo
(24.01.21)
1- eğitim durumu ve hayattan/kendinden/evlilikten beklentileri, kariyer hedefleri benimle uyumluysa aldığı maaş sorun olmaz (uçurum yaratmıyorsa eğer. yaratıyorsa da zamanla bir şey paylaşamadığım için soğuma olabilir direkt olarak maaşı az ya ds benden çok fazla diye bitmez benim için. paylaşımla ilgili biraz). geliri için durum buyken yaptığı meslek çok daha önemli çünkü insanın yaptığı iş yaşama bakışını etkiliyor. burada yine işin içine sosyo-kültürel paylaşımlar giriyor. o yüzden mesleğine en başta dikkat ederim zaten.

2. yüklü miktarda borcu varsa eğer bunu kendi başına ödeyip eve de benim kadar katkı sağlayabilecek durumdaysa önemsemem. ama o, borcunu öderken evi yıllarca ben geçindirmek zorunda kalacaksam ve bu benim kişisel gelişimimi, kendimi gerçekleştirmek için harcayacağım kaynakları fazlasıyla etkileyecekse böyle bir evliliği yapmam.

elbette evlilik uzun bir sürecin meyvesi. yıllarca sevgili olup bunları görmezden gelip işler ciddileşince terk etmem. en başından zaten mesleği ve gelir durumu belli herkesin. hayatta beraber yürümek istemeyeceğim biriyle birkaç aydan fazla ilişki kurmuyorum (birkaç ay da tanıma evresi)
0
Mossy
(24.01.21)
1-) Evet
2-) Evet
0
nawar
(24.01.21)
1. soru icin "tembellik" diye cevap vereyim. iki insandan nefret ederim kadin erkek fark etmeksizin. tembel ve cimri olan. ikisinin de kokusunu alirim tabir-i caizse. boyle tiplerle arkadas dahi olunmamali ama is sevgililikten evlenmeye filan gelmisse ola ki; tembellik zaten hepsine bir anlamda etki ediyor; bu da vizyonu etkiliyor bence. Valla ben biraz isin vizyon tarafina bakiyorum. Ben dunyayi gezmek isterim; adamin hic o taraklarda bezi yoksa, cocuklarin egitimine degil de arsaya parayi yatirmak istiyorsa filan beni cok etkiler ki etrafimda da bu sebeple iliskilerin bittigini cok gordum.

borcu filan beni ilgilendirmez. ama destek de olmam; benim borcuma da destek olmasini istemem veya beklemem.
0
nefertarii
(24.01.21)
(7)

Nerde o eski futbolcular?

skywalker.anakinn
Merhabalar. Ne zamandır sürekli aklıma düşen bir konu bu. Günümüz futbolu neden eskisi kadar zevk vermiyor? Ronaldo, Messi, Zlatan bıraktığı zaman kim kalacak geriye? Ben yaş olarak yetişemedim o efsane Real-Barça kadrosuna. Hagi, David Beckham, Ronaldinho, Roberto Carlos, Ronaldo, Zidane hep çocukl
Merhabalar. Ne zamandır sürekli aklıma düşen bir konu bu. Günümüz futbolu neden eskisi kadar zevk vermiyor? Ronaldo, Messi, Zlatan bıraktığı zaman kim kalacak geriye? Ben yaş olarak yetişemedim o efsane Real-Barça kadrosuna. Hagi, David Beckham, Ronaldinho, Roberto Carlos, Ronaldo, Zidane hep çocukluğumda kaldı. Yani son zamanlarını hatırlıyorum. Daha çok 2010 dünya kupası jenarasyonu ile geçirdim ömrümü. Severim de o jenerasyonu. Ama bu eski isimlerin videoları dolandırdı youtube ta. Hatta Rihanna ve Sean Peul'un break it off şarkısı ile futbol cambazları adında bir videosu vardı. Deli gibi izlerdim. Pepsinin özel reklamları artık yok.Demem o ki şimdi de çok güzel futbol oynanıyor ama eskisi gibi bu tarz futbol cambazı, seyir zevki veren futbol yok. Sürekli aynı futbol kulüpleri şl' de görüyoruz. Yani geçen yıl bir iki takım şaşırttı. Ama ne futbol kulüpleri ne yeni nesil futbolcular heyecan yaratmıyorlar. Bunun sebebi ne? Alt yapıda nasıl yetiştiriliyor futbolcu, para mı mahv etti her şeyi? Düşünceleriniz neler?
0
skywalker.anakinn
(22.01.21)
arada eski futbolcular aklıma düşüyor açıp youtube dan videolarına bakıyorum

Mesela geçen gün aklıma jimmy floys hasselbaink düştü, çok klas bi oyuncuydu

Soruna cevap değil ama kısa bir video bırakayım
youtu.be
0
freebird5406_2
(22.01.21)
Soruna cevap değil amaaaa nike'ın kafes futbolu reklamı vardı o geldi aklıma. Müzik, cambazlıklar, o zamanın futbolcuları falan efsaneydi ya..

www.youtube.com
0
eazy
(22.01.21)
Eazy e cevap gibi olmasın ama en güzel futbol reklamı nike take it to the next level dır, daha güzeli varsa çıkar göster
youtu.be (maksat goy goy olsun eskileri hatırlayalım yanlış anlama eazy :))

Şaka bi yana eğer duyurunu sabote ettiğimizi düşünüyorsan silelim yazdıklarımızı insanlar fikirlerini de belirtsinler :)
0
freebird5406_2
(22.01.21)
sorun futbolculardan ziyade senin de değindiğin üzere hep aynı takımları görmemiz. inanılmaz paralar dönüyor ve büyük kulüpler pastadan daha fazla pay alabilmek için kozlarını kullanarak uluslararası turnuvaları bile ellerinden geldiğince "kapalı" hale getirmeye çalışıyorlar. atıyorum liverpool, juventus ve real madrid üçlüsü diyor ki, "ulan avrupa futbolunda 10 kuruş para kazanılıyorsa bunun 7'si bizim sayemizde geliyor. ya bizim katılımımızı kolaylaştırır/garantiye alırsınız ya da çıkar gideriz". uefa'nın "ilk dört ülkenin ilk dört takımı şampiyonlar ligi gruplarına doğrudan katılır" şeklindeki saçma düzenlemesi de bunun bir sonucu aslında: kulüpler uefa çatısı altından kaçmasın, daha çok para üretecek başka organizasyona geçmesin diye onların suyuna gidilerek yapılmış bir iş.

bununla birlikte galiba bizim yaşımızın ilerlemesi ve sosyal medya sayesinde oyuncuların ıncığını cıncığını dahi öğrenebiliyor olmamız da etkili. ben mesela 13 yaşında olsaydım belki neymar hastası birisi olurdum. şimdi bakıyorum neymar benden sadece iki yaş büyük, twitch'te counter strike falan oynayan bir adam jdfjdfkd haliyle "idol" gözüyle bakmak zor oluyor.

politik doğruculuk, pr ve sponsorluk çalışmaları dolayısıyla artık "karakter" sahibi futbolcular da kalmadı. çoğu aynı tornadan çıkmış gibi hiç etliye sütlüye dokunmuyor, öyle renkli kişiliği olan pek adam kalmadı. olanı da saydığım sebeplerden dolayı sanırım törpülemeye çalışıyor bunu.

cantona'yı, maradona'yı falan geçiyorum yakın zamandan aklıma gelen joey barton delisi var. fm 2012'de kendisiyle kavga ettiği için oyuna sinirlenmişti mesela. twitter'da antin kuntin bissürü şey yazardı ahaha.

artık böyle adamlar pek yok. sektör inanılmaz şiştiği için rockstar gibi takılıp para içinde yüzmeye bakıyorlar sadece. ha ama böyle oyuncular hiç mi yok? var tabii. her zaman da olmaya devam eder.

futbol artık globalleştiği, liverpool futbol kulübünün asıl gelirini liverpool halkı değil de asyalılar, amerikalılar vs. sağlamaya başladığı için o tat yok tabii. kulübe aidiyet duyan topçular yok. nadir çıkıyor. bence kötüye gitse de hala o kadar berbat değil.
0
der meister
(22.01.21)
@freebird5406_2

bunu bilmiyordum ben çok iyiymiş lan bayıldım :DD
0
eazy
(22.01.21)
Oncelikle ben de paylasayim efsane bir reklam: www.youtube.com

Oyun evrildi kisaca, cok fazla teknik, taktik, analiz, veri girdi mekaniklesti oyun. Pragmatizme kaydi. Hele o Yunanistan sampiyon falan oldu ya iste, orda esegin aklina karpuz kabugu dustu bir anlamda. Yan toptan atar yatariz, rakibin hatasini kollariz, sifir sifira oyunu kitleriz, soguturuz falan baska alternatif yollar da varmis demek basari icin diye gaza geldi tum duz adamlar, kazmalar. Oynatmama uzerine tezler, yaklasimlar getirdiler bir suru: cift on liberolar falan. Alan daraltmalar, sert savunmalar, siki markajlarla yetenekli futbolcular eskisi gibi fark yaratamamaya basladi. Klasik 10 numara kalmadi zaten. Bu sefer kosmayan 10 numara yerine her isi yapan daha az yetenekli adamlar dolusmaya basladi takimlara, altyapilara. Altyapidaki Hucumcu beke "kontrollu cik, arkani bos birakma, suursuz cikma, sen R. Carlos musun" diye bagirirsan bu adam R.Carlos gibi olma hayali kuramaz, daha kucuk hayaller kurar. Daha duz bir adam olur. Evrilen oyunda fizik, kondisyon, hiz one cikti. Simdiki futbolcularin cogunda cok saglam vucut var, ne kadar ikili mucadeleyi girdin ne kadar kazandin, hava toplarindaki basari oranin ne kadar, bir milyon tane veri var artik ellerinde. Messi, Ronaldo gibi uzaylilar disinda gelmez artik eskisi gibi topcular. Mbappe'yi ele alalim: okuz gibi fizik var, inanilmaz hizli, bu tarz adamlar istiyor modern futbol. Messi genc olsa: siska bu, boyu da kisaymis kilo alsin deyip max Shaqiri yaratacak adamlar belki de Messi'den su anda.
0
speedy
(22.01.21)
@freebird ben de bilmiyordum bunu bayıldım. Ayrıca sabote etmiyorsunuz. Özlemişim bu tarz videoları. (bkz:youtu.be bu da benden. Biliyorsunuzdur belki.
0
🌸skywalker.anakinn
(22.01.21)
(2)

bir cümlelik çeviri

ardt
"Don’t make excuses to justify any lapses that occur and accept responsibility for your actions."translate'teki şu çeviri doğru mu: "Meydana gelen herhangi bir hatayı haklı çıkarmak için mazeret üretmeyin ve eylemlerinizin sorumluluğunu üstlenmeyin.""eylemlerinizin sorumluluğunu üstlenin" mi "üstlen
"Don’t make excuses to justify any lapses that occur and accept responsibility for your actions."

translate'teki şu çeviri doğru mu: "Meydana gelen herhangi bir hatayı haklı çıkarmak için mazeret üretmeyin ve eylemlerinizin sorumluluğunu üstlenmeyin."

"eylemlerinizin sorumluluğunu üstlenin" mi "üstlenmeyin" mi?
0
ardt
(18.01.21)
hahaha translate yavrumun kafası karışmış baştaki don't yüzünden. belki virgül olsa daha iyi olurdu.

ikinci söylediğin. "hataları hoş görmek için mazeret üretmeyin ve eylemlerinizin sorumluluğunu alın" demek istiyor. "hataları hoş görmek için mazeret üretmek yerine eylemlerinizin sorumluluğunu alın" tarzı bir çeviri türkçede daha hoş durabilir.
0
der meister
(18.01.21)
ben de "translate bayağı gelişmiş galiba ya, bir öyle okuyayım bakayım" dedim ama arada kontrol ede ede gittim, bu cümle de garip, hatalı geldi. sorayım dedim. hala tam olmamış demek ki :)
0
🌸ardt
(18.01.21)
(6)

should be completed by Sunday 17 January at the latest

duyurukullanıcısı
bu şimdi pazar gecesi 23.59'a kadar mı demek yoksa cumartesi gecesi 23.59'a kadar mı demek?
bu şimdi pazar gecesi 23.59'a kadar mı demek yoksa cumartesi gecesi 23.59'a kadar mı demek?
0
duyurukullanıcısı
(16.01.21)
pazar
0
hazen
(16.01.21)
Pazar 23.59
0
kojonotsuki
(16.01.21)
"by sunday 17 january at the latest" denmişse ben cumartesi gecesi 23:59:59'da gönderilmesi gerektiğini düşünürdüm açıkçası ama bu ifadeler hep sıkıntılı gerçekten, hele başka dilde olunca yanlış anlaşılmalara çok müsait oluyor. "by sunday" görürsem ben "en geç saturday" diye algılarım onu mesela, on sunday dememiş ki.
0
der meister
(16.01.21)
@der meister

hacı karıştırma ortalığı şimdi. herkes pazar diyor.
0
🌸duyurukullanıcısı
(16.01.21)
Öncesi tamamlasan iyi olurmuş gibi bi hava estirmişler :D ama en kötü PAzar 23:59a kadar vakit tanınmış.

saat kısmını farklı belirtmedilerse tabii.
0
superfluid
(16.01.21)
pazar'ı pazartesiye bağlayan gece 23.59.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(16.01.21)
(13)

Neden Barselonaya Göç Etmeyeyim?

rewlack
bu duyuruda Barselona ve İspanyayı gömüyoruz :/gelecek sene civarı eu'ya göç etmek istiyorum. blue kartla ve iş aracılığıyla yapmak istiyorum bunu. birden fazla mesleğim var. almanca ve ispanyolcam şu aşamada B1 civarı gibi düşünün. her iki tarafta da öyle veya böyle iş bulabilirim diyorum ama mesel
bu duyuruda Barselona ve İspanyayı gömüyoruz :/
gelecek sene civarı eu'ya göç etmek istiyorum. blue kartla ve iş aracılığıyla yapmak istiyorum bunu. birden fazla mesleğim var. almanca ve ispanyolcam şu aşamada B1 civarı gibi düşünün. her iki tarafta da öyle veya böyle iş bulabilirim diyorum ama mesele "öyle veya böyle" oluşu.

amacım kısa vadede eu'dan kalıcı oturum alabilmek. bu beni motive eden birşey. almayaya gidersem berlin'den başka seçeneğe bakmayacağım.
ancak berlin vs barselona karşılaştırmasında ekonomik gerekçelerin dışında berlin benim açımdan bir sürü dezavantaja sahip : ( genel olarak almancanın zorluğu (aynı sürede ispanyolcaya aşırı hakim olabilcekken almancada çok zorlanacağım) , sosyal ilişkiler, iklim, adaptasyon, almanyadaki türk algısı, kiraların yüksek oluşu vs vs.

öte yandan özellikle pandemi sebebiyle barselona zaten iç açıcı olmayan ekonomisini artık daha da zor toplar gibi düşünüyorum bu da bence sosyal yaşama dolaylı olarak yansıyan bişey. yani tr'nin son 10-15 yıldaki sosyokültürel dönüşümünde de ekonominin direkt etkisi olduğunu gözlemliyorum. bir kişi de duymuyorum zaten barselonaya göç ettim, çok rahatım, mutluyum, gelin vs diyen :D

ama işte berlinde de yalnızlık, coğrafi mutsuzluk amaan ne bileyim..
iş bulmak berlinde daha kolay olacak, belki alım gücü yüksek olacak ama cezbedici tarafları benim için biraz eksik kalıyor. tabi herkes aptal mısın git berline orada düzen kur bi daha dönme falan diyor..

yani karşılaştırma kötü.. berlin londra olsa kendi adıma direkt londrayı tercih ederim. berlin venedik olsa direkt berlini tercih ederim. ama bu ikilemde aşırı kararsız kalıyorum.

söyleyin neden gitmeyeyim?
gelsin yorumlar : (




*barselonada katalanca konuşulduğunu biliyorum.
** iki şehirde de bir kaç defa, 3-4 hafta civarı bulundum.
*** master+deneyim var. ist.da 10k kazanıyorum şu an. eski beyaz yakalıyım.
0
rewlack
(16.01.21)
berlini seçerdim ben kesin olarak, ispanya tamam çok güzel ama sıfırdan başlamaya özellikle bizim gibi ekonomik sebeplerle göçenler için değil. Berlindeki kazançla yılda 1 ay rahat şekilde tatil yaparsınız diyorum zaten.
0
garavel
(16.01.21)
bir alman hayranı olarak söylüyorum: berlin'de yaşam fikri bu kadar üzüyorsa göçün hocam. istediği kadar kötü olsun, AB ülkesi sonuçta ispanya, orada bir kez tutunduktan sonra barcelona'da değilse başka yerde yaşarsınız mesela ne bileyim, bir yol bulunur. hepsini geçtim AB'de kalıcı oturum aldıktan sonra isterseniz zaten almanya'ya geçemiyor musunuz?

ispanya'yı eskiden hiç sevmezdim, hatta ispanyol dili ve edebiyatı bölümünü "kendimi veremiyorum, o bölgeye ilgi duyamıyorum" diyerek bırakmıştım zamanında. yaş 26 oldu, şimdi deseler ki seni valencia'ya gönderiyoruz, valla kar buz hastası bir adam olarak şıpıdık terliğimi ve domatesimi alır koşarak giderim.

kaldı ki bahsettiğiniz yer ispanya'nın köyü değil yahu, barcelona... barcelona'nın çekici olmadığı, yaşanmaz hale geldiği, "yeni türkiye"den daha kötü olduğu bir dönem olmuş mudur ki tarihte? savaş falan çıkmadığı sürece orası bence her şekilde buradan iyidir. sarmadı diyelim 1-2 sene sonra (olmadı 3-4 diyelim hadi) yine gidersiniz berlin'e, ne olacak?

bana öyle geliyor ki bu şekilde siz berlin'e giderseniz pek iyi hissetmeyeceksiniz. anladığım kadarıyla almancayı öğrenmek de istemiyorsunuz. kafanızın bir köşesinde barcelona da varken berlin'e tutunmak, adapte olmak vs. zor olabilir.

o yüzden bence barcelona'ya gidin. bunu tabii ki iyi kötü bi geliriniz olacağını varsayarak söylüyorum, yok eğer "berlin'de iş garanti, barcelona'da sıkıntı" gibi bir durum söz konusuysa bence almanya'ya gitmek daha iyi olur. barcelona'ya gezmeye gidersiniz.
0
der meister
(16.01.21)
vallaha ben barcelonaya goc edip mutluyum diyen duydum, lakin zaten parasi var ve azimsanmayacak aylik geliri.

barcelonada yuksek nitelikli is gucu olunca calisma izni alabiliyorsunuz, eger sektor it ise yazilim falan...sansiniz var...

barcelonada kazanacaginiz maksimum aylik 2500-3000 euro olur.(net) o da yuksek nitelikli is gucu iseniz.

yeter mi? tek kisiye evet iki kisiye hayir.

yani is buluyorsaniz gitmemeniz icin hic bir neden yok.
0
cairo
(16.01.21)
Berlin'i bilmiyorum, barcelonada sadece tatil yaptım.
Yalniz sunu bilmiyorum; almanya, fransa, Avusturya. bu üç ülke kendi bilgilerim dahilinde en iyi maaş oranlarina sahip.
Barcelona'da yasamak benim gibi izmirli biri icin hepsinden güzel olurdu ama maas ve ekonomik durum iyi değil ispanya ve İtalya'da (burada da cok guzel yasardim :(
Ikisinde de yaşayan arkadaşlarım bu dedigim 3 ülkeye gitmeye calisiyor/gidiyor.

Neyse, su covid dönemi hele ben almanya varken İspanya'ya gitmem. Ekonomik etkisi oldukça büyük. Covid sonrasi nasil olacagini kimse bilmiyor.
0
logisticsmanager
(16.01.21)
boyle bir secim luksunuz varsa biraz birinde biraz birinde yasayin? ya da once birine gidin, deneyin. olmazsa oburune gidin. engel ne?
0
hazen
(16.01.21)
Bi gidene soralim podcastinda barcelona bolumu vs var, onlari dinleyebilirsiniz.

Ayrica berlin vs barcelona baya alakasiz geldi iklim ve tarz olarak.

Eileengray +1 diyorum, hicbir yerde sirketler sizi almak icin yarismayacak muhtemelen, cok kisitli seceneginiz olacak.
0
kuehles blondes
(16.01.21)
@hazen yaş ve buna bağlı olarak hadi biraz da şurada takılayım demek istememek. eğer böyle istesem zaten berlini öncelikli tercih eder, 2 yılda oturum/çalışma izni alır sonra da istediğim yerde daha kolay iş bulurum. üstelik süreç de ekonomik açıdan daha rahat geçer. ama uzun vadede almanyada kalmayacaksam dille cebelleşitiğim, nispeten yalnız ve soğuk geçen 2 yıl elimde kalmış olacak. tabiiki berbat bi durum değil, ne güzel deneyim işte ama değer mi veya o süreç mutsuz eder mi bilmiyorum.

@eileengray, evet kolay olmayacağını tahmin ediyorum. sadece şu olacak her ikisinde de iyi ihtimalleri düşünelim. barselona bana kesinlikle daha az ücret teklif edecek. gerçi kiralar bi tık daha ucuz ama.. sonuçta blue kart skalasında bile iki ülkenin maaş farkları belli. ayrıca işsizlik,eleman ihtiyacı oranları da belli. barselonada -ispanya bölgesinde en gelişmiş şehirlerden biri olsa da- iş bulmak berline göre daha zor.
0
🌸rewlack
(16.01.21)
4,5 senedir Berlin'de yasayip, Barcelona'yi 3 günlük seyahatte görmüs birisi olarak Berlin'i gözden cikarmadan önce cok iyi düsünmeni tavsiye ediyorum.

Burasi Almanya'nin genelinden cok farkli, cok kozmopolit bir yapisi var ve sosyallesmek istedigin anda her milletten envai cesit arkadas ediniyorsun. Kücük bir Amerika modeli gibi. Son dönemde Berlin'e gelmis olan, beyin göcü yapmis Türkler de cok burada. Benim iki tane farkli ve can arkadasim diyebilecegim Türk grubum var Berlin'de yabanci arkadaslarimin yani sira.

Buraya gel, yasa, 6 ay sonra begenmezsen kalkip Barcelona'da is ararsin.
0
chitosan
(16.01.21)
ben berlini seçerdim. akdeniz iklim ve curcuna sıktı artık. ispanyollar büyük avrupa ülkeleri arasında en kaba olanlar. barcelona için genelleme olsa da kuzey avrupa her daim ilk tercihtir. türklere her yerde ön yargı var.
0
mikahakkinen
(16.01.21)
Neden Barcelona'ya Goc Etmeyeyim?
Pahali cunku. Turist tokatlamak uzerine bir sehir Barcelona. Hani Big Mac indexi vardir ya, benim de Lidl indexim var:) Lidl'a 5dk uzakliktayim Ingiltere'de, o yuzden cogu urunun ezberimdedir fiyati. Gittigim yerlerde karsilastiririm fiyatlari, cogu urun de standarddir, asagi yukari ayni markalar vardir, ambalaj dili degisir ulke degistikce sadece. Otelime yakin Lidl var diye de sevindirik olmustum Barcelona'da, gittim gezdim, fiyatlari karsilastirdim, Londra Lidl'larindan 20% gibi falan daha pahaliydi urunler Barcelona'da. Simdiye kadar gezdigim yerlerde hep Londra Lidl'i pahali oluyordu, Barcelona istisnasi olmustu. Ispanya'da maaslarin da yuksek oldugunu sanmiyorum.
0
neck_and_neck
(16.01.21)
Bir akdenizli olarak barselona'yı seçerdim ama siz seçmeyin:) almanya'da alım gücü daha fazla, sistem daha düzenli. Berlin de almanya'da yaşanabilecek en ideal şehir bence. Hareketli, çok farklı kesimlerden insanın yaşadığı, sosyalleşmeye elverişli bir şehir. Bir de bu katalanlar kendilerini pek seviyorlar, o da belki sıkıntı yaratır.
0
asteriks
(16.01.21)
Merhaba,
Almanya’da neden sadece Berlin düşünüyorsunuz? Münih mesela hem iklim olarak hem de maaş ve doğa olarak çok daha iyi. (Kiralar da buna göre artıyor tabii ama maaş daha iyi olduğu için görece standart çok değişmiyor.)
Merak ettim:)
0
bfm
(17.01.21)
münihi pek sevmedim. evet classy bi yer ancak benim için çok küçük çok sakin.
metropolsüz yapamıyorum. öğrenciyken ingilterede birmingham'da bile yapamadım kaçıp kaçıp londraya gidiyordum.

üstelik ev bulmak daha zor. iş alanım orada daha dar.
0
🌸rewlack
(17.01.21)
(7)

Son zamanlarda yurtdisindan test yaptırıp gelen var mı?

fraise
Şu anda yurtdisindayim ve turkiye'ye döneceğim. Test örneğinin 72 saat içinde verilmiş olması gerekiyormuş. Benim olduğum ülkede pcr testini herkese hemen yapmıyorlar ve sonuç da 72 saate kadar uzayabiliyor. Bir de yine burundan orneklemle hızlı testler var. Bunların sonucu 5 6 saatte cikabiliyor.S
Şu anda yurtdisindayim ve turkiye'ye döneceğim. Test örneğinin 72 saat içinde verilmiş olması gerekiyormuş. Benim olduğum ülkede pcr testini herkese hemen yapmıyorlar ve sonuç da 72 saate kadar uzayabiliyor. Bir de yine burundan orneklemle hızlı testler var. Bunların sonucu 5 6 saatte cikabiliyor.

Sağlık bakanlığını, Türk Hava Yollari'ni aradik; kimse net bir şey bilmiyor. Dönen kişilerden tecrübelerini paylaşacak biri var mıdır? Bu hızlı testlerle ilgili sorun oluyor mu? Teşekkürler şimdiden herkese.
0
fraise
(16.01.21)
hizli test kabul edilmiyor, pcr yaptirmaniz lazim. bazi havaalanlarinda mesela ny orada hemen test yapilip sonucu cikiyor. 72 saate kadar sonuc cikmaz ise thy bilet degisikligi yapiyor.
0
oscar
(16.01.21)
Oscar, işte o test pcr testi değil; pcr testi teknik olarak o kadar çabuk çıkamıyor. Dün uzun uzun anlattılar bana. O test de hızlı test, havaalanlarinda olan yani.
0
🌸fraise
(16.01.21)
thy'nin sitesindeki bilgi şu şekilde,

"30 Aralık 2020 itibariyle, Türkiye'ye gelen 6 yaş ve üzeri yolcuların (denizci, tır şoförü, transit yolcu hariç) planlanan kalkış saatinden önceki 72 saat içerisinde numune vererek alacakları negatif PCR test (nükleik asit testi olmalıdır) belgelerini uçuştan önce ibraz etmeleri gerekmektedir."

anladığım kadarıyla uçağın planlanan kalkış saati, TESTİN YAPILDIĞI saati takip eden 72 saatin içinde olmalı. test de yine senin söylediğin gibi tükürüklü falan değil PCR testi olacak.

yani pazartesi günü 14'te test yaptırdıysan perşembe günü kalkış saati 14 olan uçuşa kabul edilirsin, daha sonrası 72 saati aştığı için olmaz. ben öyle anladım en azından, yanlış yönlendirmiş olmayayım.

ben de eğer becerebilirsem 10-11 gün içinde türkiye'ye döneceğim ama aynı dertten mustaribim. bana uygun/sürpriz yaşatmayacak tek uçuş almanya üzerinden. o da pazartesi günü sabahtan var. hafta sonu test yapılmıyorsa veya sonuç verilmiyorsa yandık. yok başka ülke üzerinden gireyim desem her yerde öyle farklı şeyler yazıyor ki (sağlık bakanlığının sitesinde bile karman çorman her şey) ülkeye giriş için neye ihtiyacım olduğunu anlayamıyorum, türkiye için PCR testi yaptırıp da hollanda'ya girememek var. kafayı yiyeceğim, bi çuval para bi de bu test. kolay gelsin diyorum, umarım halledebiliriz.
0
der meister
(16.01.21)
Der meister, doğru anlamışsın 72 saat içinde olması lazımmış; saat yüzünden havaalaninda kalan bir sürü insan varmış.

Sadece test kısmı sıkıntılı çünkü pcr öyle şak diye sonucu çıkan bir test değil. Benim olduğum ülkede yine sürüntü orneklemiyle test yapıyorlar, sonucu en geç bir gün sonra elinde ama klasik pcr değil tabii. Zaten klasik pcri herkese yapmıyorlar artık. Sağlık Bakanlığı da doğru düzgün bir şey bilmiyor.

Şimdi burdaki bir acenteyi arayacağım.
0
🌸fraise
(16.01.21)
Sadece PCR kabul ediliyor (test isteyen cogu ulke aslinda sadece pcr kabul ediyor, hizli testler kabul olmuyor)

Sonucta ozel yaptirilacagi icin yurtidisi cikisi icin istiyorum diyip yaptirabilirsiniz her yerde. Normalde benim yasadigim ulkede de pcr testini ancak hizli test pozitif sonuc verirse yapiyorlar ama yurtdisina cikis amacli pcr testi baska bir sey, sertifikali lab.dan parasiyla yaptirabiliyorsunuz.
0
kuehles blondes
(16.01.21)
@fraise öncelikle kimle görüştünüz bilmiyorum ama sizi bayağı yanlış yönlendirmişler sanırım. Yurtdışındaki sistemi açıkçası bilmiyorum ama türkiyede işler şöyke yürüyor. Örneğin:
Memorial hastanesi:
“PCR testlerinde, burun ve boğazdan ucu pamuklu ince bir çubuk vasıtasıyla sürüntü örneği alınmaktadır.“
“Gerçek zamanlı PCR sonucu 1-3 saat içinde çıkarken, hızlı sonuçlu olanlarda 15 dakikadan 1,5 saate kadar sürede sonuç alınabilir.”

www.memorial.com.tr

İstanbul havalimanındaki bir kurum: cdnuploads.aa.com.tr
Özel istanbul şafak hastanesine bağlı ve pcr testi yetkisi var sağlık bakanlığından: hsgm.saglik.gov.tr

Özetle, havalimanındakile hızlı tanı test kitiyle yapılmıyor ve 3-6 saat arası sonuç çıkıyor. Bu da pcr testi olmadığını göstermiyor.
0
Unde bach canim
(17.01.21)
Sonucu söyleyeyim bari. Ben pcr yaptırdım ama hızlı test yaptiran ve uçağa alınan 5-6 kişi vardı.

Biz sağlık bakanlığı ve Türk hava Yollari'yla görüşmüştük. Bence kimse net bir bilgiye sahip değil; görevli kişinin yorumuna göre uçağa alım yapıyorlar.
0
🌸fraise
(17.01.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.